HABERLER    ANALİZLER
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
07-01-2013 tarihinde, 23:41 saatinde eklendi
Haftanın raporu: Şam’ın mesajları ve siyasi çözümün geleceği
Haftanın raporu: Şam’ın mesajları ve siyasi çözümün geleceği
Alptekin Dursunoğlu

Suriye Cumhurbaşkanının “siyasi çözüm”, “terörle mücadele”, “ulusal egemenlik” ve “bağımsızlık” vurgularıyla yaptığı son açıklama, tüm taraflara son üç açık mesaj veriyor.

 

Suriyeli siyasi muhaliflerin kasım ayı başlarında Doha’da, silahlı grupların ise aralık ayı başlarında Antalya’da yeniden örgütlenmesinin[1] ardından başta Şam havaalanı[2] olmak üzere Suriye’deki birçok hassas bölgeye[3] geniş çaplı bir saldırı başlatıldı.

NATO’nun Türkiye’ye Patriot füzeleri göndermeyi kabul etmesi[4], Suriye yönetiminin devrilmesinin an meselesi olduğunun, bu yüzden de kimyasal silah kullanabileceğinin gündeme getirilmesi[5] ve Amerikan ve Fransız savaş gemilerinin Suriye kıyılarına gönderilmesi[6], silahlı grupların geniş çaplı saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler oldu.

Bütün bu gelişmeler, Şam’ın en önemli müttefiki olan Moskova’nın tutum değiştirdiği[7] iddiasıyla desteklendi ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’in Latin Amerika ülkelerine kaçış[8] planı yaptığı, hatta Venezüella’dan sığınma istediği[9] öne sürüldü.

Aralık ayı ortalarına gelindiğinde silahlı grupların iddia edildiği gibi hiçbir stratejik üssü veya hassas bölgeyi ele geçiremedikleri[10], ya da girdikleri yerlerden de çok ağır kayıplar vererek çekilmek zorunda kaldıkları görüldü.[11]

Washington-Moskova pazarlığı ve Ahdar İbrahimi girişimi

Muhaliflerin hem siyasi hem de silahlı kanadının yeniden yapılandırılmasından sonra yaşanan bu gelişmelerin belli bir planlamanın ürünü olduğunu kanıtlayabilecek bir veri bulunmuyor; ancak her halükarda bu gelişmelerin ABD-Rusya pazarlığı açısından ciddi bir değer taşıdığı söylenebilir.

Amerika’nın yeniden yapılandırdığı muhaliflerden Nusra Cephesi konusunda hayal kırıklığı yaşaması,[12] Rusya’nın ise Suriye’de çözüm adresi olarak sürekli Cenevre mutabakatını vurgulaması, Washington ile Moskova’yı Suriye’de siyasi çözüm konusunda pazarlığa sevk eden etkenler olarak gözüküyor.

BM Suriye Özel Temsilcisi Ahdar İbrahimi’nin Şam temaslarıyla[13] başlattığı girişimin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Amerikalı meslektaşı Hillary Clinton’un Dublin’de yaptığı görüşme sonrasında şekillenmesi[14], Suriye konusunda yeni bir Washington-Moskova pazarlığı olduğunu düşündürüyor.

Belki Suriye ile ilgili olarak kasım başından aralık sonuna kadar yukarıda zikredilen gelişmelerin, bu pazarlık düşünülerek yapılmış planlı bir operasyon olduğu kesin olarak söylenemez. Ancak Ahdar İbrahimi’nin girişiminin BM Güvenlik Konseyi’nce desteklenebilecek bir plana dönüşme aşamasını etkileme gücüne sahip.

Ahdar İbrahimi, siyasi çözüm girişimi konusunda Şam yönetiminden[15], Suriye içindeki muhaliflerden[16] Çin’den[17] İran’dan[18] ve Irak’tan[19] destek gördü.

Ulusal Koalisyon[20] ve Özgür Suriye Ordusu[21] ise Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’in gidişini öngörmeyen hiçbir çözüm girişimini kabul etmeyeceklerini belirterek İbrahimi girişimini baştan reddettiler.

Suriye Özel Temsilcisi Ahdar İbrahimi’nin Şam’a herhangi bir planla gitmiş olmadığı sadece tarafların görüşünü dinlediği biliniyor. Dolayısıyla ABD liderliğindeki “Dostlar grubu” tarafından desteklenen Doha Koalisyonu ile Özgür Suriye Ordusu’nun İbrahimi girişimini peşinen reddetmesi, Amerika’yı Rusya ile İbrahimi girişimi çerçevesinde hazırlanması muhtemel siyasi çözüm planı konusunda baskı altına almaya yönelik bir adım olarak gözüküyor.

Çünkü Ahdar İbrahimi’nin Amerikan ve Rusya dışişleri bakan yardımcıları ile görüşmesi beklenirken,[22] İbrahimi’nin siyasi çözüm girişiminin, 2011 kasımındaki Arap Birliği girişiminin aksine Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’in çekilmesini bir ön şart olarak ileri süremeyeceği anlaşılıyor.

