İran Yüksek Savunma Konseyi'nden 'caydırıcılık manifestosu'

img
İran Yüksek Savunma Konseyi'nden 'caydırıcılık manifestosu' YDH

İran Yüksek Savunma Konseyi, ABD-İsrail ekseninden gelen tehditlere karşı Tahran’ın güvenlik doktrinini açık biçimde ilan etti.



YDH- İran Savunma Konseyi Sekreterliği, Washington-Tel Aviv ekseninden gelen artan tehditlere ilişkin yayımladığı açıklamada, Tahran’ın güvenlik yaklaşımını net biçimde ortaya koydu.

Açıklamada İran’ın kendisini yalnızca saldırı sonrası yanıt vermekle sınırlı görmediği vurgulanırken, “nesnel tehdit işaretlerinin” de meşru savunma kapsamına girdiği belirtildi.

Salı günü yapılan açıklama, İran’ın ulusal güvenlik, bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü “aşılmaz kırmızı çizgi” olarak tanımlarken, tehdit dilinin yoğunlaşmasının doğrudan düşmanca bir eylem olarak değerlendirileceği mesajını verdi.

 

“Tehdit söylemi de güvenlik denklemidir”

Savunma Konseyi’ne göre İran’ın düşmanları, geçmişte sivilleri hedef alan eylemlerini açıkça üstlenmiş aktörlerden oluşuyor.

Açıklamada, özellikle kadın ve çocukları hedef alan saldırıların kayda geçmiş bir sicil oluşturduğu vurgulanırken, bu tutumun uluslararası hukukun temel ilkeleriyle açıkça çeliştiği belirtildi.

Konsey, tehditkâr açıklamaların ve müdahaleci söylemlerin yalnızca siyasi pozisyon alma değil, sistematik bir baskı ve yıldırma stratejisinin parçası olduğunu kaydetti.

Bu nedenle İran’ın güvenlik değerlendirmesinin yalnızca fiili saldırılarla sınırlı olmadığı ifade edildi:

''Ulusal çıkarlara yönelik herhangi bir saldırı, orantılı ve hedefli bir yanıtla karşılanacaktır. İran'ın iç işlerine müdahale cevapsız kalmayacaktır. Ülkenin istikrarına karşı eylemler, kararlı bir yanıtla karşılanacaktır. İran, kendisini bir eylemden sonra tepki vermekle sınırlı görmez. Tepki, diğer tarafın eylemleriyle aynı düzeyde veya hatta ötesinde olabilir. Objektif tehdit işaretleri, ülkenin güvenlik denkleminde yer alır. Tehdit dilinin yoğunlaştırılması, düşmanca davranışın bir örneği olarak kabul edilebilir.''

 

Önleyici savunma vurgusu

Açıklamada öne çıkan başlıklardan biri de önleyici savunma oldu.

Bölgesel işler uzmanı Mansur Berati, kırılgan güvenlik koşullarında birçok ülkenin savunma doktrinini yeniden düzenlediğini hatırlatarak, İran’ın da benzer bir çerçeve içinde hareket ettiğini belirtti.

Berati’ye göre önleyici savunma, saldırının kesinleşmesini beklemeden; istikrarsızlık, dış müdahale ve düşmanca hazırlık belirtilerinin yeterli görülmesi anlamına geliyor:

''Önleyici savunma, kırılgan güvenlik koşullarında önerilir. Bu koşullar genellikle büyük bir güvenlik olayı veya savaştan sonra oluşur. Böyle bir durumda, krize geri dönme olasılığı inkar edilemez. Çatışmanın veya düşman eyleminin yeniden başlaması olasılığı vardır.''

Bu yaklaşımda tepkinin, karşı tarafın eylemleriyle aynı düzeyde ya da daha ileri bir noktada olması ihtimali dışlanmıyor.

 

“İran duygusal değil, hesaplı hareket eder”

Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedai ise İran’ın karar alma mekanizmasının duygusal reflekslere değil, orantılı, caydırıcı ve hesaplı eylemlere dayandığını söyledi.

