Sızdırılan belgeler: MI6, IŞİD mülteci kamplarına nasıl nüfuz etti?

img
Sızdırılan belgeler: MI6, IŞİD mülteci kamplarına nasıl nüfuz etti? YDH

Suriye'nin kuzeydoğusunda değişen dengeler ve Rojava'nın tasfiyesiyle birlikte, on binlerce IŞİD bağlantılı tutuklunun bulunduğu el-Hol kampının akıbeti, İngiliz istihbaratının bölgedeki gizli faaliyetlerini yeniden gündeme taşıdı.



YDH - Suriye'de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) rejimine bağlı güçler, 13 Ocak'tan bu yana Kuzeydoğu Suriye hattını yararak ilerleyişini sürdürüyor.

Bu askeri hareketlilik, on yılı aşkın süredir ABD destekli ve Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından fiilen yönetilen, genellikle Rojava olarak anılan özerk bölge için kesin bir sonu işaret ediyor.

Washington'ın arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşması, SDG'nin Şam'daki Batı destekli rejime entegrasyonunu öngörse de fiilen HTŞ kontrolündeki güçler, Rojava'nın her izini kalıcı olarak silme ve etkisiz hale getirme niyetinde olduğuna dair güçlü emareler sergiliyor.

Bölgenin ele geçirilmesinden bu yana siviller ve SDG mensupları hedef alındı. Orduya bu süreçte, aralarında çok sayıda eski IŞİD mensubunun da bulunduğu yerel gözaltı merkezlerinden salıverilen eski mahkûmlar yardım etti.

IŞİD'in bir zamanlar hak iddia ettiği topraklardaki nüfusu barındırmak amacıyla 2019'da kurulan bu tesisler, bugün on binlerce kişiye ev sahipliği yapıyor.

Hükümet güçlerinin Rojava'ya yönelik taarruzu başladığında özellikle hapishaneleri hedef alması, kitlesel firarları yerel düzeyde tetiklemenin kasıtlı bir strateji olduğunu gösteriyor.

"Radikalleşme kazanı": El-Hol'ün iç yüzü

Rojava'daki IŞİD mülteci kampları, özerk bölge yönetimi için karmaşık ve çözümü zor bir sorun teşkil ediyordu.

Kamp sakinleri, ancak vatandaşı oldukları ülkenin hükümetinin rızasıyla iade edilebiliyordu ki birçok durumda ilgili hükümetler bu talepleri reddetti.

Özellikle el-Hol kampı, sorunun en derinleştiği nokta haline geldi. Sadece kadın ve çocukları barındıran kamptaki tutukluların çoğu, IŞİD mensuplarının eşleri ve çocuklarından oluşuyordu. İlk gruptakiler bazı durumlarda IŞİD'e bağlılıklarından asla vazgeçmezken, ikinci gruptakiler ise vatansız konumda bulunuyor.

Eylül 2019 tarihli bir Washington Post haberi, el-Hol'ü, fanatik IŞİD yandaşlarının örgütün katı kurallarını cinayet dahil acımasız şiddet yoluyla geniş kitlelere dayattığı bir "radikalleşme kazanı" olarak tasvir etmişti.

SDG gardiyanları suçluları fiziksel olarak zapt etmeye çalışmaktan öteye gidemezken, IŞİD'in aşırılıkçı ideolojisi, on binlerce çocuğun adeta "tutsak bir kitle" oluşturduğu ortamda engellenemeden yayıldı.

Tesis, 20 Ocak'ta HTŞ tarafından vuruldu ve bu durum tutsak grupları ile SDG unsurlarını kaçmaya zorladı.

Sızdırılan belgeler: İngiliz istihbaratının gölgesi

El-Hol şu anda hükümet kontrolünde ve yaklaşık 30 bin sakininin akıbeti belirsizliğini koruyor. Ancak kamp nüfusunun, HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Colani'ye bağlı güçlerinin gelişini beklemeleri ve memnuniyetle karşılamaları için önceden hazırlandığına işaret eden veriler mevcut.

El-Meyadin kanalının internet sitesinde yazan İngiliz araştırmacı gazeteci Kit Klarenberg tarafından incelenen sızdırılmış belgeler, kuruculuğunu ve kadrosunu İngiliz istihbaratının eski mensuplarının üstlendiği bir psikolojik harp uzmanı olan Global Strategy Network'ün, el-Hol'de yıllarca gizli bir varlık sürdürdüğünü ifşa ediyor.

Belgeler, bu yapının her adımda İngiliz hükümeti onaylı propaganda mesajlarını el altından yaydığını ortaya koyuyor.

HTŞ'nin Rojava'yı yıkması, iktidar üzerindeki ulusal hakimiyetini önemli ölçüde pekiştiriyor. SDG, ülkenin birincil petrol ve buğday üretim alanlarına ev sahipliği yapan toprakları kontrol ediyordu; buraların ele geçirilmesi yeni yönetim için büyük bir ekonomik kazanım sağlıyor.

Dahası, bölge liderlerinin HTŞ'nin Aralık 2024'te Şam'ı ele geçirmesinin ardından defalarca dile getirdiği ayrılıkçı bir Kürt devletinin ortaya çıkma ihtimali de tamamen ortadan kalktı. Bu gelişmeler, Batı'nın iktidar koridorlarında, bilhassa Londra'da memnuniyetle karşılanacak nitelikte.

