İran karşıtı ‘insan hakları pazarı’

img
İran karşıtı ‘insan hakları pazarı’ YDH

Ana akım medyanın, ABD tarafından finanse edilen “İranlı insan hakları” STK’larına dayanması, “anonim aktivistlerin” mali kaynakları belirsiz biçimde kullanıldığı ve propagandanın olgular gibi sunulduğu, yeniden üretilen bir rejim değişikliği hattını ortaya koyuyor.



YDH- Kerim Şarara, el-Meyadin’deki makalesinde, Batı medyasının “2.000 protestocu öldürüldü” iddiasını sorgulayarak, bu rakamların sahadan doğrulanmadığını, büyük ölçüde ABD merkezli ve Batı hükümetleriyle bağlantılı STK’lar tarafından üretildiğini aktardı. Şarara, HRANA, CHRI, Tavaana ve Boroumand Merkezi gibi yapıların ABD devleti ve ona bağlı fon mekanizmalarıyla ilişkilerine dikkat çekerek, bunun bağımsız insan hakları savunuculuğundan ziyade “rejim değişikliği ekosistemi” olduğunu vurguladı.

***

“Aktivistler 2.000 protestocunun öldürüldüğünü söylüyor.”

Vay canına, görünüşe göre "anonim aktivistler" Batı medyasında gerçekten çok moda; bu başlık kuşkusuz çeşitli biçimlerde papağan gibi tekrarlanıyor. Çünkü eğer bir haber The Guardian, BBC ve CNN gibi kuruluşlarda yer alıyorsa, özellikle de söz konusu olan İran ise bu haber "doğru" olmak zorundadır.

Fakat aslında gazetecilik etiği, kaynak göstermekle ilgilidir. Ve eğer bu "tarafsız", "profesyonel" ve "objektif" yayın organları bir konuda iyiyse, o da şüpheli kaynaklarla hiçbir bağı olmayan "doğru" kuruluşları kaynak göstermekteki maharetleridir.

Ne de olsa kaynak CIA ya da ABD federal hükümeti ise bu şüpheli sayılmaz, değil mi?

İran’daki İnsan Hakları Aktivistleri (HRANA)

Örneğin HRANA’yı ele alalım; Batı medyasının atıf yapmak için başvurduğu esas “ajans.”

Gözaltı rakamları mı? HRANA.

Ölü sayıları mı? HRANA.

Gözaltına alınanların isimleri mi? HRANA.

Reuters, AP, BBC, CNN ve The New York Times tarafından aktarılan baskı iddiaları mı? HRANA.

Kendi internet sitesine göre, “İran’daki İnsan Hakları Aktivistleri (HRAI ve HRA olarak da bilinir), İran’da insan haklarını savunan savunuculardan oluşan, siyasi olmayan ve hükümet dışı bir örgüttür. HRAI 2005 yılında kurulmuştur.”

Adının aksine, İran’daki İnsan Hakları Aktivistleri adlı örgüt gerçekte İran’da değil, Amerika Birleşik Devletleri’nin Virginia eyaletinde faaliyet göstermektedir. Tıpkı Brüksel lahanası alıp Avrupai bir şey beklerken, onun “ithal” edilip Kaliforniya’dan geldiğini öğrenmek gibi.

HRANA ayrıca şu iddiada bulunmaktadır: “Örgüt bağımsız kalmayı hedeflediği için, ne siyasi gruplardan ne de hükümetlerden mali yardım kabul etmektedir.”

Tuhaf olan şu ki, hiçbir Batı medyası HRANA’nın, CIA finansmanını örtülü tutmak amacıyla kurulan Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) tarafından finanse edildiğini açıklamamaktadır. NED’in kurucu ortaklarından Allen Weinstein, “Bugün yaptıklarımızın büyük bir kısmı 25 yıl önce CIA tarafından gizlice yapılıyordu” demişti.

HRANA, 2006 yılında Virginia’da Keyvan Rafiee tarafından kuruldu. 2012’ye ait vergi kayıtlarına göre (Rafiee’nin o dönemde yalnızca 59.000 dolar vergi muafiyetli bağış aldığı görülürken) bugün yılda rahatlıkla 1 milyon dolar bağış toplamaktadır.

