"Bu sistematik hedef alma modeli, Tahran'daki karar vericileri tabloyu basit bir toplumsal kargaşa olarak değil, ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit olarak ele almaya itti."
Hasan Haydar
YDH - İran, protestoların "hibrit savaş" niteliği kazandığı gerekçesiyle uluslararası internet erişimini keserek "dijital egemenlik" doktrinini devreye soktu. Bu stratejiyle, ülke içindeki silahlı grupların dış istihbaratla koordinasyonunu engellemek, askeri teknolojilerin (İHA/füze) internet üzerinden yönlendirilmesini önlemek ve ekonomik manipülasyonların önüne geçmek hedeflendi. El-Ahbar gazetesi yazarlarından Hasan Haydar'ın değerlendirmesine göre Tahran, küresel interneti keserken kendi ulusal ağını (intranet) açık tutarak hayati kamu hizmetlerinin ve bankacılık sisteminin işleyişini sürdürmeyi başardı.
İran'daki protestolar, geleneksel geçim ve sosyal çerçevesinin dışına çıkarak on birinci gününde keskin bir viraja girdi ve silahlı isyan eylemleriyle ekonomik ve güvenlik altyapılarına yönelik organize saldırıların iç içe geçtiği karmaşık bir güvenlik tablosuna dönüştü.
Özellikle Tahran, Meşhed, Kirmanşah ve İsfahan gibi büyük şehirlerde şiddetin tırmanmasının ardından İranlı yetkililer, ulusal iç ağı çalışır durumda tutarken ülkedeki uluslararası interneti kesme yönünde olağanüstü bir karar aldı; bu adım resmî olarak "egemenlik kaynaklı önleyici tedbir" şeklinde nitelendirildi.
Bu karar, tehdidin doğasına ilişkin kapsamlı bir güvenlik okumasının sonucunda ortaya çıktı.
Tahran yönetimi, yaşananları belirli talepleri olan protestoların ötesinde, silahlı saha eylemlerini, siber sızmaları, ekonomik ve psikolojik savaşı birleştiren "hibrit savaş" kategorisinde değerlendirdi.
Zira hareketlilik ekonomik kırılganlığa sahip çevre bölgelerde başladı ancak hızla büyük şehir merkezlerine sıçradı.
Burada daha yüksek düzeyde şiddet ve örgütlülük sergileyen olaylara, güvenlik güçlerini ve protestocuları aynı anda hedef alan, savaş silahları ve rastgele olmayan taktikler kullanan gruplar dahil oldu; ayrıca bankalar, kamu ve özel kurumlar ile hayati ekonomik yapılar hedef alındı.
Bu sistematik hedef alma modeli, Tahran'daki karar vericileri tabloyu basit bir toplumsal kargaşa olarak değil, ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit olarak ele almaya itti.
Bu değerlendirmeden hareketle siber uzay, çatışma yönetiminin merkezi sahası olarak öne çıktı. Tahminlere göre uluslararası internet, koordinasyon, yönlendirme, lojistik ve medya desteği sağlama noktasında büyük bir rol oynadı ve bu durum, interneti kesmeyi iç cepheyi dışarıdaki "operasyon odalarından" yalıtma bağlamında temel bir adım haline getirdi.
Bu çerçevede, devletin iç cepheyi tahkim etmek amacıyla küresel ağdan geçici olarak ayrılmasını ifade eden "dijital ampütasyon" kavramı ortaya çıktı. İran'ın bu kararının arkasındaki nedenler, güvenlik ve teknolojiyi birleştiren dört temel başlıkta toplanabilir:
Birincisi: Silahlı grupların dış bağlantısını kırmak. İranlı yetkililer, bu grupların sınır dışındaki operatörlerle, özellikle Amerikan ve İsrail istihbarat kurumları ve yurt dışındaki İranlı muhalif örgüt liderleriyle iletişim halinde olduğunu vurguluyor.
Teknik olarak bu ayırma işlemi, uluslararası geçiş kapılarının (Gateways) merkeziliğine dayandı. Küresel yönlendirme protokollerinin (BGP) devre dışı bırakılması, İran içindeki dijital adresleri izole ederek bu grupların dış komuta ve kontrol merkezleriyle anlık iletişim kurma kapasitesini felce uğrattı.
İkincisi: İnternetin askeri yönlendirme amacıyla kullanımına karşı önlem almak. 12 Gün Savaşı da dahil olmak üzere geçmiş tecrübeler, insansız hava araçları ve güdümlü füzelerin işletilmesinde, yerel telefon hatları ve 4G/5G ağları üzerinden internetin geniş çapta kullanıldığını gösterdi.
Bu nedenle, uluslararası internetin kesilmesi yoluyla siber uzayı körleştirme yoluna gidildi. Böylece bu sistemlerin dış sunuculara veya koordinatlara erişimi engellenerek ağın içeride yüksek riskli bir silah olarak kullanılma tehlikesi azaltıldı.
Üçüncüsü: Geleneksel denetime tabi tutulması zor bir alternatif olan Starlink gibi uydu internetinin yükselişiyle birlikte, İran makamları yabancı tahminlere göre Starlink'i ve uydu iletişimini etkisiz hale getirmeye çalıştı.
Bu amaçla, isyanı yönlendirmek veya olası bir dış saldırıyı desteklemek için kullanılabilecek, dijital egemenlik dışı iletişim kanallarının oluşumunu engellemek üzere uydu alıcı frekanslarına radyo dalgaları gönderildi.
Amerikan basını, İran'ın yerli veya ithal teknolojiler kullanarak, başarı oranlarını açıklamamakla birlikte, uydu internetinin çalışmasını başarıyla bozduğunu doğruladı.
Dördüncüsü: Uluslararası internetin izole edilmesine rağmen, e-devletin omurgası sayılan Ulusal Bilgi Ağı çalışmaya devam etti. Bankacılık sistemleri, maaş ödemeleri, uzaktan eğitim ve hükümet verilerinin yayını gibi hayati hizmetler bağımsız yerel sunuculara taşındı.
Bu durum, ülkenin elektronik bir felç yaşamasını önlediği gibi, ulusal sunucuları enerji, bankacılık ve İran'daki diğer hassas sektörleri hedef alabilecek geniş çaplı siber saldırılardan da korudu.
Yukarıdakilere dayanarak, interneti izole etme kararında ekonomik boyut da göz ardı edilmedi. İranlı yetkililer, ulusal para birimi üzerindeki baskının bir kısmının, uluslararası internet üzerinden çalışan platformlar ve uygulamalar aracılığıyla dolar fiyatlarında yapılan dış manipülasyonlardan kaynaklandığını düşünüyor.
Bu manipülasyonlar söylenti yayma veya sahte talep oluşturma yoluyla gerçekleşiyor; dolayısıyla dış bağlantının kesilmesi bu etkinin sınırlanmasına katkı sağladı.
Protestoların hızı ve şiddeti azalırken, tahminler durum tamamen istikrara kavuşana kadar uluslararası internet üzerindeki bazı kısıtlamaların devam edeceğini gösteriyor.
Özellikle bu politika, internetin artık tarafsız bir alan değil, askeri savaş, güvenlik ve ekonomide kullanılabilecek bir araca dönüştüğü "dijital egemenlik" kavramı çerçevesinde önleyici bir tedbir olarak sunuluyor.
Çeviri: YDH