Pentagon, Çin’i birincil tehdit olarak görme stratejisinden radikal bir şekilde dönerek, önceliğini ABD anakarası ve Batı Yarımküre’ye kaydırdı. 2026 savunma stratejisinde, Rusya’nın dünyanın en büyük nükleer cephaneliğine sahip olduğu ifade ediliyor.
YDH- Politico'ya göre, ABD Savunma Bakanlığı, önceki yönetimlerden farklı olarak, ABD anakarası ve Batı Yarımküre’yi önceliklendiren uzun süredir beklenen Ulusal Savunma Stratejisi’ni Cuma akşamı yayımladı.
Bu belge, Başkan Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri müdahaleleri ve Grönland’ın stratejik olarak edinilmesi yönündeki girişimleriyle uyumlu olarak, önceki yönetimlerin Çin odaklı politikalarından radikal bir sapmayı temsil ediyor.
Yeni Ulusal Savunma Stratejisi, artık Çin’i öncelikli tehdit olarak görmekten vazgeçti. Bunun yerine, önceki yönetimlerin ABD çıkarlarını terk ederek Panama Kanalı ve Grönland gibi kilit bölgelerde ABD ordusunun erişimini riske attığını ileri sürüyor. Strateji, ABD kamuoyunun “pratik çıkarlarına” odaklanmayı ve “abartılı stratejilerden” vazgeçmeyi vurguluyor.
Savunma Bakanlığı’nın son stratejisi, geçtiğimiz ay yayımlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi’nden farklı olarak Avrupa’ya ağırlık vermiyor ve kıtayı “medeniyetin gerileme sürecinde” olduğu şeklinde tanımlamıyor. Buna karşın, Avrupa’nın öneminin azaldığına dikkat çekiliyor.
“Avrupa hâlâ önemli olmakla birlikte, küresel ekonomik güçteki payı giderek azalıyor,” denilen belgede, “ABD Avrupa’da varlığını sürdürecek olsa da, önceliğimiz ABD Anakarası’nın savunulması ve Çin’in caydırılması olacak” ifadeleri yer aldı.
Ulusal Savunma Stratejisi, aylardır gecikmiş şekilde yayınlandı.
Politico'nun Eylül ayında bildirdiğine göre, taslak belge Savaş Bakanı Pete Hegseth’in masasında bekliyordu. Ancak ABD-Çin arasındaki ticaret görüşmeleri sürecinde Çin tehdidinin nasıl tanımlanacağı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle belge aylarca yayımlanamadı.
Strateji, ABD’nin Batı Yarımküre’deki kritik bölgelerde—Panama Kanalı, Meksika Körfezi ve Grönland dahil—etki ve erişimi bırakmaması gerektiğini vurguluyor. Ancak Pentagon’un bu hedeflere nasıl ulaşacağına dair ayrıntılı planlar sunulmuyor.
Belge, Çin ile diplomasiye devam edilmesini vurgularken, Pasifik bölgesinde potansiyel bir savaşı caydırmak için “güçlü bir reddetme savunması” kurulmasını öngörüyor. Ancak Pentagon’un bu bölgeye hangi askeri kaynakları göndereceğine dair detaylara yer verilmedi.
Trump’ın ilk döneminde 2018 yılında yayımlanan Ulusal Savunma Stratejisi, Çin’i ABD güvenliği için en büyük tehdit olarak tanımlamıştı. Bu görüş, Biden yönetiminin 2022 stratejisinde de sürdürüldü.
Yeni belge, Rusya, İran ve Kuzey Kore’den kaynaklanan tehditlere de değiniyor, ancak bu ülkelerin tehdit düzeyi Çin kadar ön plana çıkarılmıyor.
Pentagon, Rusya’nın öngörülebilir gelecekte devam eden bir tehdit olarak kalacağını, ancak Doğu NATO üyeleri için bu tehdidin kontrol edilebilir seviyede olduğunu belirtiyor.
Yeni ABD savunma stratejisinin izolasyonculuk anlamına gelmediği, aksine küresel vizyonda siyasi realizmi desteklediği vurgulanıyor.
2026 savunma stratejisinde, Rusya’nın dünyanın en büyük nükleer cephaneliğine sahip olduğu ifade ediliyor. Ayrıca Pentagon, savunma stratejisinde Kuzey Kore’nin nükleer güçlerini geliştirdiğini ve genişlettiğini, bunun da Amerika Birleşik Devletleri için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydediyor.


