‘Sessiz ilhak’a karşı yeni adım

img
‘Sessiz ilhak’a karşı yeni adım YDH

“Yerleşim Gözlemevi”, Batı Şeria ve Kudüs’te Filistinlilere, topraklarına ve mülklerine yönelik yerleşimci saldırılarını izlemek ve belgelemek amacıyla faaliyete geçti.



YDH- “Yerleşim Gözlemevi”, işgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs'te Filistinliler, toprakları ve mülkleri aleyhine devam eden yerleşimci ihlallerini izlemek ve belgelemek üzere uzmanlaşmış medya faaliyetine başladı. Gözlemevinin amacı, süregelen yerleşim saldırılarına dair doğru ve kapsamlı bir resim oluşturmak.

Gözlemevinin Direktörü Nasır Ebu Sabit, "Sened Haber Ajansı" ile özel bir röportajında, gözlemevinin sahadan bilgi toplayarak, rakamlar, istatistikler ve düzenli raporlar yayınlayarak ihlallerin boyutunu ve mekânsal-zamansal dağılımını ortaya koyan bir izleme faaliyeti yürüteceğini belirtti.

Faaliyetlerin kapsamı ve yöntemi

Ebu Sabit, gözlemevinin bu ihlalleri profesyonel belgelemeyle yerel ve uluslararası kamuoyuna açıklamayı ve medyaya Batı Şeria, Kudüs ve tüm Filistin topraklarında yaşanan suçların gerçeğini aktaran günlük, haftalık ve aylık raporlar sağlamayı amaçladığını ekledi.

Çalışma mekanizmasının, kameralar ve cep telefonları kullanarak olayları günlük belgeleyen saha gözlemcilerini ve vatandaşların ile aktivistlerin haber grupları ve sosyal medya platformları üzerinden katkılarını içeren çift yönlü bir belgeleme sistemine dayanacağını açıkladı.

Ebu Sabit, vatandaşların katılımının, belgelemede esneklik sağladığını ve saha ekiplerinin ulaşmakta zorlandığı bölgelere erişimi, veri toplama hızını artırmayı ve çeşitli saldırılar için daha geniş bir kapsama alanı oluşturmayı kolaylaştırdığını ifade etti.

Bilgi doğruluğu ve medyanın rolü

Bilgi doğruluğunun önceliğini vurgulayan Ebu Sabit, çoklu kaynaklardan görsel belgelere dayanmak, gelen materyalleri doğrulamak ve karşılaştırmak ile gözlemcilerin profesyonel belgeleme yöntemleri konusunda eğitilmesi yoluyla güvenilirliğin artırılacağını belirtti.

Medyanın, nesnel raporlarla yerleşim ihlalleriyle yüzleşmede temel bir araç olduğunu teyit ederek, gözlemevinin saha ile yerel ve uluslararası medya arasında önemli bir bağlantı halkası olduğunu değerlendirdi.

Vatandaşları, sosyal medya platformları veya özel bir WhatsApp numarası üzerinden fotoğraf, video ve bilgi göndererek belgeleme sürecine katılmaya davet etti ve belgeleme sürecini kolaylaştırmak için özel bir web sitesinin yakında açılacağını duyurdu.

Uluslararası topluma mesaj

Ebu Sabit röportajın sonunda uluslararası topluma şu mesajı iletti: "Batı Şeria ve Kudüs'teki yerleşim faaliyetleri yasa dışı ve benzeri görülmemiş bir artış gösteriyor ve toprağa el koyma ve Filistinlilerin yerinden edilmesi üzerine kurulu yeni bir gerçekliği dayatan sessiz bir ilhak politikası çerçevesinde genişliyor."

İhlallere İlişkin Rakamlar ve Uluslararası Raporlar

Yerleşim Gözlemevi'nin faaliyete geçtiğinin açıklanması, geçen yıl yerleşimci saldırılarında kaydedilen gözle görülür artışın ortasında geldi.

Duvar ve Yerleşim Direnişi Komisyonu'nun verilerine göre, Batı Şeria'da 2025 yılı içinde "askerler ve yerleşimciler" tarafından Filistinlilere ve mülklerine karşı yaklaşık 23 bin 827 saldırı kaydedildi.

Bu saldırılar sonucunda 14 Filistinli hayatını kaybetti, özel mülklerde ve tarlalarda 434 yangın çıkarıldı. Bu yangınlardan 307'si özel mülklere, 127'si ise tarım arazilerine zarar verdi.

Yerleşimcilerin eylemleri nedeniyle, geçen yılın başından bu yana 13 bedevi topluluğu, toplam 197 aile (1,090 kişi) yerinden edildi.

Komisyonun yıllık raporunda, bu verilerin 2025 yılı boyunca "işgal politikalarında" benzeri görülmemiş bir tırmanışı yansıttığı ve Filistin toprağını ve insanını hedef alan, adil bir siyasi çözüme ulaşma olasılığını baltalayan bütünleşik bir projenin varlığını teyit ettiği değerlendirmesine yer verildi.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) ve İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, son iki yılda yerleşimci saldırılarının temposundaki “keskin artış” konusunda uyarıda bulundu.

BM raporları, bu saldırıların Filistinli can kayıplarına yol açtığını, özel mülklere ve tarımsal altyapıya geniş çaplı zarar verdiğini ve başta Ürdün Vadisi ve Batı Şeria'nın orta bölgelerindeki bedevi toplulukları olmak üzere Filistinli toplulukların yerinden edilmesine neden olduğunu teyit etti.

Saldırıların önemli bir kısmının "güvenlik güçlerinin varlığında" veya Filistinlilere koruma sağlanmaması şartlarında gerçekleştiğine işaret edilerek, bu durumun cezasızlığı güçlendirdiği ve daha fazla şiddete yol açtığı vurgulandı.

 

İlgili Haberler