Amerikan medyası: ABD, İran'a operasyon emrini 'veremedi'

img
Amerikan medyası: ABD, İran'a operasyon emrini 'veremedi' YDH

Amerikan medyasına göre, ABD'nin İran'a olası saldırısı; askeri kapasite sınırlamaları, müttefik uyarıları, olası misilleme riskleri ve Tahran’la yürütülen gizli diplomatik temaslar nedeniyle ertelendi.



YDH- Axios’un İsrailli muhabiri Barak Ravid’in, ABD’li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberine göre, Çarşamba sabahı Washington’da ve Orta Doğu’nun farklı başkentlerinde bulunan çok sayıda üst düzey askeri, siyasi ve diplomatik yetkili, ABD’nin saatler içinde Tahran’ı bombalayacağına inanıyordu.

Ancak öğleden sonra gelindiğinde, iki ABD’li yetkilinin aktardığına göre bu emrin verilmeyeceği netleşti. Beklenen saldırı gerçekleşmedi ve ABD geri adım attı.

Barak Ravid’in Axios’ta yayımlanan haberinde aktardığına göre, son bir hafta boyunca Başkan Donald Trump, İran’da protestoculara yönelik sert ve ölümcül müdahale iddiaları nedeniyle askeri seçeneklere zaman zaman ciddi biçimde yaklaştı.

Binlerce protestocunun öldürüldüğüne inanılırken, Washington’da bu sürecin İran rejimi açısından kritik bir kırılma yaratabileceği değerlendirmeleri yapıldı. Buna rağmen bölgede yeterli askeri kapasitenin bulunmaması, İsrail ve Suudi Arabistan gibi müttefiklerden gelen uyarılar, üst düzey danışmanlar arasında saldırının sonuçlarına dair büyüyen kaygılar ve İranlı yetkililerle yürütülen gizli temaslar, Trump’ın askeri müdahale kararını vermemesinde belirleyici oldu.

Axios’a konuşan kaynaklara göre, Trump, 2 Ocak’ta İran yönetiminin “barışçıl protestocuları şiddetle öldürmesi” halinde müdahale tehdidinde bulunmuştu. Ancak ABD yönetiminin protestoları rejim açısından gerçek bir tehdit olarak görmesi birkaç gün aldı.

Sahadan gelen istihbaratın sınırlı olması nedeniyle, ABD istihbarat birimleri başlangıçta gösterilerin rejimi sarsacak bir ivmeye sahip olmadığı kanaatindeydi. Bu değerlendirme 8 Ocak’ta değişti; Tahran ve diğer kentlerde protestolar belirgin biçimde yoğunlaştı.

Barak Ravid’in aktardığına göre, 9 Ocak Cuma günü ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Beyaz Saray’da olası bir askeri müdahalenin ayrıntılı biçimde ele alındığı ilk üst düzey toplantıya başkanlık etti. 

İsrailli muhabirin iddiasına göre, ''hafta sonu boyunca İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile temas kurarak tansiyonu düşürmeye dönük diplomatik bir kanal açtı. Bu gizli hat, ilerleyen günlerde Trump’ın karar sürecinde kritik bir rol oynadı''.

Gerginliği ABD tırmandırdı, İran yönettiAxios’un haberine göre, Salı akşamı Detroit’teki konuşmasından dönen Trump, Durum Odası’nda askeri seçeneklere ilişkin kapsamlı bir brifing aldı.

Günlerdir istihbarat bilgilendirmeleri alan ve Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından düzenli biçimde güncellenen Trump için bu toplantı, protestolarla ilgili başkanlık ettiği ilk resmi görüşmeydi.

Sert müdahalelerin protestoları kısmen bastırdığı görülürken, Trump’ın kamuoyuna açık tehditleri ABD içinde eylem beklentisi yaratmış, bölgede alarm seviyesini yükseltmişti. Trump’a, ABD savaş gemileri ve denizaltılarından İran genelindeki rejim hedeflerini kapsayan saldırı seçenekleri sunuldu; bu seçenekleri daralttı ve hazırlıkların tamamlanmasını istedi. Bir ABD’li yetkiliye göre plan hazırdı ancak toplantı net bir karar alınmadan sona erdi.

Habere göre, Çarşamba günü hem Washington’da hem de Tahran dahil Orta Doğu başkentlerinde Trump’ın saldırıya yeşil ışık yakacağı yönünde güçlü bir beklenti oluştu. ABD askerleri Katar’daki el-Udeyd Hava Üssü’nden ve Bahreyn’deki Beşinci Filo üssünden tahliye edilmeye başlandı. İran yönetimi, saldırının yaklaştığına inanarak hava sahasını kapattığını duyurdu. Bir ABD’li yetkili, yaşananların “aldatmaca ya da blöf” olmadığını vurguladı.