Toplamda, Rafiee 2012–2015 yılları arasında 10,7 milyon dolar almıştır; şüphesiz ki bu paralar, Patreon’una bağış yapan “iyi niyetli Samiriyelilerden” gelmiştir.

CHRI

İran İnsan Hakları Merkezi (CHRI) de HRANA’ya benzer şekilde, ana akım medya tarafından güvenilir bir kaynak olarak gösterilmektedir. Kendi sitesine göre 2022 yılında “7.000’den fazla uluslararası medya atfı” biriktirmiştir. Tıpkı HRANA gibi, kendisini “bağımsız ve partiler üstü” bir sivil toplum kuruluşu olarak tanımlamaktadır (hepsinin kullandığı bir mantra gibi görünüyor).

Burada kilit kelime “kâr amacı gütmeyen”dir. CHRI’nin kurucusu ve icra direktörü Hadi Ghaemi, sadece geçen yıl, insan haklarını ilerletme konusundaki yorucu çalışmaları karşılığında ABD vergi mükelleflerinin parasından kendisine 200.000 doların üzerinde bir ödeme yapmıştır. Bu rakam, 2013’te aldığı 105.000 doların neredeyse iki katıdır.

Ghaemi’nin, 2009 yılında, özellikle kurucusu olduğu bir başka örgüt olan United4Iran’daki çalışmaları bağlamında, ABD hükümetinden veya NED’den hiçbir şekilde fon almadığını iddia ettiği de kayda değerdir.

2012’den 2024’e kadar, 2011’den bu yana vergi muafiyetine sahip olan ve Campaign For Human Rights Inc adıyla kayıtlı bulunan CHRI, toplam 16,3 milyon dolar bağış almıştır. Ancak örgütün mali yapısındaki şeffaflık eksikliği nedeniyle, bu fonların kaynağı tespit edilememiştir.

Tavaana

İranlı muhalif gruplar arasında en aktif örgütlerden biri Tavaana’dır. İnternet sitesinde kendisini “İran’ın önde gelen yurttaşlık eğitimi ve sivil toplum kapasite geliştirme girişimi” olarak tanımlamaktadır. İnsan bunun İran merkezli olduğunu düşünebilir; ta ki bir sonraki cümlede, oldukça açık bir şekilde, “2010 yılında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Demokrasi, İnsan Hakları ve Emek Bürosu’ndan (DRL) alınan bir başlangıç hibesiyle başlatıldı” ifadesiyle karşılaşana kadar.

Tavaana’ya ilişkin vergi dosyalarını incelemek sizi hiçbir yere götürmez; çünkü vergiler, Tavaana’nın çatı kuruluşu olan ve 2011’den bu yana vergi muafiyetine sahip bulunan “E-Collaborative For Civic Education” adı altında beyan edilmektedir. Vergi kayıtları, örgütün 2011 yılında toplam 250.000 dolar hibe aldığını, bunun 2014’te hızla 1,9 milyon dolara yükseldiğini göstermektedir. Toplamda, 2011–2024 yılları arasında Tavaana 15,9 milyon dolar bağış almıştır.

Faaliyet alanlarına bakıldığında ve çevrimiçi kurslarının, İran’daki internet kısıtlamalarını aşmaya yönelik eHow benzeri makalelerin paylaşılmasına dayandığı düşünüldüğünde, bu milyonlarca doların nereye gittiğini görmek zorlaşıyor… Ya da belki de tarihin en pahalı e-broşür derlemesini hazırlamak için görevlendirilmişlerdi.

NED’in Uluslararası Medya Yardımı Merkezi (CIMA) için Sherry Ricchiardi tarafından kaleme alınan ve 13 Mart 2014’te yayımlanan bir NED kitapçığına göre, “Tavaana projesinin çatı kuruluşu olan E-Collaborative for Civic Education, Ulusal Demokrasi Vakfı, Hollanda Dışişleri Bakanlığı ve Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı’ndan destek almıştır.”

