ABD, Venezuela’yı merkezine alan baskı ve tehdit politikasını Küba, Kolombiya, Meksika, İran ve Grönland’a uzanan çok cepheli bir hatta genişletti.
YDH- Axios’a konuşan bir ABD’li yetkiliye göre Trump yönetimi, Venezuela’daki geçici hükümete Çin, Rusya, Küba ve İran’la bağlantılı olduğu öne sürülen tüm “casus” ve “istihbarat” unsurlarının ülkeden çıkarılması yönünde baskı uyguluyor.
Haberde, bu talebin “düzenli diplomatik personeli kapsamadığı” belirtildi.
Washington’dan yeni talepler
Axios’un aktardığına göre, söz konusu adım, geçen hafta Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasıyla sonuçlanan saldırının ardından, petrol zengini ülkenin “ABD’nin taleplerine uyması için atılan son girişim” olarak değerlendiriliyor.
Haberde, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodríguez’in bu taleplere uymaması halinde ülkede “ikinci bir askeri saldırının” gündeme gelebileceği yönünde tehdtte bulunduğu aktarıldı.
Petrol ve yaptırımlar gündemde
Trump, salı günü yaptığı açıklamada, Venezuela’daki geçici yönetimin ABD’ye “30 ila 50 milyon varil” petrol “devredeceğini” söyledi. Trump, cuma günü petrol şirketleriyle bir araya gelmesinin planlandığını, yaptırıma tabi tutulan bu petrolün piyasa fiyatından satılacağını ve elde edilecek gelirin “Venezuela ve ABD’nin yararına” kendisinin kontrolünde olacağını ifade etti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise pazar günü yaptığı açıklamada, Washington’un yeni yönetimi hedeflerine uymaya zorlamak amacıyla bir “petrol karantinası” uygulayabileceğini dile getirdi. Rubio, bu adımın ABD’ye Venezuela’nın ham petrol kaynakları üzerinde daha fazla etki alanı sağlayacağını söyledi.
Axios’un haberinde, Trump ve Rubio’nun Maduro’nun yakalanmasının ardından çeşitli başkentlerde “korku ve baskı algısı yarattığı” ve en az altı ülkeye yönelik uyarılarda bulunduğu aktarıldı.
Maduro operasyonunun ardından
Haberde, Maduro’nun yakalanmasıyla sonuçlanan operasyonun ardından Trump yönetiminin söylemini sertleştirdiği ve Trump’ın bu süreçte “Venezuela üzerinde kontrol sahibi olduğunu” öne sürdüğü belirtildi.
Rubio, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Maduro’nun Trump’ın taleplerine uymak yerine “direnmeye çalıştığını”, bunun sonucunda da gözleri bağlanarak bir savaş gemisiyle New York’a götürüldüğünü ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Rubio’nun, “Dünya için mesaj şu: Bu başkanla oyun oynamayın, çünkü sonu iyi olmaz.” ifadelerini kullandığı aktarıldı.
Trump yönetiminde Maduro’ya yönelik adımların mimarlarından biri olarak gösterilen Stephen Miller da CNN’e yaptığı açıklamada, Batı Yarımküre’deki ülkelerin “ABD’nin bir süper güç olduğu” gerçeğini dikkate alması gerektiğini söyledi.
Yeni hedefler gündemde
Axios’un aktardığına göre Trump ve ekibi, “uyuşturucu” suçlaması ve “sosyalizm” gerekçesiyle Küba, Kolombiya ve hatta Meksika’ya yönelik olası adımları gündeme getirdi.
Haberde, geçici lider Delcy Rodríguez’in Washington’un çizdiği hatta uymaması halinde Venezuela’ya yönelik yeni saldırıların da dışlanmadığı ifade edildi.
Trump ayrıca, İran’da ekonomik sıkıntılara karşı protestoları gerekçe göstererek bu ülkeye yönelik saldırı tehdidinde bulundu.
Haberde dikkat çekilen bir diğer başlık ise NATO üyesi Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland oldu. Trump’ın, Çin ve Rus gemilerinin bölgede varlık göstermesini gerekçe göstererek “Grönland’a ihtiyaç duyulduğunu” yinelediği aktarıldı.
Grönland krizi
Axios’a göre, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Trump’ın Grönland’ı ilhak etme yönündeki açıklamalarının “ciddiye alınması gerektiğini” söyledi. Frederiksen, Avrupa müttefiklerini, uzun süredir güvenliğini sağlayan ABD’den gelebilecek olası bir askeri müdahaleye karşı uyarmak zorunda kaldı.
Frederiksen, “ABD başka bir NATO ülkesine saldırırsa her şey durur, NATO da dahil.” uyarısında bulundu. Kuzey Avrupa ülkeleri Danimarka’ya destek mesajları gönderirken, Grönland Başbakanı “saygı” çağrısı yaparak, “Yeter artık. Daha fazla baskı yok. Daha fazla ima yok. Daha fazla ilhak hayali yok.” dedi.
Trump ise pazar günü Air Force One’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Grönland meselesini yaklaşık iki ay içinde ele alacaklarını” söyledi.
Kolombiya ve Meksika’ya mesajlar
Trump, Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro’ya ilişkin açıklamalarında, Petro’yu “kokain kaçakçılığıyla” suçladı ve böyle bir operasyona dair soruya “bana iyi bir fikir gibi geliyor” yanıtını verdi. Bir gün önce ise Petro’nun “kendine dikkat etmesi gerektiğini” söyledi.
Petro suçlamaları sert biçimde reddederek, tutuklanmasının “halkın jaguarını serbest bırakacağını” ifade etti. Petro, pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Gelin ve beni alın” dediğini aktardı.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ise Trump’ın, ABD’nin Meksika’daki kartellere karşı “bir şeyler yapmak zorunda kalacağı” yönündeki açıklamalarına “daha temkinli” yanıt verdi. Sheinbaum, “İşbirliği evet; boyun eğme ve müdahale hayır.” ifadelerini kullandı.
Bu sırada İran’ın Birleşmiş Milletler daimi temsilcisi, Trump’ın İran’daki protestoculara yönelik açıklamalarını “timsah gözyaşları” olarak nitelendirerek, Tahran’ın kendini savunmaya hazır olduğunu söyledi.
Rodríguez’den ton değişikliği
Axios’un haberine göre Trump’ın doğrudan tehditlerinin ardından Delcy Rodríguez’in söyleminde değişiklik gözlendi.
Rodríguez, Telegram’da İngilizce yayımladığı “ABD’ye mesaj” başlıklı paylaşımında, Trump’la “barış ve diyalog” ruhu içinde işbirliği yapma umudunu dile getirdi.
Küba’ya yönelik uyarılar
Haberde, Trump ve Rubio’nun en sert uyarılarının Küba’ya yöneltildiği belirtildi. Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, Venezuela petrolüne erişim olmadan “Küba’nın ayakta kalamayacağını” savundu.
Rubio ise “Meet the Press” programında Küba’nın bir sonraki hedef olup olmayacağı sorusuna, “Evet, ciddi sorunlarla karşı karşıyalar.” yanıtını verdi. Rubio, bir gün önce de “Havana’da yaşıyor olsaydım ve hükümette olsaydım, en azından biraz endişelenirdim.” ifadelerini kullandı.
Axios, Trump’ın hedef listesinde yer alan ve daha önce bu açıklamaların bir blöf olduğunu düşünen liderlerin, artık “bunun böyle olmayabileceğini gösteren güçlü bir gerekçeyle” karşı karşıya bulunduğunu iddia etti.