Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı Carlos Fernández de Cossío, ABD yönetiminin adaya yönelik petrol ithalatını tamamen durdurmayı amaçlayan olası bir "deniz ablukası" planını "vahşi bir saldırı" olarak nitelendirerek sert bir dille kınadı.
YDH - Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı Carlos Fernández de Cossío, ABD basınında yer alan sızıntılara göre Trump yönetiminin Küba’ya yönelik petrol ithalatını tamamen durduracak bir deniz ablukası hazırlığında olmasını sert bir dille eleştirdi.
Cossío, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, bu girişimi "ABD’ye tehdit oluşturmayan bir ulus ve barışçıl bir halka karşı yürütülen vahşi bir saldırı" olarak tanımladı.
Politico’nun haberine atıfta bulunan Cossío, Washington’ın bu hamlesinin Küba’nın ekonomik zorluklarının asıl kaynağının ABD müdahalesi olduğunun bir kanıtı olduğunu ifade etti.
Bakan Yardımcısı, "Küba'nın kendi sorunlarını ABD müdahalesi olmadan çözme ihtimalinden neden bu kadar korkuluyor?" sorusunu yönelterek, olası yaptırımların bir halkı teslimiyete zorlamak için kurgulanan "suç teşkil eden bir politika" olduğunu vurguladı.
Enerji krizi üzerinden "rejim değişikliği" stratejisi
Havana yönetimi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio gibi isimlerin Trump’ı 2019’da da benzer bir yöne sevk ettiğini, ancak o dönemde istihbarat birimlerinin bu hamleyi "beklenen sonucu vermeyecek ve haksız bir çatışmaya yol açacak" bir adım olarak görerek engellediğini hatırlattı.
Ancak 2026 yılında bu tehdidin yeniden gündeme gelmesi, Washington’ın Küba’yı enerji yoluyla felce uğratarak siyasi bir çöküş hedeflediğini gösteriyor.
Küba’nın petrol ithalatına yönelik tam bir abluka uygulanmasının, uluslararası hukuk ve deniz hukukunun açık bir ihlali olduğunu belirten Havana, bu durumu "uluslararası korsanlık" olarak nitelendiriyor.
Olası petrol ablukasının adadaki enerji üretimini tamamen durdurabileceği ve temel hizmetleri felç edebileceği uyarısında bulunan Küba makamları, bu stratejinin halkı açlık ve karanlığa mahkûm ederek kaosa sürüklemeyi amaçladığını savunuyor.
Küba yönetimi, egemen ve bağımsız bir halk olarak bu tür tek taraflı ve saldırgan politikalara boyun eğmeyeceklerini belirterek uluslararası topluma dayanışma çağrısında bulundu.