Iraklı eski milletvekili: Amerikan desteği geçici bir yanılsamadır

img
Iraklı eski milletvekili: Amerikan desteği geçici bir yanılsamadır YDH

Washington’ın SDG’den çekilişi bir istisna değil, 1975’ten bu yana süren Amerikan politikasının devamı olarak okunuyor; Iraklı yetkililer Kürtlere dış güçlere yaslanmanın kazanımları değil, yeni krizleri beraberinde getireceğini uyarısında bulunuyor.



YDH- Irak Parlamentosu'ndan Hukuk Devleti Koalisyonu’nun önde gelen isimlerinden eski milletvekili Cesim Muhammed Cafer, Kürt liderlerini, özellikle de Mesud Barzani’yi, siyasi seçeneklerini yeniden gözden geçirmeye ve Amerikan koruması yanılsamasından vazgeçmeye çağırdı.

Cafer, Washington’ın Suriyeli Kürtleri terk etmesinin geçici bir gelişme olmadığını; aksine Amerikan politikasında süreklilik arz eden bir yaklaşımı yansıttığını ve 1975 senaryosunu tüm sonuçlarıyla birlikte açık biçimde hatırlattığını ifade etti.

Cafer ayrıca, Irak’taki siyasi sistemin Şii güçlerin öncülüğünde Kürtlere emsalsiz anayasal ve siyasi kazanımlar sağladığını, özellikle de geniş yetkilere sahip bir bölgesel yapı elde ettiklerini vurgulamış; bu kazanımların Amerikan desteğiyle değil, iç ulusal ortaklık yoluyla mümkün olduğunu belirtti.

Bu çerçeveden sapmanın ya da dış güçlere bel bağlamanın, söz konusu kazanımları ciddi biçimde tehlikeye atabileceğini dile getirdi.

On yıllardır Kürtlerin Amerika Birleşik Devletleri ile kurduğu ittifaklar, tarihsel deneyimlerin de gösterdiği üzere, çoğu aşamada kaybedilen bir bahis olduğunu kanıtlayan yüksek riskli bir siyasi kumar oldu.

Uluslararası dengelerdeki değişimle çöken Mahabad Cumhuriyeti’nden, Washington’ın 1975’te Irak’taki Kürt dosyasını siyasi bir kararla soğukkanlı biçimde kapatmasına ve Kuzey Suriye’deki mevcut duruma kadar aynı örüntü tekrar ediyor: Amerika Birleşik Devletleri, müttefiklerine yalnızca geçici destek sağlar ve çıkar haritası değişir değişmez desteğini çeker.

1975 yılında Washington, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’ye, Baas rejimiyle yapılacak stratejik bir anlaşma karşılığında Kürtlere verilen askerî ve siyasi desteğin kesilmesi talimatını vererek, Irak’taki silahlı Kürt hareketinin sona ermesinde belirleyici bir rol oynadı. Bu hamle, Amerikan çıkar mantığının açık bir tezahürü olmaktan başka bir anlam taşımamış ve o dönemde uluslararası destekle pazarlanan bir Kürt siyasi projesinin çöküşüyle sonuçlandı.

Bugün Amerika’nın Kuzey Suriye Kürtlerine yönelik tutumu, farklı araçlar kullanılsa da aynı senaryonun yeniden sahnelenmesi anlamına geliyor.

Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) verilen desteğin geri çekilmesi ve bu dosyanın, terörist Colani liderliğindeki yeni Suriye yönetimine devredilmesi, Washington’ın bir kez daha stratejik çıkarlarını ve NATO’nun kilit müttefiki Türkiye ile ilişkilerini, sahadaki ortaklarına yönelik siyasi ya da ahlaki bağlılığının önüne koyduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.

Gözlemciler, bu değişimlerin Irak Kürtleri açısından sert siyasi mesajlar içerdiğine; özellikle de yabancı güçlere, bilhassa Amerika Birleşik Devletleri’ne güvenmenin hiçbir zaman gerçek bir güvence oluşturmadığına dikkat çekiyor.

Aynı şekilde uzmanlar, istihbarat projelerine girişmenin ya da Irak’ın anayasal çerçevesinden sapmanın tehlikeli senaryolara yol açabileceği; bu tür adımların Kürdistan Bölgesi’ni öngörülemeyen siyasi ve güvenlik krizlerine sürükleyebileceği konusunda uyarılarda bulundu.

Siyasi analist Sabah el-Akili ise, son Amerikan tutumunun Washington’ın bölgedeki önceliklerini yeniden düzenlemesinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini; Pentagon tarafından yapılan açıklamaların Ankara’yı rahatlatmaya yönelik olduğunu ve SDG ile kurulan herhangi bir iş birliğinin, kuzey Suriye’de bağımsız bir siyasi projeyi desteklemek anlamına gelmediğini vurgulama arzusunu açık biçimde yansıttığını kaydetti.

Bu arada, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve aynı zamanda Washington’ın Türkiye Büyükelçisi olan Thomas Barrack, ülkesinin tutumunu savunarak, Washington’ın Suriye Demokratik Güçleri’nin Suriye ordusuna entegrasyonuyla sonuçlanacak bir çözümü desteklediğini açıkladı.

Barrack, bu süreçte yaşanacak herhangi bir gecikmenin, SDG’yi hem Şam hem de Ankara ile doğrudan bir çatışma riskiyle karşı karşıya bırakacağı uyarısında bulundu.

Gözlemciler, gelinen noktanın köklü bir siyasi gerçeği bir kez daha doğruladığı sonucuna varıyor: Büyük güçlerle kurulan geçici ittifaklar kalıcı güvenceler yaratmaz ve tarihin derslerini görmezden gelmek, isimler ve haritalar değişse bile aynı felaketlerin tekrar yaşanmasına yol açar.