Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Lübnan’daki egemenlik krizinin kaynağını ABD-İsrail saldırganlığı olarak tanımlarken, direnişin tasfiyesini hedefleyen silahsızlanma çağrılarını reddetti.
YDH- Lübnan İslami Direnişi - Hizbullah'ın Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Lübnan’daki egemenlik krizinin temel nedeninin Amerikan-İsrail saldırganlığı ve buna eşlik eden siyasi-ideolojik vesayet olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler’in 1701 sayılı kararının ve ulusal güvenlik stratejisinin yalnızca Lübnan’a ait iç meseleler olduğunu vurguladı.
“İlk zorlukların ardından gelen yeni aşamada, Lübnan devleti, onlarca yıl süren ihmalin ardından Lübnan'ı ve halkını koruma sorumluluğunu üstlendi” diyen Genel Sekreter, bu aşamanın gerekliliklerinden birinin “anlaşmanın uygulanması” olduğunu vurgulayarak, “Lübnan kendisinden istenen her şeyi yaptı, ancak İsrail işgal varlığı buna uymadı” şeklinde konuştu.
Ateşkes anlaşmasının tek ve bölünmez olduğunu ifade eden Şeyh Naim Kasım, “Bu anlaşmada aşamalar yoktur; ya uygulanır ya da uygulanmaz” diyerek İsrail’in süreci keyfi biçimde yorumlama girişimlerini reddetti:
''Lübnan devletinin inşasının her aşamasına katıldık. Buna rağmen, “İsrail”-Amerikan saldırganlığı, süregelen işgal ve “İsrail” ile Amerika’ya hizmet eden bazı güçlerin yaydığı zehir nedeniyle Lübnan’da istikrar sağlanamamıştır. 1701 sayılı karar kesinlikle Lübnan’a ait bir meseledir; silahların tekeli ve ulusal güvenlik stratejisi de öyledir. “İsrail”in 1701 sayılı karar üzerinde hiçbir söz hakkı yoktur. Ateşkes anlaşmasında aşamalar yoktur; ya uygulanır ya da uygulanmaz!''
Şeyh Naim Kasım, Lübnan’da istikrarın sağlanamamasının nedenini; süregelen işgal, saldırılar ve İsrail’e hizmet eden iç aktörlerin yarattığı siyasi zehir olarak tanımladı. Devletin, yeni dönemde ülkeyi ve halkı koruma sorumluluğundan kaçamayacağını belirtti.
'Egemenlik Direniş'siz kurulamaz'
Şeyh Kasım, Lübnan’da silahların kısıtlanması talebinin, egemenlik inşasının temeli değil; aksine direnişi tasfiye etmeyi hedefleyen İsrail-Amerikan dayatması olduğunu söyledi. Direnişin elindeki silahların; öz savunma, halkın korunması ve işgale karşı caydırıcılık amacı taşıdığını vurguladı.
İsrail işgal varlığına verilecek herhangi bir tavizin veya daha fazla uzlaşmanın yalnızca daha büyük bir zayıflığa yol açacağını vurgulayarak, Lübnan'dan karşılığında hiçbir şey almadan neden taviz vermesinin istendiğini sorguladı.
“Eğer silahlarımız yoksa, İsrail’in Lübnan’ın her karışını ihlal etmeyeceğinin garantisini kim verebilir?” sorusunu yineleyen Şeyh Naim Kasım, silahsızlanmanın adam kaçırmaların, suikastların ve yaygın ihlallerin geri dönüşü anlamına geleceği uyarısında bulundu.
Lübnan halkının öldürülmesine kapı aralayacak herhangi bir silahsızlanma senaryosunun kabul edilemez olduğunu ifade etti ve şunu vurguladı:
“Halkımızın öldürülmesine göz yumacağımızı ve sizinle beraber buna ortak olacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz direniş olarak kalacağız; Lübnan da direnişsiz kalmayacak”
'Hükümet, Recci'yi ya sustursun, ya görevden alsın'
Şeyh Naim Kasım konuşmasında Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci meselesine de değindi.