Muktedai, “Tehdit içeren açıklamaların karşılıksız kalacağı düşüncesi büyük bir yanılgıdır” diyerek, İran’ın tehdidin fiili alana taşındığını hissetmesi halinde yanıt zamanını ve biçimini kendisinin belirleyeceğini vurguladı:

''Tehdit içeren açıklamalar yapıp karşılık vermemek bir yanılgıdır. İran tüm tehdit içeren açıklamaları yakından takip etmektedir. Düşmanın tehdit alanına girmesi, orantılı ve caydırıcı bir karşılıkla karşılanacaktır. İran'ın cevabı, tehdit uygulandıktan sonra olmak zorunda değildir. Düşmanın tehdidin pratik alanına girdiğini hissetmek yeterlidir. Eylem zamanı ve türü, İran'ın tanımasına bağlı olarak belirlenecektir. İran, istediği zaman ve yerde harekete geçecektir. Eylemin kapsamı da ulusal çıkarların belirlenmesine bağlıdır. Yanlış hesaplamanın tekrarlanması "büyük bir felakete" yol açabilir. Amerika Birleşik Devletleri, şimdiye kadar Basra Körfezi'nde bu felaketi yaşamaktan kurtuldu. Hatanın devam etmesi, düşmanı "tarih dersi" haline getirebilir.''

Açıklamanın temel amacının, düşman aktörlerin yanlış hesaplamalarını engellemek olduğunu ifade etti.

 

ABD-İsrail’e açık mesaj

Dünya Çalışmaları Profesörü Fuad Yezidi, son dönemde ABD’den gelen açıklamaların hacim ve süreklilik bakımından olağanüstü olduğunu belirterek, krizin “karar alma eşiğine” yaklaştığını söyledi.

Yezidi’ye göre gerçek caydırıcılık, Washington’daki karar vericilerin olası bir çatışmanın maliyetini nasıl hesapladığıyla doğrudan bağlantılı:

''Belirleyici faktör, ABD istihbarat teşkilatlarının savaşın maliyetine ilişkin tahminidir. Caydırıcılık denklemi, Amerikalı karar vericilerin zihninde oluşmaktadır. Savaşın gerçek maliyeti, Washington'ın karar alma eksenidir. Tek caydırıcı unsur, ABD askeri kayıplarının ağır olacağı tahminidir: Amerika'dan 500 ölü vereceğiz.''

Yezidi, ABD’nin askeri seçeneği ancak ağır kayıplar ihtimaliyle karşılaştığında geri plana iteceğini, bu maliyetin ise Amerikan karar mekanizmalarında belirleyici olduğunu savundu.

 

“Girişim İran’dadır”

Meclis üyeleri ve güvenlik uzmanları, Savunma Konseyi açıklamasının yalnızca savunmacı bir metin olmadığında hemfikir. Açıklamada, İran’ın güvenlik inisiyatifini karşı tarafa bırakmayacağı, tehdit-yanıt denkleminde belirleyici aktör olacağı net biçimde ifade ediliyor.

Ali Asker Nakhairad ''Yeni yaklaşım sadece tepkisel değil. Eylem sonrası tepki mantığının ötesine geçmek: İran, kendisini eylem sonrası tepkiyle sınırlı görmüyor. Bu duruş, meşru savunmanın daha aktif bir çerçevesine girmenin sinyalini veriyor.'' dedi.

Yeni yaklaşım, yalnızca fiili saldırıları değil; sözlü tehditleri, dolaylı baskıları ve psikolojik operasyonları da güvenlik tehdidi olarak tanımlıyor. Bu çerçevede, “tehdit dilinin yoğunlaştırılmasının bedelsiz olmayacağı” mesajı veriliyor.

Ayrıca metinde şu ifadeler yer aldı:

Tehdit söylemini yoğunlaştırmanın bir bedeli vardır. Güç gösterileri ve dolaylı baskı cevapsız kalmayacaktır. İran'ın güvenlik hesaplamaları yalnızca pratik eylemlerle sınırlı değildir. Karşı taraf yanlış hesaplama yapmamalıdır. Karar alma, düşmanın iradesine ve zamanlamasına bağlı değildir. Girişim İran'dadır.

 

İran'ın stratejik kararının gerekliliği

Yetkililere göre İran’ın, stratejik kararını açık ve net biçimde ortaya koyması gerektiği belirtilirken, gerçek caydırıcılığın yalnızca İsrail’i değil, doğrudan Amerika Birleşik Devletleri’ni hedef alan bir denge üzerinden kurulabileceği ifade edildi.

Açıklamalarda, Siyonist rejime odaklanan bir yaklaşımın tek başına yeterli olmayacağı, caydırıcılığın daha geniş bir stratejik çerçevede ele alınması gerektiği vurgulandı.

Değerlendirmelerde, bu tür bir stratejik kararın en üst düzeyde iç siyasi mekanizmalar tarafından alındığına dikkat çekilirken, uygulanmasının kamuoyuna dönük sloganlar ya da sözlü açıklamalar gerektirmediği kaydedildi.

Yetkililer, sahadaki değişimin ve güvenlik denklemindeki yeni yaklaşımın, karşı tarafın istihbarat ağları tarafından zaten fark edileceğini belirtti.

Bu çerçevede İran’ın olası yanıtının, yalnızca eylem sonrası bir tepkiyle sınırlı kalmayacağı; kararlı, orantılı ve önleyici unsurlar içeren bir çerçevede ele alındığı aktarıldı.

 

İran'ın ulusal güvenlik konusundaki tutumu

Yetkililer, İran’ın ulusal güvenlik, bağımsızlık ve toprak bütünlüğü konusunda herhangi bir taviz vermeyeceğini vurgularken, silahlı kuvvetler, halk güçleri ve toplumun genelinin yabancı tehditlere karşı birlik içinde hareket ettiğini belirtti.

Değerlendirmelerde, 12 Günlük Savaş’ta İran’ın karşı tarafa ağır bir darbe indirdiği hatırlatılarak, bu deneyimin düşmanın yeniden saldırma kapasitesini ve cesaretini ciddi ölçüde zayıflattığı ifade edildi.

Son dönemde yöneltilen tehditlere de değinilen açıklamalarda, bu tehditlerin belirli bir sınırı olduğu, ancak gerekli görülmesi halinde İran’ın orantılı ve kararlı bir karşılık vermekten kaçınmayacağı kaydedildi.

Yetkililere göre İran’ın olası önleyici adımları, güvenlik ve istihbarat analizlerine dayanıyor. En olumsuz senaryolarda dahi Tahran’ın harekete geçme ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı.

Siyonist rejimden kaynaklanan tehdidin değerlendirilmesine ilişkin olarak ise, tehlikenin kesin ve yüzde yüz olarak tespit edilmesi durumunda önleyici eylemin muhtemel hale geleceği belirtildi.

Bu düzeyde bir kararın ancak açık ve somut kanıtlarla alınabileceği ifade edilirken, İsrail’in kamuoyunda zaman zaman tehdit algısının abartılı biçimde öne çıkarıldığı değerlendirmesi yapıldı.

 

Sonuç: Kararlı, orantılı ve önleyici yanıt

Savunma Konseyi, tehdidin sürmesi halinde kararlı ve orantılı bir yanıtın kaçınılmaz olacağını vurgularken, sonuçların tüm sorumluluğunun bu süreci planlayan ve yürüten aktörlere ait olacağını belirtiyor.

Açıklamada, Bakara Suresi’nin 194. ayetine atıfla, İran’ın bu tutumunu meşru savunma çerçevesinde temellendirdiği de dikkat çekiyor.

Bu açıklama, İran’ın güvenlik doktrininde eylem sonrası tepkiyle sınırlı olmayan, daha aktif ve önleyici bir savunma anlayışının kurumsal düzeyde ilanı olarak değerlendiriliyor.



Makaleler

Güncel