Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD’nin Minneapolis kentinde federal güçlerin bir sivili öldürmesinin ardından tırmanan olayları "endişe verici" olarak nitelendirerek Washington’a şeffaflık uyarısında bulundu.
YDH- Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Amerika Birleşik Devletleri’nde son dönemde tırmanışa geçen şiddet olayları ve kolluk kuvvetlerinin müdahale yöntemlerine ilişkin derin endişelerini dile getirdi.
Hamburg’da düzenlenen Kuzey Denizi Zirvesi’nin ardından gerçekleşen basın toplantısında konuşan Merz, özellikle Minneapolis’te yaşanan son can kaybı üzerinden Washington yönetimine "şeffaflık" çağrısı yaptı.
Hamburg Deklarasyonu'nun imzalanmasının ardından kameraların karşısına geçen Başbakan Merz, Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde göçmenlik kolluk kuvvetleri (ICE) tarafından gerçekleştirilen ve bir Amerikan vatandaşının ölümüyle sonuçlanan operasyonu gündeme taşıdı.
Merz, Alman hükümetinin ABD makamlarından, federal birimlerin ateş açma kararının hukuki ve operasyonel dayanaklarını ortaya koyacak kapsamlı bir soruşturma yürütmesini beklediğini vurguladı.
ABD genelindeki şiddet sarmalının ulaştığı seviyeyi "endişe verici" olarak tanımlayan Merz, bu durumun toplumsal istikrar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.
Minneapolis'teki yerel kaynaklar, federal ajanların bir şüpheliyi vurarak öldürmesinin ardından bölgede tansiyonun yükseldiğini ve 100'den fazla protestocu ile güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirdi.
Merz, bu tür olayların kamuoyu tartışmalarını tetiklediğini ve kolluk kuvvetlerinin güç kullanımı konusundaki meşruiyetini sorgulattığını belirtti.
Haber kaynaklarına göre bu olay, Minneapolis'te sadece Ocak ayı içinde federal birimlerin karıştığı üçüncü ölümcül silahlı çatışma olarak kayıtlara geçti. 7 Ocak'ta 37 yaşındaki Renee Goode'un öldürülmesinin ardından yaşanan bu son vaka, ABD’deki federal kolluk doktrinine yönelik uluslararası eleştirilerin dozunu artırdı.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in bu çıkışı, Atlantik ötesi müttefiklik ilişkilerinde insan hakları ve iç güvenlik normları üzerinden yeni bir tartışma sahası açıldığını gösteriyor.