General Yitzak Brik: İsrail, Hizbullah ve Hamas’ın yeniden yapılanma gücünü okuyamıyor

img
General Yitzak Brik: İsrail, Hizbullah ve Hamas’ın yeniden yapılanma gücünü okuyamıyor YDH

Haaretz yazarı emekli Tümgeneral Yitzak Brik, İsrail’in Hizbullah ve Hamas’ın yeniden yapılanma kapasitesini sistematik biçimde küçümsediğini belirterek, Tel Aviv’in askeri başarı algısının derin bir stratejik körlükle malul olduğunu vurguluyor.



YDH- Haaretz gazetesinde yayımlanan değerlendirmesinde emekli Tümgeneral Yitzak Brik, İsrail’in Hizbullah ve Hamas’ın askeri, siyasi ve toplumsal yeniden yapılanma kabiliyetlerini doğru biçimde analiz edemediğini açık bir dille ortaya koydu.

Brik’e göre Tel Aviv, anlık operasyonel kazanımları stratejik başarı olarak sunarken, sahadaki daha derin ve kalıcı dinamikleri göz ardı ediyor.

Brik, İran’ın Gazze Şeridi’ne yönelik uzun vadeli ve kapsamlı yatırımlarının, Katar ve Türkiye’nin siyasi ve ekonomik katkılarıyla birleştiğini vurguladı.

Bu tablonun, silahlı grupların savaş alanının tam merkezinde yeniden güç kazanmasına imkân tanıdığını ifade etti.

Söz konusu destek mekanizmasını, bu yapılar için adeta bir “sigorta poliçesi” olarak tanımlayan Brik, savaş sonrası dönemde dahi bu aktörlerin varlığını ve etkinliğini sürdürebildiğine dikkat çekti.

Yazısında İsrail’in siyasi ve askeri liderliğini sert biçimde eleştiren Brik, karar alıcıların bilinçli bir “stratejik körlük” içinde hareket ettiğini savundu.

Ona göre, kısa vadeli başarıları ön plana çıkarma arzusu, çelişkilerle dolu ve giderek ağırlaşan stratejik tabloyu kamuoyuna olduğu gibi sunma ihtiyacının önüne geçiyor.

Brik, İsrail’in düşünsel ve doktrinel çerçevesini köklü biçimde değiştirmemesi halinde, ülkenin yeniden büyük ve sarsıcı sürprizlerle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.

Güvenliğin, geçmişte gerçekleştirilen saldırıların yıkıcılığıyla değil, düşmanın gelecekte yeniden toparlanmasını engelleme kapasitesiyle ölçülmesi gerektiğini vurguladı.

Operasyonel kazanımların, ne kadar ağır kayıplar verdirmiş olursa olsun, tek başına stratejik bir dönüşüm anlamına gelmediğinin altını çizen Brik, kamuoyunda yaygın olan bir yanılgıya da işaret etti.

Üst düzey liderlerin tasfiye edilmesi ya da altyapının yok edilmesinin çoğu zaman “nihai çözüm” olarak algılandığını belirten yazar, gerçekte bu adımların uzun vadeli bir aşağı yönlü gidişat içinde yalnızca geçici rahatlamalar sağladığını ifade etti.

Brik’e göre asıl sorun, durum değerlendirmesindeki yapısal bozukluktan kaynaklanıyor. Bu bozukluk, düşmanın yüzeyin altında sessizce ve kararlılıkla yürüttüğü yeniden yapılanma süreçlerini görünmez kılıyor. İsrail’in anlık askeri başarıları, bu derin ve süreklilik arz eden kapasiteyi perdeliyor.

Yazıda dikkat çekilen bir diğer kritik başlık ise uluslararası boyut oldu. Brik, Çin’in özellikle İran’ın füze sistemlerinin yeniden yapılandırılmasında aktif bir rol üstlenmesinin, bölgedeki dengeleri köklü biçimde etkilediğini belirtti.

Bu gelişmenin, “direniş ekseni”ne İsrail’in yalnızca askeri araçlarla dengeleyemeyeceği ölçüde teknolojik ve lojistik bir derinlik kazandırdığını savundu.

Buna ek olarak, Türkiye’nin bölgedeki artan etkisi ile Trump yönetiminin Katar ve Ankara ile geliştirdiği yakın ilişkilerin, İsrail’in Washington nezdindeki ayrıcalıklı konumunu zayıflattığını ifade etti.

Bölge ülkelerine F-35 savaş uçakları ve nükleer teknoloji satışına verilen onayın ise İsrail ordusunun uzun süredir dayandığı “niteliksel askeri üstünlük” ilkesini aşındıran bir silahlanma yarışını tetiklediğini kaydetti.

Genel tabloya bakıldığında İsrail’in ulusal güvenliğinin istikrarlı biçimde zayıfladığını savunan Brik, bu sürecin siyasi ve askeri düzeydeki uyarıların görmezden gelinmesiyle hızlandığını dile getirdi. Ona göre, geçici operasyonel başarıların etkisi, artık biriken olumsuz stratejik eğilimlerin gerisinde kalmış durumda.

Yazısını çarpıcı bir değerlendirmeyle sonlandıran Brik, lider kadroların tasfiyesi ya da altyapının yıkımının bir son nokta olarak sunulmasının yanıltıcı olduğunu yineledi. Gerçeklikte bunların, derinleşen bir kriz sürecinde yalnızca kısa vadeli ve geçici çözümler sunduğunu vurguladı.