Başkan Trump’ın ülke genelindeki kitlesel sınır dışı operasyonları, Minneapolis’te bir hafta sonu içinde ikinci bir sivilin federal görevlilerce vurularak öldürülmesinin ardından Cumhuriyetçi Parti içinde sert tepkilerin hedefi oldu.
YDH - ABD'nin Minnesota eyaletindeki Minneapolis’te geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen bir protesto sırasında, 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi ve ABD vatandaşı Alex Pretti’nin bir Sınır Devriye görevlisi tarafından vurularak öldürülmesi, Cumhuriyetçi Parti içindeki geleneksel Trump desteğinde ciddi çatlaklar oluşturdu.
Yıl boyunca federal kolluk kuvvetlerinin Demokratların yönetimindeki şehirlerde görevlendirilmesini "kamu güvenliği" gerekçesiyle savunan Cumhuriyetçi kanat, sivil kayıpların artmasıyla birlikte operasyonların meşruiyetini sorgulamaya başladı.
The Hill gazetesine konuşan kaynaklar, özellikle sosyal medya ve geleneksel medyada yükselen tepkilerin Beyaz Saray’da bir "kırılma noktası" olarak algılandığını ve bir soruşturmanın kaçınılmaz hale geldiğini ifade ediyor.
Cumhuriyetçi ağır toplardan peş peşe tepkiler
Olayın ardından Kongre’nin etkili isimleri sessizliğini bozdu. Temsilciler Meclisi İç Güvenlik Komisyonu eski başkanı Michael McCaul, cinayetten "derin rahatsızlık" duyduğunu belirtirken; Gözetim Komisyonu Başkanı James Comer, Trump’ın ICE personelini çatışmaların sürdüğü İkiz Şehirler'den (Minneapolis-St. Paul) tamamen çekmesi gerektiğini savundu.
Senato kanadında ise sadece mutat Trump muhalifleri değil, Dave McCormick ve Pete Ricketts gibi düşük profilli muhafazakarlar da şeffaf bir soruşturma talep etti.
İç Güvenlik Komisyonu Başkanı Rand Paul, ICE ve Sınır Devriye birimlerinin başkanlarını 12 Şubat’ta ifade vermeye çağırdı.
Tartışmanın en kritik noktalarından birini, kurban Alex Pretti’nin üzerinde silah bulunması oluşturdu. Ulusal Tüfek Derneği (NRA) ile paralel bir duruş sergileyen Cumhuriyetçi vekiller, Pretti’nin geçerli bir taşıma ruhsatı olduğuna dikkat çekerek "silah taşımanın bir ölüm fermanı olamayacağını" vurguladı.
Temsilci Thomas Massie, "Ateşli silah taşımak anayasal ve tanrı vergisi bir haktır; bunu anlamayanların hükümette işi yoktur" sözleriyle idari yetkililere sert çıktı.
Chip Roy ise "İkinci Değişiklik destekçisiyiz, birinin üzerinde silah olması ona ateş açılması için bir gerekçe teşkil etmez" diyerek hükümetin savunmasını reddetti.
Hükümetin kapanma riski
Artan gerilim, 30 Ocak’ta sona erecek olan hükümet bütçesi görüşmelerini de kilitledi.
Demokratlar, ICE ve diğer federal birimlerin faaliyetlerine kısıtlama getirilmediği sürece İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bütçesini onaylamayacaklarını bildirdi.
Cumhuriyetçi liderler ise Sahil Güvenlik ve FEMA gibi kritik kurumların finansmanının kesilmesinin "felaket" olacağını savunuyor.
Ancak iki parti arasındaki bu kutuplaşma, ABD hükümetini bir kez daha kapanmanın eşiğine getirdi. Kar fırtınası nedeniyle sekteye uğrayan Senato görüşmelerinin Perşembe günü yapılması beklenen ilk oylamayla nasıl bir yön alacağı net değil.