Londra'nın stratejik hesabı

Daha önce ifşa edildiği üzere HTŞ, şiddetli saray darbesinden yıllar önce, İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın ulusal güvenlik danışmanı Jonathan Powell tarafından yönetilen ve MI6 ile bağlantılı bir danışmanlık firması olan Inter-Mediate tarafından bu sürece hazırlandı.

Inter-Mediate, o tarihten bu yana Suriye Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda özel bir ofis bulunduruyor. Starmer, Beşar Esed'in düşüşünü Londra'nın "bölge genelinde daha mevcut ve tutarlı bir rol oynaması" için bir fırsat olarak nitelendirmişti. Söz konusu plan şimdi uygulamaya konuluyor.

Sızdırılan dosyalar, Global Strategy'nin, IŞİD'in Mart 2019'daki resmi yenilgisinin hemen ardından el-Hol içinde bir psikolojik harp altyapısı kurmaya başladığını gösteriyor.

SDG'nin IŞİD'i kapsamlı bir şekilde ezdiğine dair ana akım haberlerin aksine belgeler, örgütün Rojava'daki "askeri ve istihbarat varlıklarına" karşı operasyonlar yürütmeye devam ettiğini not ediyor.

Bu durum, IŞİD'in yerel olarak açık bir tehlike olmaya devam ettiği ve giderek genişleyen bir düşman listesine karşı şiddet eylemleri uygulamayı sürdürdüğü anlamına geliyordu.

Global Strategy'nin görevini zorlaştıran başka unsurlar da mevcuttu. IŞİD'in kadınları hem sivil idaresine hem de askeri operasyonlarına proaktif bir şekilde dahil etmesi, örgütün kendi adına propaganda yapmaları ve kuralları dayatmaları için "gerçek inananları" kullanarak, resmi toprak kontrolünü kaybetmesine rağmen el-Hol'de önemli bir nüfuz kullanabilmesini sağlıyordu.

Aktif IŞİD destekçilerinden, örgüt tarafından mağdur edilenlere kadar uzanan sakinler yelpazesinin de son derece karmaşık ve belirsiz olduğu belirtiliyordu.

HTŞ hakimiyeti ve "insan rezervuarı"

Global Strategy'nin el-Hol'deki gizli operasyonunun belirtilen hedefi deradikalizasyondu. Ancak bu çabaya başarısızlık demek yetersiz kalıyor.

Kampın kuruluşundan bugüne kadar yayımlanan raporlar, el-Hol'ün IŞİD'in yeniden dirilişi için kilit bir merkez olduğu uyarısında bulundu.

Nisan 2025 tarihli bir Frankfurt Barış Enstitüsü araştırması, kampta barınan genç erkek çocukların, öldürme eğitimi aldıkları IŞİD'in "Hilafet Yavruları" programı için bir "insan rezervuarı" olduğunu belirtti.

Bu tablo, Global Strategy'nin amacının gerçekten aşırılıkla mücadele olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Firmanın psikolojik harp girişimleri, yalnızca IŞİD'e aktif olarak yardım etmekle kalmayıp aynı zamanda resmi olarak amaçlananın tam tersi bir etki yaratma yönünde rahatsız edici bir eğilime sahip.

Global Strategy yıllarca Suriye'de HTŞ'nin hakim olduğu bölgelerde grubu zayıflatmaya yönelik kapsamlı çabalar yönetti. Ancak sızdırılan belgelerde firma, bu girişimlerin HTŞ'nin Suriye'deki artan nüfuzuna aktif olarak yardımcı olduğunu kabul etti.

Sonuç olarak birçok Suriyeli, HTŞ'yi Esad'a muhalefetle eş anlamlı gördü. Eski MI6 şefi Richard Moore'un Eylül 2025'te, teşkilatının Şam'ı ele geçirmesinden yıllar önce HTŞ ile ilişki kurduğunu itiraf etmesi tesadüf değil.

Bu gizli bağ, İngiliz istihbaratının, grubun El Kaide'den ayrıldığına dair ana akım anlatıların gerçeği yansıtmadığını bilmesine rağmen kuruldu.

Sızdırılan 2020 tarihli bir Dışişleri Bakanlığı dosyası, "HTŞ hakimiyetinin" ülkede El Kaide bağlantılı grup ve bireylerin var olması için aktif olarak alan sağladığını not ediyordu.

Bu durum, Global Strategy'nin el-Hol'deki asıl amacının, İngiliz istihbaratı perspektifinden tutukluları "doğru" türden bir militanlığa dönüştürmek olup olmadığı sorusunu akla getiriyor.

Paravan şirketin kampa eşi benzeri görülmemiş erişimi, mahkûmları HTŞ güçlerinin onları özgürleştireceği güne hazırlamak için kullanılmış olabilir.

Her halükârda HTŞ rejimine; iç muhalefete yönelik baskılarda, azınlıklara yönelik katliamlarda ve ideal bir Anglo-Amerikan kukla devletini tahkim etmede kullanılabilecek minnettar eski mahkûmlardan oluşan devasa bir "insan kaynağı deposu" bahşedilmiş durumda.

Şam'a Rojava'yı ele geçirme yeşil ışığının, Ocak ayı başlarında Paris'te İsrail ile yapılan ve Colani'nin yerel halkın tepkisini çeken bir anlaşma imzaladığı ABD arabuluculuğundaki görüşmelerde verilmesi dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor.