İsrail’den milyonlarca dolarlık küresel algı operasyonu

img
İsrail’den milyonlarca dolarlık küresel algı operasyonu YDH

İsrail’in Gazze’deki vahşet sonrası özellikle “Gen Z” kuşağında eriyen desteği tersine çevirmek amacıyla, ABD merkezli dijital ve siyasi etki ağlarına milyonlarca dolarlık bütçe ayırdığı belirtildi.



YDH- Irak merkezli haber-analiz sitesi The New Region’da yer alan bir makaleye göre, İsrail hükümeti son aylarda, özellikle “Gen Z” kuşağının Gazze’de yaşananlar karşısında giderek artan hoşnutsuzluğu nedeniyle harekete geçti.

Makalede, İsrail’in “Amerikan kamuoyundaki imajını yeniden inşa etmek” amacıyla internet ve gerçek dünyada milyonlarca dolarlık sözleşmeler imzaladığı belirtildi.

Hasbara bütçesi ve hedefleri

Makalede, 5 Aralık’ta İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın 2026 ulusal bütçesini açıkladığı ve bu bütçede “hasbara” olarak bilinen İsrail yanlısı kamu diplomasisi faaliyetleri için 2,35 milyar şekel (yaklaşık 750 milyon dolar) ayrıldığı belirtildi.

Yazıda, bu kaynağın özellikle ABD’de “İsrail’e yönelik desteğin düşmesi” ve “Filistin yanlısı eğilimlerin artması” sonrasında ayrıldığı vurgulandı.

Makalede, The New York Times ve Siena College tarafından eylül ayında yapılan bir ankete atıfta bulunularak, iki yıl süren “Gazze saldırıları sonrasında Amerikan halkının İsrail’e desteğinin gerilediği ve seçmenlerin artan oranda Filistinlilerin yanında yer aldığı” ifade edildi.

Ekim 2023’ten bu yana kamuoyunda “dramatik bir değişim” yaşandığı, çoğunluğun İsrail’e daha fazla ekonomik veya askeri yardım verilmesine karşı çıktığı kaydedildi. Ayrıca, ankete katılanların yüzde 40’ının “İsrail’in sivilleri kasıtlı olarak hedef aldığı” görüşünü paylaştığı ve bu oranın 2023’e kıyasla neredeyse “iki katına çıktığı” aktarıldı.

Kamu diplomasisinde yeni araçlar

Hükümet açıklamasına göre, ayrılan fonun dünya çapında “İsrail yanlısı mesajları” yaymak için kullanılacağı, “sosyal medya kampanyaları, sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklıklar ve siyasi liderler, seçilmiş yetkililer, influencer’lar ve diğer yüksek profilli kişilerin İsrail’e getirilmesi” gibi faaliyetleri finanse edeceği belirtildi.

Makalede, özellikle Amerikan üniversite kampüslerinin bu kampanyalarda öncelikli hedefler arasında yer aldığı ifade edildi.

Ayrıca, 300 milyon doların üzerinde bir miktarın şimdiden onaylandığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın “diplomasi” başlığı altında ek 150 milyon dolar daha alacağı; bunun önceki yıllardaki benzer bütçelerin yaklaşık “20 katına” denk geldiği kaydedildi.

“Hasbara”da dijital genişleme ve yapay zekâ hedefi

Dışişleri Bakanı Sa’ar’ın, onaylanan fonun küresel ölçekli zorluklara kıyasla “mütevazı” olduğunu söylediği, ancak bunu önemli bir dönüm noktası olarak tanımladığı aktarıldı. Sa’ar’ın, “düşmanların” İsrail’e karşı büyük bütçeler ayırdığını öne sürerek ülkenin sınırlı kaynaklarla çalıştığını ifade ettiği belirtildi.

Sa’ar’ın ayrıca, “kamu algısı mücadelesinin stratejik bir gereklilik olduğunu” vurguladığı ve “farkındalık savaşına yatırım yapmanın uçak, mühimmat ve füze savunma sistemleriyle aynı önemde ele alınması gerektiğini” söylediği kaydedildi.

Makalede, İsrail’in geleneksel kamu diplomasisi kampanyalarına ek olarak “Hristiyan kilise üyeleri gibi gruplara ulaşmak, çevrimiçi ortamda İsrail yanlısı içerikleri güçlendirmek için bot ağları kullanmak ve arama sonuçları ile ChatGPT gibi yapay zekâ araçlarının yanıtlarını şekillendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüğü” belirtildi.

En önemli hasbara sözleşmelerinden birinin eylül ayında, Donald Trump’ın 2016 kampanyasının dijital medya direktörü ve 2020 yeniden seçim kampanyası yöneticisi Brad Parscale’ın sahibi olduğu Clock Tower X LLC ile imzalandığı ifade edildi.

Yazıda, bu alanda faaliyet gösteren diğer firmaların büyük bölümünün Cumhuriyetçi Parti veya evanjelik topluluklarla yakın ilişkilere sahip olduğu aktarıldı.

Clock Tower X’in, İsrail adına ABD’de planlanan ulusal iletişim kampanyası kapsamında Yabancı Ajan Kayıt Yasası (FARA) uyarınca ABD Adalet Bakanlığı’na kayıt yaptırdığı ve şirketin “antisemitizmle mücadele” başlığı altındaki kampanyaya destek sağlayacağı belirtildi.
Makalede, şirketin Havas Media Network ile birlikte İsrail hükümeti destekli bir iletişim girişimini yürüttüğü ve bu rolünü FARA kapsamında resmi olarak bildirdiği ifade edildi.

FARA dosyalarındaki iş tanımına göre, kampanyanın Gen Z kuşağına odaklandığı, içeriğin en az yüzde 80’inin bu demografiye yönelik olması gerektiği ve TikTok, Instagram, YouTube ile podcast’ler gibi yüksek etkileşimli platformlara öncelik verileceği kaydedildi. Kampanyanın aylık en az 50 milyon görüntülenme hedefiyle tasarlandığı belirtildi.

Kampanyanın dijital alandaki etkisini artırmak için MarketBrew AI gibi yazılımlarla arama motoru sonuçlarının optimize edileceği, ayrıca “GPT çerçeveleme sonuçları” üretecek biçimde tasarlanmış web siteleri ve içeriklerin oluşturulacağı ifade edildi. Bu yaklaşımın, kullanıcıların sohbet sırasında yapay zekâ modellerinden aldıkları yanıtları yönlendirmeyi amaçladığı aktarıldı.

Clock Tower’ın, en az 100 kök yaratıcı içerik üretmesi ve kampanya mesajlarını sürekli görünür kılmak amacıyla ayda 5.000’e kadar içerik varyasyonu hazırlaması gerektiği kaydedildi.

Evanjelik taban ve influencer stratejisi

Kampanya mesajlarının Salem Media Network’e ait platformlarda yayımlanacağı, bu ağın 200’den fazla radyo istasyonu ve bağlantılı internet sitesi işlettiği belirtildi. Parscale’ın bu yıl Salem’in Baş Strateji Sorumlusu olarak görevlendirildiği de aktarıldı.

Makalede, Hristiyan izleyici kitlesine yönelmenin, geleneksel olarak İsrail yanlısı kabul edilen çevrelerde yaşanan destek kaybına verilen bir yanıt olduğu kaydedildi.
Pew anketlerine atıfta bulunularak, 2022–2025 döneminde ABD genelinde İsrail’e yönelik olumsuz bakışın yüzde 53’e ulaştığı ve 50 yaş altı Cumhuriyetçiler arasında bu oranın yaklaşık yarıya çıktığı ifade edildi.

Yazıda, Tel Aviv Üniversitesi araştırmalarına göre genç evanjelikler arasında İsrail’e yönelik eleştirilerin arttığı aktarıldı. Ayrıca, muhafazakâr yorumcu Charlie Kirk’in ölümü sonrasında bazı aşırı sağ medya organlarında yayılan komplo teorilerinin bu tepkileri daha da körüklediği belirtildi.