Axios’un aktardığına göre, gözler Trump’ın Çarşamba öğleden sonra ulusal güvenlik ekibiyle yapması beklenen toplantıya çevrildi. Ancak saatler geçmesine rağmen Beyaz Saray’dan bir karar çıkmadı. Trump saldırıyı ertelemeyi tercih etti.

Bir Beyaz Saray yetkilisi, başkanın “durumu izlemeye devam etmek istediğini” söyledi. Başka bir ABD’li yetkili ise ordunun hızla harekete geçebilecek durumda olduğunu ancak emrin gelmediğini belirtti.

Barak Ravid’in haberine göre, aynı gün yapılan bir telefon görüşmesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun temkin çağrısı yaptığı aktarıldı. Netanyahu, bölgede yeterli ABD savunma unsuru bulunmadığı için İsrail’in İran’dan gelebilecek olası bir misillemeye karşı hazırlıksız kalabileceğini, özellikle füze ve İHA saldırıları karşısında ABD desteğinin yetersiz olabileceğini Trump’a iletti. Ayrıca mevcut ABD planının etkili sonuçlar doğurmayacağı görüşünü paylaştı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman da Trump’la görüşerek bölgesel istikrara dair ciddi endişelerini dile getirdi. ABD’li yetkililere göre bu uyarılar ve İran’ın verebileceği karşılığın ABD güçleri için yaratacağı risklere dair brifingler karar sürecini doğrudan etkiledi. Trump ise gazetecilere, “Kimse beni ikna etmedi. Kendimi ikna ettim,” dedi.

“Bir anlamda fırsat penceresini kaçırdık,”: Axios’a konuşan kaynaklara göre, karar sürecinde öne çıkan unsurlardan biri, Haziran ayında İran’la yaşanan son gerilimden bu yana ABD’ye ait birçok askeri unsurun Karayipler ve Doğu Asya’ya kaydırılmış olmasıydı.

Bazı yetkililer, sahadaki koşulların ne saldırı ne de İran’ın karşılık vermesi durumunda geniş çaplı bir çatışmayı kaldırabilecek durumda olmadığını dile getirdi.

Bir kaynak bu durumu, “Bir anlamda fırsat penceresini kaçırdık,” sözleriyle özetledi.

Beyaz Saray’dan bir yetkili ise ABD’nin başkana sunulan seçenekleri uygulayabilecek askeri kapasiteye sahip olduğunu iddia etti.

Haberde aktarıldığına göre, Trump’ın kararında, Witkoff ile Arakçi arasında sürdürülen diplomatik arka kanaldan gelen mesajlar da etkili oldu. Çarşamba sabahı Arakçi’nin Witkoff’a gönderdiği mesajda protestoculara yönelik planlanan infazların durdurulacağı ve öldürmelerin sona erdirileceği taahhüt edildi.

Saat 15.00 sularında, saldırı emrini vermemeye karar verdiği toplantının hemen ardından Trump, Oval Ofis’te gazetecilere İran’dan aldığı bu mesajı kamuoyuna açıkladı.

ABD’li yetkililere göre bu adım, Washington’un en azından kısa vadede tansiyonu düşürme yönünde hareket ettiğini ortaya koydu. Trump da ertesi gün İran’dan gelen mesajların kararında etkili olduğunu kabul etti.

Axios’un aktardığına göre, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Başkan Trump’ın İran konusunda ne yapacağını kendisinden başka kimsenin bilmediğini, başkanın her zaman birçok seçeneği bulunduğunu ve kararlarını ABD’nin ve dünyanın çıkarlarını gözeterek verdiğini söyledi.

Barak Ravid’in değerlendirmesine yer verilen haberde, Trump şimdilik askeri saldırıdan vazgeçmiş görünüyor ancak bu seçenek tamamen masadan kalkmış değil.

Buna rağmen süreç, İran’ın askeri ve diplomatik kapasitesiyle Washington’un hesaplarını sınırlayabildiğini, ABD’nin tüm söylemine karşın sahadaki koşullar ve bölgesel dengeler karşısında manevra alanının daraldığını gösterdi.

Önümüzdeki haftalarda yeni bir karar noktası ortaya çıkabilir; ancak bu kez gündemi belirleyen tarafın yalnızca Washington olmadığı, Tahran’ın da denklemi şekillendirebildiği daha açık biçimde görülüyor.