Ekonomik ve siyasi ambargodan, vekalet savaşına kadar tüm seçeneklerin denenmesine rağmen öngörülen “çözüm” konusunda hiçbir sonuç alınamadığını gören Amerika’nın Cenevre mutabakatı çerçevesinde “2014 yılına kadar Esed’li” bir siyasi çözümü müzakere edebileceği gözüküyor.

Şam'dan Dostlar'a soğuk duş 

Amerika’nın yeniden yapılandırdığı Doha Koalisyonu, Suriye’de “sona yaklaşıldığını”[23]  söylemeye devam ederek Amerika’yı Esed’li çözümü müzakere etmekten sakındırmaya çalışırken, Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’in 6 Ocak’ta yaptığı açıklama,[24] Şam yönetiminin siyasi çözüm adına dahi olsa ulusal egemenliğini müzakere konusu yapmayacağını göstermesi bakımından hem muhalifler hem de “Dostlar” grubunda şok etkisi yaptı.

Esed, 6 Ocak’taki konuşmasında “siyasi diyalog için muhatap bulamadıklarını”, “teröristlerle ve yabancıların kuklaları”nı muhatap almayacaklarını, “ülkelerini yabancılara satmayanlarla müzakereleri sürdüreceklerini” belirterek siyasi çözüme ve reform sürecine hazır olduğunu; ancak muhatabı kendisinin belirleyeceğini söylemiş oldu.

Öte yandan “benim 2014’te iktidarı bırakmam amacıyla uluslararası bir plan hazırlandığı haberleri rüyadan öte şeyler değildir” diyerek de egemenlik haklarının uluslar arası pazarlık meselesi haline getirilmesine izin vermeyeceğini vurgulamış oldu.

Esed’in ulusal egemenliği güçlü bir şekilde vurgulayan bu tutumu, son iki ayda tırmandırılan silahlı saldırılardan dolayı bitkin ve siyasi çözüm adına her türlü tavizi verebilecek bir konuşma bekleyen başkentlerin öfkesine neden oldu.

Ankara, Esed’i “Ortadoğu'da olanları ve kendi ülkesinde 2 senelik büyük yıkımın sorumlularını anlamamış görünmekle'' suçladı ve “sorumluluğun sadece dış güçlerde aranmaması gerektiğini” söyledi.

Davutoğlu’na göre Esed’in siyasi çözüm ve reformlar konusunda şimdi söylediklerini, kendisi 2 yıl önce Şam ziyaretinde Esed’e söylemiş, ama Esed onu dinlememişti.[25]

İngiltere, Esed’in açıklamalarını “ikiyüzlülüğün bile ötesinde”,[26] Amerika ise ''rejimin iktidara tutunma çabalarından biri”[27] diye niteledi. Ancak AB de dahil olmak üzere “Dostlar grubu” üyelerinin ortak vurgusu konuşmada “yeni bir şey”in olmadığıydı.

Ancak Esed’in konuşmasıyla ilgili en ilginç tepki Doha Koalisyonu’ndan geldi. Daha önce Ahdar İbrahimi girişimini baştan reddeden Doha Koalisyon’unun Sözcüsü Velid Bunni, bu kez, "Esed'in ilan ettiği girişim, krizi sona erdirmek için gündeme gelen diplomatik çabaları engellemeyi hedeflemektedir. Amerika, Rusya ve Ahdar İbrami'nin girişiminin yolunu kesmeyi hedeflemektedir”[28] diyerek Esed’i İbrahimi girişimini sabote etmekle suçladı.

Bütün bu gelişmeler ışığında, toplu bir değerlendirme yapıldığında şu sonuçlara ulaşmak mümkün:

1- Suriye’deki sorunun iki uç tarafında yer alan gerek Şam yönetimi, gerekse de Dostlar Grubu’nun nüfuzu altındaki Doha Koalisyonu, nihai çözüm konusundaki bilinen tutumundan geri adım atmamakta kararlı gözüküyor. Şam yönetimi yabancıların kuklası olarak gördüğü Doha Koalisyonunu, Doha Koalisyonu ise şiddetin kaynağı olarak nitelediği Şam yönetimini siyasi çözüm ortağı olarak tanımamakta ısrar ediyor.

2- Dostlar grubundaki Türkiye ve Arap ortakları, siyasi çözüm konusunda Doha Koalisyonu’nun tezlerine; İran, Irak ve Lübnan gibi bölge ülkeleri ise Şam yönetiminin tezlerine yakın duruyor.

3- Rusya, Şam yönetiminin geleceğine Suriye halkının karar vermesi gerektiğini belirterek Esed’in gidişinin siyasi müzakere için ön şart kılınmasına karşı çıkmakla birlikte, Şam yönetiminin aksine Doha Koalisyonu’nu diyaloga davet ederek[29] siyasi sürecin bir parçası haline getirmekte sakınca görmüyor.

4- Amerika ise Türk ve Arap müttefikleri ile yeniden yapılandırdığı Doha Koalisyonunun öngördüğü çözüme, kontrol dışına çıkma ihtimali giderek artan mevcut vekalet savaşıyla ulaşılabileceğine dair inancını giderek kaybediyor. Ancak Türk ve Arap müttefiklerinin vaatleri ve zorlamasıyla üstlendiği liderlik rolünden de bir anda vazgeçemiyor.