Makalede, bu hamlenin dijital propaganda açısından bir ilk niteliği taşıdığı ve yabancı bir hükümetin ChatGPT ve Claude gibi üretken yapay zekâ platformlarının çıktısını etkilemeye yönelik belgelenmiş bir girişimini temsil ettiği kaydedildi. Bu stratejinin, klasik SEO yöntemlerinin ötesine geçerek “chatbot optimizasyonu” yoluyla yapay zekâ sistemlerinin İsrail ve Filistin’e dair sunduğu çerçeveyi şekillendirmeyi hedeflediği vurgulandı.

Ayrıca, İsrail hükümetinin 2025’in ikinci yarısında Google, YouTube, X ve Outbrain üzerinden dijital reklam kampanyalarına 45 milyon doların üzerinde harcama yaptığı belirtildi.

Haaretz tarafından elde edilen iç belgelerde, yapay zekânın Voices for Israel adlı hükümet destekli sivil toplum kuruluşu ile Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı’nın “teknolojik cephaneliğinde temel bir araç” olarak tanımlandığı ifade edildi. Voices for Israel’in, dünya genelindeki “meşrulaştırma karşıtı kampanyalarla” mücadele kapsamında kitlesel çevrimiçi algı operasyonları yürütmekle görevlendirildiği aktarıldı.

Bir diğer hasbara kampanyasında, FARA belgelerine yansıyan bilgilere göre haziran ortasından kasıma kadar influencer’lara 900 bin dolar ayrıldığı ve bu programın İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından Havas Media Group aracılığıyla finanse edildiği kaydedildi. Havas’ın bu kaynağı Washington merkezli Bridge Partners LLC’ye aktardığı ve programın yönetimini üstlendiği belirtildi.

Bridge Partners’ın dosyalarda, çalışmanın “ABD ile İsrail arasında kültürel değişimi teşvik etmeyi” amaçladığını bildirdiği; 14–18 influencer’ın görevlendirileceği ve her ay 25–30 İsrail yanlısı paylaşım yapılmasının planlandığı ifade edildi. Paylaşımların Instagram, TikTok, X, YouTube ve Threads’te yayımlanacağı ve her paylaşım için 6.000 dolara kadar ödeme yapılacağı, bazı içeriklerde bu tutarın 7.000 doları aşabileceği aktarıldı. Bu girişimin “Esther Projesi” adıyla yürütüldüğü kaydedildi.

Netanyahu’nun BM Genel Kurulu ziyareti sırasında New York’ta influencer’larla bir araya geldiği ve İsrail’e yönelik desteğin azalmasına karşı çözümün sosyal medya influencer’larının kullanılması olduğunu söylediği aktarıldı.

Yazıda, bu yaklaşımın İsrail hükümetinin bilgi savaşında yaşadığı “başarısızlık” nedeniyle eleştirildiği ifade edildi.

Havas’ın, İsrail hükümeti adına Amerikan şirketleriyle anlaşmalar yapan bir aracı gibi faaliyet yürüttüğü ve 2018’den bu yana İsrail turizmini ABD pazarında tanıtmak için 100 milyon doları aşan ödemeler aldığı belirtildi. Yazıda, şirketin İsrail dışında “Körfez ülkeleri dahil çeşitli uluslararası müşteriler” için de benzer kampanyalar yürüttüğü aktarıldı.

Makalede, “uluslararası sempatinin” azalmasının sonuçlarının giderek daha görünür hâle geldiği ve Netanyahu ile müttefikleri açısından mücadelenin artık yalnızca askeri güçle değil, aynı zamanda anlatıyı kontrol etme çabasıyla yürütüldüğü; bu alanda İsrail’in geçmişte sahip olduğu “görece güvenli” konumun giderek kırılganlaştığı kaydedildi.