Ülkede fiilen bir dışişleri bakanının bulunmadığını ve bunun Lübnan diplomasisini işlevsiz hale getirdiğini söyledi:
''Bir Lübnan dışişleri bakanının yokluğu diplomasiyi felce uğratmıştır; Recci, Lübnan toplumunun bir kesimine karşı kışkırtıcılık yaparak sivil barışı tehlikeye atmaktadır. Bu kişi hükümeti mi temsil etmektedir, yoksa ayrı bir partiyi mi? Dışişleri bakanı, Direniş hâlâ silahlara sahip olduğu için “İsrail”in Lübnan’a yönelik saldırganlığını meşrulaştırmaktadır! Düşmanın söylemini papağan gibi tekrarlamaktadır! Lübnan Ordusu’nu halka saldırmaya teşvik etmekte ve iç savaştan söz etmektedir! Lübnan hükümeti, kendi talimatları doğrultusunda hareket etmeyen bir dışişleri bakanı sorununu ele alma sorumluluğunu taşımaktadır; ya onu susturmalı ya da görevden almalıdır.''
'İran, kuruluşundan bu yana hiçbir küresel güce boyun eğmedi'
Şeyh Kasım, İran’daki son gelişmelere de değinerek, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun İran’da rejimi devirmeye yönelik planlarının başarısız olduğunu söyledi:
''İran, 46 yılı aşkın bir süredir dünyadaki hiçbir güce boyun eğmemiştir. Düşmanlar, barışçıl ekonomik taleplerle yapılan gösterileri istismar ederek fitneye ve kaos kışkırtıcılığına başvurmuş; Mossad ve Amerikan ajanlarını devreye sokmuştur. 1979’dan bu yana halkının birikimiyle ayakta duran, bağımsız bir devlet olan İslam Cumhuriyeti’ni cezalandırmayı ve zayıflatmayı hedeflemektedirler. İran, özellikle bölgedeki onurlu Direniş güçlerini—başta “İsrail” işgaline karşı olanlar olmak üzere—desteklemiştir. Trump’tan gelen tüm destek ve kışkırtmalara rağmen İran üzerinde etkili olamayacaklardır.''
Barışçıl ekonomik taleplerle başlayan gösterilerin, Amerikan ve İsrail ajanları tarafından istismar edilmek istendiğini belirten Şeyh Naim Kasım, “Milyonlarca insan, onlarca yıkıcı ajanla kıyaslanabilir mi?” sorusunu yöneltti.
İran’ın 1979’dan bu yana hiçbir küresel güce boyun eğmediğini vurgulayan Şeyh Naim Kasım, halkın, liderliğin ve güvenlik güçlerinin ortak duruşunun rejimi hedef alan projeleri boşa çıkardığını ifade etti. İran’ın, ezilen halklar için direniş, bağımsızlık ve özgürlük kalesi olmayı sürdüreceğini söyledi.
Genel Sekreter'in konuşmasında Amerikan yönetimine yönelik eleştiriler de yer aldı. Şeyh Naim Kasım, ABD’nin özgür sistemler ya da halkların kendi kaderini tayin hakkını istemediğini; aksine ulusları, kaynakları ve tercihleri kontrol etmeyi hedeflediğini söyledi. İsrail işgal varlığına verilen desteğin bu stratejinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
Trump’ın yalnızca İran değil; Venezuela, Küba, Kanada, Grönland ve Avrupa üzerinde de hegemonya kurma arayışında olduğunu belirten Şeyh Naim Kasım, Venezuela’da devlet başkanının kaçırılmasını “yüzyılın suçu” olarak niteledi. Bu eylemlerin ortak paydasının, halkların kaynaklarına el koyma amacı olduğunu ifade etti.
Küresel çağrı: 'Halklar düzeyinde direniş'
Şeyh Kasım, Amerikan hegemonyasına karşı yalnızca devletler arası değil, halklar düzeyinde küresel bir direniş hareketi çağrısında bulundu:
''Trump’ın tüm eylemleri dünya hâkimiyetine yöneliktir. Tüm ulusların ve halkların Amerika’ya “dur” demesi için küresel bir hareket çağrısında bulunuyoruz.''
ABD’nin dünya hâkimiyetine dayalı projelerine karşı ortak bir duruş sergilenmediği takdirde, hiçbir ülkenin güvende olmayacağını söyledi.
Konuşmasını, Lübnan özelinde birlik çağrısıyla tamamlayan Şeyh Naim Kasım, direnişin, halkın ve devletin korunmadığı bir senaryoda herkesin kaybedeceğini belirterek, “Eğer birleşmezsek, ayakta hiçbir şey kalmayacak” uyarısında bulundu.