“Program yöneticisi Leyla Attia, projenin başarıları arasında kadın hakları, dijital güvenlik, İslam’da eşcinsel hakları, sosyal girişimcilik, demokratik kurumlar ve Google’da gelişmiş arama gibi konularda 29 e-kurs ve 47 webinar bulunduğunu sıraladı. Katılımcılar İran’dan anonim e-sınıflara güvenli biçimde bağlanıyor ve Attia’ya göre şu ana kadar hiçbirinin deşifre edildiği bildirilmedi.”

Bir Amerikalı olup da vergi paranızdan 100.000 doların “Google’da gelişmiş arama” öğretmeye harcandığını öğrenmek ilginç bir deneyim olmalı.

Tavaana’nın kurucuları Ekber Atri ve Meryem Memarsadeghi’dir. Atri 2018’den bu yana sosyal medyada büyük ölçüde pasif kalmışken, Memarsadeghi bambaşka bir tablo çizmektedir. Biyografisinde İsrail bayrağı bulunan ve “İsrail”in ateşli bir destekçisi olan Memarsadeghi, kendi ülkesine ABD ve İsrail saldırıları çağrısında bulunmuştur; bunu en son birkaç gün önce yapmıştır:

“Bu, ince ayrıntılara takılmanın zamanı değil. Bu, Amerikan B-2 bombardıman uçaklarının İran’ın her yerine saldırması zamanıdır.”

Daha da ilginç olanı, kendisinin ateşli bir monarşi yanlısı olmasıdır. Gücün, tek şöhreti ağzında safran kaşıkla doğmuş olmak olan bir adama verilmesini savunmaktadır. Bu kişi, İran’a geri dönerse neye döneceğini bilmediğini, hayatının tamamını ABD’de geçirdiği için ABD ile İran arasında yaşayabileceğini söylemiştir.

Bu, kendisini yoga yaparken gösteren fotoğraflar paylaşmanın imajını iyileştireceğini düşünen aynı kişidir.

Önde gelen İranlı muhaliflerden Ruhullah Zem de yıllar önce bir görüntülü görüşmede konuştu.

Zem, İran karşıtı operasyonların yönlendirilmesinde yer aldığını, Amed News adlı Telegram kanalları üzerinden göstericilere ev yapımı silahlar yapmanın öğretildiğini anlattı. Daha sonra bir istihbarat operasyonuyla yakalanarak ülkeye geri getirildiğini aktardı. Aynı görüşmede Zem, şahın oğlunu, yatak odasındaki aynanın karşısında asker teftişi yapma provası yaparken gördüğünü söylediğini kayda geçirdi.

İran Dezenformasyon Projesi

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından doğrudan finanse edilen kısa ömürlü projelerden biri de İran Dezenformasyon Projesi idi. Guardian’a göre, bu proje “Tahran’daki hükümete yeterince düşmanca yaklaşmadığını düşündüğü ABD’li gazetecileri, insan hakları aktivistlerini ve akademisyenleri trollük yapmakla” suçlandıktan sonra gündeme geldi.

@IranDisinfo, ana akım gazetecileri yeterince radikal biçimde İran karşıtı olmadıkları gerekçesiyle hedef almaya başlayınca alarm zilleri çaldı ve fonları kesildi. Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “@IranDisinfo tarafından yürütülen çalışmaların büyük kısmı, Dışişleri Bakanlığı ile yapılan bir proje kapsamındaydı. Ancak, yabancı devlet propagandasına veya dezenformasyonuna karşı koyma kapsamı dışında kalan bazı son tweetler tespit ettik” dedi.

Söz konusu tweetler daha sonra silindi, ancak finansman geri getirilmedi. Hesap hâlâ Twitter’da görülebiliyor, ancak 2019’dan bu yana pasif durumda.

Boroumand İran İnsan Hakları Merkezi

Ulusal Demokrasi Vakfı tarafından finanse edilen en etkili örgütlerden biri, muhalif kız kardeşler Ladan ve Ruya Boroumand tarafından kurulan Boroumand İran İnsan Hakları Merkezi’dir. Yönetim kurulunda, bir zamanların yeni-muhafazakârı olup sonrasında “her neyse ona dönüşmüş” Francis Fukuyama (arama motoruma göre “post-neokon liberal kurumsalcı” ve her nedense bu gerçekten bir kavram) ile Nazanin Boniadi gibi tanınmış İranlı ünlüler yer almaktadır.

2024 yılında NED, “İran’da insan hakları ve demokrasinin teşvikine yönelik liderliği ve adanmışlığı” nedeniyle “ortağı” Roya Boroumand’a bir madalya takdim etti.

NED açıklamasında özellikle şu ifadeler yer aldı: “Roya, kız kardeşi Ladan Boroumand ile birlikte –NED’de eski bir Reagan-Fascell Demokrasi Bursiyeri– hayatlarını İran’da insan haklarını savunmaya adamıştır.”

2011–2024 yılları arasında Boroumand Merkezi, ABD’de 13,5 milyon dolar vergi muafiyetli bağış aldı. Ondan önce ise, her yıl on binlerce dolar düzeyinde olmak üzere, etkili sağcı Lynde and Harry Bradley Foundation gibi vakıflardan finanse edildiğine dair bilgiler bulunmaktadır.

Boroumand Merkezi ayrıca George Soros’un Açık Toplum Vakıfları ile iş birliği yapmış ve bu vakıflardan da fon almıştır.

İlginçtir ki, merkezin “Ne Yapıyoruz” sayfasında şu ifade yer almaktadır: “Amacımız İran’da barışçıl ve demokratik bir geçişe hazırlanmak ve daha adil bir gelecek inşa etmektir.”

Demokrasiyi ve demokratik uygulamaları korumaya bu kadar hevesli, hatta çalışmaları nedeniyle prestijli ödüllerle onurlandırılan kişilerin, Mossad’ın olaylardaki rolünü sorgulayan ABD’deki İranlı akademisyenlerin –Hamid Dabaşi gibi saygın isimler dahil– görevden alınması çağrılarını yaymak yerine daha iyi bir tutum sergilemeleri beklenirdi.

12 Ocak’ta Ladan Boroumand, İran’a yönelik bir saldırının “insani müdahale” kapsamında nasıl meşrulaştırılabileceğini tartışan İranlı muhalif Umid Şems’in bir paylaşımını da yaygınlaştırdı.

Yurt dışındaki İranlı muhaliflerin tekrar eden bir ortak noktası, kendi ülkelerine yönelik saldırıları coşkuyla desteklemeleri gibi görünüyor. Ancak bunu, pek çok muhalifin fırsatçı olarak nitelediği Mesih Alinejad kadar ileri götüren pek kimse olmamıştır.

Doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen VOA Farsi’deki (VOA, Voice of America’nın kısaltmasıdır; yani bir Amerikan ağı) çalışmaları aracılığıyla, ABD’nin ülkesine yönelik saldırılar, rejim değişikliği, yaptırımlar ve her türlü eylem çağrısında bulunan Alinejad, muhalefetin ön saflarına taşınmıştır. VOA Farsi’deki çalışmaları karşılığında yüz binlerce dolar ödeme almıştır.

Rejim değişikliği ekosistemi

Dolayısıyla, bir dahaki sefere size son derece ciddi bir tonla “aktivistler 2.000 protestocunun öldürüldüğünü söylüyor” denildiğinde, tehlikeli bir soruyu sormakta fayda olabilir: Hangi aktivistler, kim tarafından finanse ediliyor, nereden faaliyet yürütüyorlar ve açıkça beyan edilmiş siyasi hedefleri neler?

Çünkü ortaya çıkan tablo, bağımsız bir insan hakları savunuculuğu ekosistemi değil; ABD hükümetinin dolaylı araçlarıyla cömertçe finanse edilen, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir rejim değişikliği STK endüstrisidir. Bu yapı, Batılı haber merkezlerinde sürekli olarak geri dönüştürülmekte ve “Virginia merkezli İranlı aktivistler”, sahadaki doğrulamanın yerine ikame edilmektedir.

Belki de asıl mucize, bu rakamların sorgusuz sualsiz tekrar edilmesi değil; Irak’ın kitle imha silahlarından, Libya’nın “insani savaşına”, Suriye’nin “ılımlı muhaliflerine” ve CIA aromalı her ahlaki haçlı seferinden sonra bile, ana akımdan biri çıkıp kaynağı “bana güven kardeşim” olan bir iddiayla ortaya atıldığında hâlâ hayret etmemizin beklenmesidir.

Çeviri: YDH