Brezilyalı yazar Milton Hatoum, Gazze’de süren soykırım ve Venezuela’ya yönelik ABD müdahalesinin, uluslararası hukukun askıya alındığı “imparatorluk faşizmi” çağının göstergesi olduğunu söyledi.
YDH- Lübnan kökenli Brezilyalı yazar ve Brezilya Edebiyat Akademisi (ABL) üyesi Milton Hatoum, Gazze’de Filistin halkına yönelik iki yılı aşkın süredir devam eden yıkım ve uluslararası kurumların sessizliği karşısında “her şeyin mümkün hale geldiğini” söyledi. Hatoum, bu bağlamda ABD’nin Venezuela’ya yönelik son müdahalesinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Hatoum, Radio BdF’ye verdiği söyleşide, “Soykırım sürüyor. Sözde ateşkesten sonra 500’den fazla Filistinli öldürüldü. Her şey oldu ve kimse hiçbir şey yapmadı.” ifadelerini kullandı.
Aynı durumun Venezuela’da da yaşandığını söyleyen Hatoum, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik hamlesinin ardındaki nedenlerin açık olduğunu belirterek, “Her şey petrol. Ortadoğu’da olduğu gibi petrol, gaz, jeopolitik ve İsrail’in genişleme projesi söz konusu.” dedi.
Amazon, seçimler ve jeopolitik tehdit
Belém’de düzenlenen COP30’dan aylar sonra konuşan Hatoum, Amazon’un korunmasının küresel jeopolitik dinamiklerden ayrı ele alınamayacağını vurguladı.
Brezilya’daki başkanlık seçimlerinin bu bağlamda kritik olduğunu belirten Hatoum, “Uluslararası hukuk Gazze’de olduğu gibi hiçe sayıldığında, imparatorluğun gücü ve silahlarla her şey mümkün hale geliyor.” ifadelerini kullandı.
Hatoum, “İmparatorluk faşizmi çağında yaşıyoruz.” diyerek, gelecekte bir emperyal gücün Amazon’un bir bölümünü su ya da maden gerekçesiyle sahiplenmesinin önünde neyin durabileceğini sorguladı. Bu nedenle gençlerle Brezilya seçimleri hakkında konuşulması gerektiğini belirten Hatoum, “Lula’nın kaybetmesinin nasıl bir tehdit oluşturacağını anlatmalıyız.” uyarısında bulundu.
“Her şey mümkün hale geldi”
BdF’nin, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısının kendisini şaşırtıp şaşırtmadığı yönündeki sorusuna Hatoum, Bolsonaro’nun seçilmesini de beklemediğini söyledi. Ancak Gazze’deki katliamın cezasız kalmasının ardından artık her şeyin mümkün hale geldiğini ifade etti.
Hatoum, Gazze’deki durumu örnek göstererek, Batılı, Asyalı ya da Arap güçlerin müdahale etmemesinin uluslararası hukukun fiilen askıya alındığını gösterdiğini ifade etti. Venezuela konusunda ise Maduro yönetimini savunmadığını, ancak bir ülkenin başka bir ülkeyi işgal etmesinin ve başkanını kaçırmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
ABD’nin motivasyonunun enerji kaynakları olduğunu söyleyen Hatoum, bunun Ortadoğu’daki politikalarla örtüştüğünü ifade etti.
COP30 ve iklim mücadelesi
COP30’un Amazon’da yapılmasının sembolik önemine dikkat çeken Hatoum, Belém’de binlerce yerli halk temsilcisinin bulunmasını “temel ve eşi benzeri görülmemiş” olarak nitelendirdi. Kararların pratik sonuçlarının belirsiz olduğunu söyleyen Hatoum, gençlerin iklim mücadelesine katılımının hayati önemde olduğunu vurguladı.
ABD’nin COP sürecine katılmamasına da değinen Hatoum, hükümetlerin değişebileceğini, seçimlerin ve kongre dengelerinin belirleyici olacağını ifade etti. Ancak Venezuela örneğinin, emperyal gücün kongre onayı olmadan dahi hareket edebildiğini gösterdiğini söyledi.
“Amazon yarın hedef olabilir”
Hatoum, Gazze’de uluslararası hukukun çökertilmesinin Amazon için de benzer bir tehdit oluşturduğunu belirterek, Brezilya ordusunun böyle bir senaryoya karşı koyabilecek güçte olmadığını ifade etti.
Çin ve Rusya gibi ülkelerin askeri kapasitesine dikkat çeken Hatoum, Avrupa’nın da benzer bir zafiyet içinde olduğunu söyledi. Grönland’ın ilhak tehdidiyle karşı karşıya kalmasını da bu sürecin bir parçası olarak değerlendirdi.
Hatoum, bireysel çabaların sınırlı olduğunu ancak ses yükseltmenin yine de gerekli olduğunu belirterek, yanlış bilgilendirilen insanlara “alçak sesle ama ısrarla” ulaşılması gerektiğini kaydetti.