MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
06/04/2014 - 20:16 tarihinde eklendi
Cenevre-3’e karşı ÖSO-3
Alptekin DURSUNOĞLU
Cenevre-3’e karşı ÖSO-3
Askeri sahadaki şartlardan dolayı pozisyonunu güncelleyen sadece Rusya değil, muhalifler de ÖSO-3 sürümüyle güncellemeye gitme ihtiyacı duyuyor.

Suriye ordusu; Doğu Guta, Kalamun, Humus, Halep ve Lazkiye’deki cephelerde belirgin bir üstünlük elde ederken, diplomasi alanında Cenevre’nin, askeri anada ise ÖSO’nun yeni sürümleri gündeme geliyor.

Güncelleştirilen yeni sürümleriyle diplomasi alanında Cenevre-3’ü, askeri alanda da ÖSO-3’ü gündeme getiren gelişmelerin kısa özeti şöyle:

Rusya ve ABD’nin 2013 yılının mayısında anlaşmasına vardığı Cenevre-2 konferansı, 24 Ocak 2014’te yapılabildi.

Suriye sorununun taraflarını ilk kez bir masada buluşturmuş olmasından dolayı önemli bir adım olarak görülse de iki tur halinde yapılan Cenevre-2 görüşmeleri hiçbir sonuca varılamadan 15 Şubat’ta sona erdi.

Cenevre-2 neden başarısız oldu?

30 Haziran 2012’deki Cenevre-1 konferansının bildirisini temel alan Cenevre-2’nin başarısız olmasının sebepleri şunlardı:

1- Cenevre-1 bildirisi Suriye sorununun siyasi yollarla çözümü için yönetim ile muhaliflerin müzakeresini öngörüyordu; ancak ABD liderliğindeki Dostlar grubu Cenevre-2’ye kendilerinin örgütleyip desteklediği Ulusal Koalisyon adlı muhalif örgütün dışındaki muhalif grupların katılmasına izin vermedi.

2- Ulusal Koalisyon’un askeri kanadı olarak yapılandırılan ÖSO genelkurmayı dağılmış; ÖSO’dan ayrılan grupların kurduğu İslami Cephe de el-Kaide bağlantılı örgütler de Ulusal Koalisyon’u tanımadığını açıklamıştı. Öte yandan Cenevre-2’ye katılım konusunda kendi içinde görüş ayrılığı yaşayan[1] Ulusal Koalisyon’un ana gövdesini oluşturan Ulusal Konsey de Cenevre’ye katılmamıştı.

3- Ulusal Koalisyon’u ön şartsız olarak Cenevre’de masaya oturmaya zorlayan Amerika, konferans sırasında Beşşar Esed’in çekilmesi ön şartını bizatihi kendisi koyarak[2] görüşmeleri en başından çıkmaza sokmuş oldu.

4- Suriye heyeti müzakere gündeminin Cenevre-1 bildirisindeki sıraya göre belirlenmesinde ve önceliğin terörle mücadeleye verilmesinde ısrarcı oldu; Ulusal Koalisyon heyeti ise ABD’nin ön şartına zemin oluşturmak üzere geçiş hükümetinden başka bir konuyu görüşmeye yanaşmadı.

Dostlar grubunun şubat ortalarından itibaren attığı adımlar, Cenevre-2 stratejisini geçiş hükümeti üzerinden Beşşar Esed’i çekilmeye zorlamak ve sahada elde edilemeyen zaferi masa başında kazanmak şeklinde kurduğunu gösteriyordu.

Zira Şam’ın terörle mücadele gündeminden taviz vermemesi üzerine Dostlar grubunun istihbarat yetkilileri Cenevre-2’nin ikinci tur müzakereleriyle eş zamanlı olarak Washington’da bir araya geldi ve yeni bir savaş planlaması yaptı.

Suriye yönetimini istenen şartlarda masaya oturtma stratejisi üzerine kurulan planın ayrıntıları şunlardı:

1- Silahlı grupların yeniden düzenlenmesi: Eylülden itibaren yeni ittifak kombinasyonları oluşturarak birbiriyle savaşan silahlı gruplar, ‘yeşil’, ‘beyaz’ ve ‘kırmızı’ renk kodlarıyla üç kategoriye ayrıldı. Yeşillerin desteklenmesine, beyazların yeşillendikleri ölçüde desteklenmesine ve kırmızılarla da savaşılmasına karar verildi.

2- Silahlandırma ve eğitim: Başından beri Suriye’deki muhalif gruplara ‘öldürücü olmayan’ yardımlar yapmakla yetinen Amerika, Washington toplantısı sonrasında ilk kez muhaliflere silah desteğine doğrudan katıldı. Muhalif grupları uzun bir süredir Ürdün’de eğiten CIA, uçaksavar füzeleri hariç olmakla birlikte nitelikli silahlar vermeye başladı.

3- Güney cephesi: Dera ve Kuneytra’da oluşturulacak yeni hakimiyet alanları ile Şam’ı baskı altına alacak bir cephe açılması kararlaştırıldı. Ürdün sınırında kazanılacak yeni hakimiyet alanları ile Ürdün’de CIA tarafından eğitilen militanların Suriye’ye sokulması ve Şam kırsalındaki silahlı gruplara lojistik ikmal yolu açılması öngörüldü.

Yeni savaş planlaması

Güney cephesi iki açıdan son derece stratejik bir önem taşıyordu. Birincisi, Hizbullah’ın müdahalesi ile geçtiğimiz yıl Kusayr, bu yıl da Kalamun bölgesi Suriye ordusunun kontrolüne geçti. Silahlı grupların Lübnan’la bağlantısını koparan bu gelişme silahlı grupların Humus’taki varlığını zayıflatırken Şam üzerindeki baskının da hafiflemesine neden oldu.

İkincisi, Suriye yönetiminin istenen şartlarda masaya oturtulması için Şam’ın askeri açıdan baskı altına alınmasını gerekiyordu; ancak Kalamun’un kaybedilmesi ve Lübnan’la bağlantının kopması durumunda Şam’ı baskı altına alacak alternatif noktalar Ürdün ve İsrail sınırı boyunca Şam kırsalına uzanan güney cephesiydi.

Planlamanın yapıldığı şubat ortalarında Kalamun’daki en stratejik noktalardan biri olan Yabrud hala silahlı grupların elinde bulunuyordu. Güney cephesindeki kazanımlar, Yabrud’u güçlendirebilecek, dolayısıyla da Kalamun’daki dengeyi tersine çevirebilecek potansiyeller taşıyordu.

Ancak yapılan bu planlamayla beklenin aksine ne güney cephesinde bir kazanım elde edilebildi ne de Kalamun kurtarılabildi.

Yeşillerden umut yok, kırmızılar ve beyazlar sahaya

Öte yandan ABD’nin destek vaadi, silahlı gruplarda ciddi bir renk değişimi yaratmayı başaramadı. Silahlı gruplar içerisindeki en zayıf kategorinin hala ‘yeşil’ler olduğu, kuzeyden yani Türkiye sınırından açılan cephe ile de anlaşılmış oldu.

Türkiye’den geçerek Keseb’e ‘Enfal operasyonu[3] adıyla saldırı düzenleyen Nusra Cephesi, ‘kırmızı’, Ahrar Şam ve diğer İslami Cephe bileşenleri ise ‘beyaz’ kategorisinde yer alıyor.

Türkiye’nin ‘kırmızı’ ve ‘beyaz’lara Dostlar Grubu adına destek vermesi, cephe açabilecek ‘yeşil’ unsurların yokluğundan kaynaklanıyor.

Kuzey cephesinin yeşil olarak nitelenen ‘ılımlı muhalifler’ tarafından açıldığı izlenimi ise Koalisyon Başkanı Ahmed Carba’nın Keseb civarında çektirdiği birkaç kare fotoğrafla verilmeye çalışılıyor.

Şam üzerinde askeri baskı oluşturmayı ve Kalamun’u kurtarmayı hedefleyen güney cephesinden hala bir haber yok; aksine Suriye ordusunun başta Doğu Guta olmak üzere Şam kırsalında bariz bir üstünlüğü ve Kalamun’da açık bir zaferi söz konusu.

Güney cephesi tehdidine ve Keseb’den açılan kuzey cephesine rağmen Suriye ordusunun birçok cephede eş zamanlı olarak sonuç alıcı operasyonlar yapabildiği, Keseb’deki 45. Nokta tepesinin ve Halep’in Şeyh Neccar bölgesindeki stratejik tepenin silahlı gruplardan temizlenmesinden anlaşılıyor.

Sahadaki askeri dengenin bariz bir şekilde Suriye ordusu lehine şekillenmesi geçen hafta yankısını iki siyasi gelişmeyle göstermiş oldu.  

Rusya’dan siyasi çözüm için yeni sürüm Cenevre-3

 Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aleksandr Lukaşeviç, Suriye krizinin siyasi yollarla çözümü için düzenlenecek olan Cenevre-3 müzakerelerinin gündemi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

 Cenevre-3’ün gündeminde “şiddetin ve terörizmin durdurulması”, “Suriye yönetimi ile muhaliflerin katılımıyla ulusal geçiş hükümetinin kurulması” ve “Cenevre-1 bildirisindeki diğer hususlar”ın yer alacağını söyledi.[4]

  Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Cenevre-3’te Beşşar Esed’in çekilmesine dair hiçbir ön şartı kabul etmeyeceklerini vurguladı.[5]

Suriye ordusunun lehine gelişen askeri şartlar, Moskova’ya siyasi çözümü güncelleme ve bunu Cenevre-3 sürümüyle sunma imkanı verdi.

Rusya’nın açık pozisyon itibariyle “Suriye rejiminin avukatı değiliz”[6] noktasından Suriye’de rejim değişikliğine dayalı hiçbir ön şartı kabul etmeyiz” noktasına ulaşması, Cenevre-3 sürümünde söylemdeki özgüveni yansıtıyor.

ÖSO’nun ilk üç sürümü

Askeri sahadaki şartlardan dolayı pozisyonunu güncelleyen sadece Rusya değil, muhalifler de ÖSO-3 sürümüyle güncellemeye gitme ihtiyacı duyuyor.

Ulusal Koalisyon tarafından geçici hükümet başbakanı olarak atanan Ahmed Tuma’nın, ÖSO-3 sürümüne duyulan ihtiyaca dair açıklaması şöyle: “Sahada istenilen sonuca ulaşılamamıştır. Bunun için bir öneride bulundum. Bir buçuk yıl önce düzenlenen Antalya Konferansı’nın ikincisinin toplanması için çağrıda bulundum. Toplantıya sahada savaşan tarafların temsilcileri katılacak. Önceki toplantı gibi 550 kişi değil 60 kişinin davet edilmesini istiyoruz.”[7]

ÖSO-1, Riyad Esad tarafından kurulan, hiçbir emir komuta disiplini bulunmayan ve 2012 yılının aralık ayına kadar her türlü silahlı grubun ortak isim olarak kullandığı bir tabeladan ibaretti.

ÖSO-2, dünyanın en disiplinsiz ve kalabalık terör örgütü imajını, sürgünde kurulmuş bir hükümetin genelkurmay başkanlığı imajıyla değiştirme ihtiyacından doğdu.

ABD, 11 Kasım 2012’de siyasi kanattaki muhalifleri Ulusal Koalisyon adıyla yapılandırdıktan sonra koalisyonun askeri kanadı olmak üzere 7-9 Aralık 2012’de de Antalya’da ÖSO genelkurmayının kurulmasına öncülük etti.

Antalya’da kurulan ÖSO-2’nin ana gövdesini oluşturan üç silahlı grubun eylülde Koalisyonu tanımadığını açıklayarak genelkurmaydan ayrılması, kasımda İslami Cephe adlı yeni bir ittifak kurması, silahlı grupların iç savaşa tutuşması ve sahada Suriye ordusu lehine gelişen şartlar ise ÖSO-3 sürümünü zorunlu kılan gelişmeler oldu.

Bir sonraki durak Cenevre-3

Keseb saldırısıyla kuzey cephesinde ‘yeşil’lerden eser olmaması ve hala gücünden yararlanılabilecek tek kesimin ‘beyazlar’ olduğu gerçeği, ÖSO-3 sürümünün saha için değil ‘piyasa’ için hazırlandığını gösteriyor.

Çünkü “Suriye devrimi” diasporadaki muhalifler açısından son derece kazançlı bir sektör. Ulusal Koalisyon ve ÖSO, vekalet savaşından vazgeçilmediği sürece bu sektörde alternatifsiz olduğunun farkında.

Obama’nın son Suudi Arabistan ziyaretinde Suriye konusuyla ilgili olarak Washington ile Riyad arasındaki görüş ayrılıklarının azaldığı açıklandı.[8]

Washington-Riyad uzlaşması, Bender bin Sultan’ın grup ve silah türü ayrımı gözetmeyen silahlandırma politikasının yerine ABD’nin uygun gördüğü silahların sadece ‘yeşillere’ verilmesini öngören bir silahlandırma politikasına geçilmekte olduğu şeklinde okunabilir.

Ulusal Koalisyon genel kurulunun bugün İstanbul’da ÖSO-3’ün de yer aldığı bir gündemle toplanması,[9] ABD’nin Cenevre-3’e ikna oluncaya kadar sektörü koruyacağını ve vekalet savaşını sürdüreceğini gösteriyor.

 



[1] El Kudsu’l Arabi. 27 Ocak 2014. رياض الشقفة: لم نشارك في جنيف 2 لقناعتنا بعدم جدوى الحوار مع النظام و’داعش’ مخترقة ولدينا مؤشرات على تلقيها دعما إيرانياhttp://www.alquds.co.uk/?p=127710

[2] İHA. 17 Ocak 2014. John Kerry: Suriye’nin geleceğinde Esad’a yer yok. http://www.iha.com.tr/john-kerry-suriyenin-geleceginde-esada-yer-yok-dunya-324599

[3] Enfal, aynı zamanda Saddam Hüseyin yönetiminin Kürtlere karşı kimyasal silahlar da kullandığı operasyonlarına verdiği isim.

[4] El-Alem, 4 Nisan 2014. روسیه: درباره برنامه کاری ژنو 3 توافق شدhttp://fa.alalam.ir/news/1581955

[5] YDH. 4 Nisan 2014. Rusya: Cenevre-3 için şart kabul etmeyiz. http://www.ydh.com.tr/HD12736_rusya--cenevre-3-icin-sart-kabul-etmeyiz.html

[7] Al Jazeera Türk. 3 Nisan 2014. ABD yorulmamızı istiyor. http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/abd-yorulmamizi-istiyor

[8] The Wall Street Journal. 29 Mart 2014. ABD ile Suudilerin Suriye konusunda görüş farklılıkları azaldı http://www.wsj.com.tr/article/SB10001424052702304418404579469142075156478.html?mod=wsj_share_tweet

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Amerika’nın yeni Suriye stratejisi ve Türkiye'nin safı 21/01/2018 - 17:13 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım