Lübnan Yüksek Şii İslami Meclisi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Papa'nın Lübnan'a yapacağı ziyaretin bir barış ve birlik mesajı taşıdığını belirtti. Hatib, direnişin barışla çelişmediğini, aksine İsrail saldırganlığı karşısında barışı müdafaa eden bir güç olduğunu söyledi.
YDH - Lübnan Yüksek Şii İslami Meclisi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Papa Leo'nun Lübnan ziyaretinnin önemine dikkat çekti. Hatib, el-Meyadin kanalına verdiği demeçte, bu ziyaretin "farklı mezhepleri barındıran ve hâlâ saldırganlığın ve zulmün yükü altında ezilen" bir ülkeye yapıldığını vurguladı.
Şeyh Ali el-Hatib, ziyaretin bu aşamada vahşi bir saldırganlıktan mustarip olan Lübnan için özel bir mesaj taşıdığını ifade etti. Ziyaretin tüm Lübnanlıları, özellikle de "İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırganlığından en çok zarar gören Şii toplumu" ilgilendirdiğini belirtti.
'Papa'nın mesajı tüm Lübnanlılar içindir'
Papa'nın mesajının "bir barış ve ortak yaşamı koruma mesajı" olduğunu söyleyen Hatib, "Biz de buna inanıyor ve bunu savunuyoruz" diye konuştu.
Hatib, Papa'nın varlığının, "bu zorlu koşullarda Lübnanlıların ortak paydaları aramak için birleştiği bir durak olması gerektiğini" dile getirdi.
Ziyaretin, fitne ateşini körükleyenlere karşı açık bir duruş çağrısı taşıdığını açıklayan Hatib, "Ayrışmaları kışkırtanlar bu mesajı iyi dinlemelidir" dedi.
Filistin meselesine ilişkin tutum hakkında ise Hatib, Vatikan'ın "önemli bir dönüşüm teşkil eden ve gelişmesini umduğumuz" olumlu bir tavır sergilediğini kaydetti.
Hatib, "Vahşi İsrail saldırganlığıyla yüzleşmek ve Filistin halkının hakkına sahip çıkmak konusunda ulusal ve ahlaki sorumluluğumuz diğerlerinden daha büyüktür" ifadelerini kullandı.
Şeyh Hatib, Papa'nın ziyaretinin "bu düşmanın savaş projesinin sonu ve tüm Lübnanlılar için barışın başlangıcı" olmasını umduğunu belirtti ve bu temelde "ulusal bir birlik ve fikir birliğinin sağlanmasının başlangıcı" olmasını dilediğini ekledi.
'Lübnan'daki ayrışma siyasi, dini değil'
İçinde bulunulan dönemin tehlikelerine karşı uyarıda bulunan Şeyh Ali el-Hatib, "Lübnanlılar bunun ciddiyetini anlamalı. Lübnan'daki bölünme dini değil, siyasidir" dedi.
Hatib, bazı Lübnanlı yetkililerden "siyasi anlaşmazlıklarda dini meseleleri kullanmamalarını" talep etti.
Hatib, her iki dinin de temelinde yer alan "insan onuruna ve vatandaşlığa saygı duyan bir devlet inşa etme" çağrısı yaptı ve "Aramızdaki meseleleri düzeltmek için neden sürekli dış müdahalelere ihtiyaç duyuyoruz?" diye sordu.
Ayrıca Hatib, "Her iki dinin taşıdığı ortak değerleri, sevgiyi, kardeşliği ve birliği dünyaya bir mesaj olarak iletmeliyiz" diye konuştu.
Şeyh Ali el-Hatib, "Herkes, temsil ettiği mesaj ve ortak yaşam modeli nedeniyle Lübnan'ı korumalıdır. Düşmanın hedef almaya çalıştığı da budur" dedi.
Bu bağlamda Hatib, "mezheplerin saldırganlık karşısında bir lanet değil, bir lütuf olduğunu" vurgulayan İmam Musa es-Sadr'ı hatırlattı.
Hatib, "Biz aşiretlerden oluşmuyoruz, bizi ortak değerler bir araya getiriyor. Dolayısıyla Lübnan, mezheplerinin çeşitliliğiyle harika bir model oluşturuyor" dedi ve tüm dini otoriteleri, "Lübnanlıları saldırganlık karşısında tek saf olmaya teşvik etmeye" çağırdı.
'Direniş barışla çelişmez, onu korur'
Yüksek Şii İslami Meclisi Başkan Yardımcısı, barış ile direniş arasında bir çelişki olmadığını vurguladı.
Hatib, "Direniş, kendi vatandaşları için barış demektir. Düşmana karşı koyan ve halkını koruyan odur" diye konuştu.
Barışı müdafaa etmenin, "saldırılar karşısında onu koruyan ve asla onunla çelişmeyen" direnişin rolünden ayrı tutulamayacağını belirtti.
Hatib, mevcut tehlikenin sadece Filistin veya Lübnan ile sınırlı olmadığını, "düşmanın fıtratıyla" ilgili olduğunu vurguladı ve sorunun İsrail'in yayılmacı projesinde yattığını ve bunun Suriye sahasında da görüldüğünü açıkladı.
Bu çerçevede Hatib, Suriye'deki yeni yönetimin "İsrail ile savaş niyetinde olmadığını açıklamasına rağmen Suriye'nin saldırganlıktan kurtulamadığını" ifade etti.
Şeyh Hatib, "insani değerlere ve tüm insanlığa tehdit oluşturan bu düşmana" karşı birleşik bir duruş sergileme çağrısı yaptı.
Son olarak, Filistin sorununa çözüm bulunamamasının, bölgede kapsamlı bir çözümün de olmaması anlamına geldiğini vurguladı.