5- Başından beri dış müdahaleye ve şiddete karşı olan ve herhangi bir dış güdüm altına girmeyen Ulusal Koordinasyon Kurulu gibi muhalif gruplar ise ülkeyi yıkıma götüren savaşın bir an önce durması için ideal taleplerinden taviz verip gerçekçi her türlü barışçı çözümü destekliyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’in “siyasi çözüm”, “terörle mücadele”, “ulusal egemenlik” ve “bağımsızlık” vurgularıyla yaptığı son açıklama, bu beş tarafın hepsine son derece açık bir mesaj vermiş oluyor.

1- Eski rejimin sürdürülebilir olmadığının farkındayım, reformlar için yeni bir siyasi süreç başlatmaya hazırım.

2- Siyasi süreçle ilgili ortaklık şartlarını ben belirlerim.

3- Yıpratma savaşını yıllar boyu sürdürecek kadar güçlüyüm.  

Suriye’nin geleceğine ilişkin sürecin seyri, tarafların bu mesajlara biçtiği gerçeklik değerine göre belirlenecek gibi gözüküyor.

  


Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
a.fuad tarafından 09-01-2013 22:06:37 Tarihinde yazıldı.
Şeytanların top dolaştırması
Malum futbol oyununda top çevirme deyimi vardır.Genellikle yeni bir atak hazırlığıdır aslında.Küresel şeytani güçler bölge ve dünya müslüman halklarının savrulmasından ve akıl tutulmasına girmesinden olsa gerek;her oyunda halay başı çekmekten hiç çekinmiyorlar.İslami değerlere yaslanarak emperyalistlerin dümen suyunda politik angajmanlara girenlerin zilleti karşısında,islami değerlere yaslanmadan onurlu duruş sergileyen Beşşar Esed'i baascı nusayri vb.sığ söylemlerle itham edenlerin islamı ağızlarına alma hakları yoktur.Batının kuyruğuna takılarak politika yapmak bölgeyi peşinen batıya peşkeş çekmek iken,ısrarla aynı hatayı tekrar etmenin adı gaflet değilse ihanetten başka nedir diye insan sormadan edemiyor.Şuda bilinen bir gerçektir bazen top çevirirken kaptırılan bir top kendi kalesinde gol görmeylede sonuçlanabilir.
Diğer İlgili Başlıklar
Belarus ve renkli “devrim”e dair — 2 01-09-2020 tarihinde eklendi
Belarus ve renkli “devrim”e dair — 1 01-09-2020 tarihinde eklendi
Belarus’taki gelişmeler üzerine 16-08-2020 tarihinde eklendi
Rusya’da anayasa değişikliği. Ne öngörülüyor? 29-06-2020 tarihinde eklendi
Suriye'deki örgütlerin şifreleri 16-04-2020 tarihinde eklendi
Emirliklerin Yemen nüfuzu 26-02-2020 tarihinde eklendi
Suriye’deki gerginlik Rusya'yı nasıl tehdit ediyor? 12-02-2020 tarihinde eklendi
Rusya'da Türkiye kuşkusu derinleşiyor 10-02-2020 tarihinde eklendi
Putin, Lenin’le ilgili ne dedi? 12-12-2019 tarihinde eklendi
ABD, Suriye’de petrolü çalmak için Blackwater’ı ve teröristleri kullanıyor 04-12-2019 tarihinde eklendi
Güncel
23:05 (21.09.2020)
Unews kaynakları: Selahaddin iline bağlı Duceyl bölgesinde lojistik ekipman taşıyan Amerikan askeri konvoyunu hedef alan bir patlama oldu.
14:22 (16.09.2020)
Sputnik Haber Ajansı kaynağı: Rusya, Türkiye'ye İdlib'deki gözlem noktalarının sayısını azaltmayı teklif etti, Türkiye öneriyi reddetti.
23:14 (23.08.2020)
Unews: İsrail rejimi ordusuna ait bir insansız uçak, Gazze'de Rafah kentinin doğusunda düştü.
23:18 (21.08.2020)
Şarku'l Avsat: Suudi Arabistan, Libya'daki ateşkesi olumlu karşıladı.
23:16 (21.08.2020)
Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu'nun Sözcüsü Ahmed Mismari: Libya Ordusu'nun ateşkesi reddettiğine dair haberler doğru değil.
23:46 (18.08.2020)
Unews: Deyr ez-Zor'daki Koniko gaz sahasındaki yasadışı Amerikan üssünün çok sayıda roketle vurulduğuna dair haberler geliyor.
23:19 (18.08.2020)
Amerika'nın Deyr ez-Zor'daki üssüne füze saldırısı yapıldı.
13:40 (17.08.2020)
Rusya el-Youm: Putin, Erdoğan'la yaptığı telefon görüşmesinde Libya'da çatışan taraflar arasında doğrudan müzakere başlatılmasının zaruretini vurguladı.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Yozlaşmış düzenler, lümpen devrimler
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım