Kudüs Gücü komutasında Direniş Ekseni'nden büyük zirve

img
Kudüs Gücü komutasında Direniş Ekseni'nden büyük zirve YDH

Eksen’in masadaki temel doktrini, olası bir askeri harekatın sadece İran sınırları içinde kalmasını engellemek üzerine kurulu. Bu stratejiye göre, İran’a yönelecek herhangi bir namlu, ABD ve müttefikleri için çok cepheli bir bölgesel sınavı başlatacak.



YDH- ABD’nin İran’a yönelik muhtemel saldırı senaryolarına karşı, bölgedeki müttefik güçlerin nasıl bir pozisyon alacağı netleşiyor. Beyrut ve Bağdat merkezli yürütülen yoğun diplomasi trafiği, Direniş Ekseni’nin yalnızca bir durum değerlendirmesi yapmadığını; aksine saldırı sonrası müdahale mekanizmalarını ve coğrafi rol dağılımını içeren teknik bir planı karara bağladığını ortaya koyuyor.

Irak, Yemen ve Lübnan’daki grupların ortaklaşan mesajları, Direniş Ekseni'nin temkinli sessizliği bozduğunu gösteriyor. Washington’un tehdit seviyesini yükselttiği bu dönemde, karar odalarında artık "Savaş çıkacak mı?" sorusu yerini "Savaş nasıl yönetilecek, kimler, ne zaman katılacak?" sorularına bırakmış durumda.

Eksen’in masadaki temel doktrini, olası bir askeri harekatın sadece İran sınırları içinde kalmasını engellemek üzerine kurulu. Bu stratejiye göre, İran’a yönelecek herhangi bir namlu, ABD ve müttefikleri için çok cepheli bir bölgesel sınavı başlatacak.

Irak’taki direniş odakları, Yemen’deki Ensarullah hareketi ve Lübnan İslami Direnişi - Hizbullahı’ndan gelen eş zamanlı açıklamalar, bu yapılar arasındaki koordinasyonun "uyarı" aşamasından "aktif askeri pozisyon" aşamasına geçtiğini kanıtlıyor.

Bölgesel kaynaklar, beklenen olası savaşın gerek yoğunluk gerekse hedef seçimi bakımından geçmişteki tüm çatışmaları geride bırakacağı görüşünde birleşiyor. Yeni askeri doktrine göre Direniş bileşenlerinin yanıtları, düşmanı şaşırtacak şekilde kurgulanacak:

Asimetrik müdahale: Yanıtlar mutlaka eş zamanlı olmayacak; aksine kademeli, hesaplı ve yıpratıcı bir seyir izleyecek.

Felç edici saldırılar: Belirli bölgelerde Amerikan varlığı doğrudan hedef alınarak lojistik ve askeri kapasite felç edilirken, diğer alanlarda "yüksek caydırıcılık" pozisyonu korunarak gerilim stratejik bir şekilde tırmandırılacak.

Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’ın son dönemdeki mesajları, Lübnan siyasetinde "tarafsızlığın reddi" olarak yankı buluyor. Hizbullah yönetimi, İran’ın askeri veya siyasi olarak zayıflatılmasını doğrudan Lübnan’ın ve direnişin bekasına yönelik bir tehdit olarak okuyor.

Örgüte göre, İran’ın kuşatılması bölgesel güç dengelerini kalıcı olarak Direniş aleyhine değiştirecektir. Bu bağlamda, saldırının İran’ın stratejik kapasitesini felç etme noktasına varması durumunda, Hizbullah’ın "ilk gün" refleksi "aktif ve önleyici bir müdahale" gerçekleştirmek olacak.

Kudüs Gücü’nün doğrudan gözetiminde yapılan yoğun toplantılarda, olası bir çatışmanın yalnızca İran sınırları içinde kalmasını engellemek amacıyla çok cepheli bir savunma ve saldırı planı karara bağlandı.

Lübnan’ın içinde bulunduğu ekonomik kriz ve kurumsal kırılganlık, uluslararası camiada "tarafsızlık" beklentisi yaratsa da Direniş odakları bu beklentiyi gerçekçi bulmuyor.

Batı başkentlerinden gelen itidal çağrılarına karşın Hizbullah, çatışmayı ertelemenin savaşı önlemeyeceğini, aksine gelecekte ödenecek bedeli ağırlaştıracağını savunan bir vizyonla hareket ediyor.

Bölgesel yapıyı hedef alan bir savaşta, Lübnan’ın etkisiz bir aktör olarak kalması, örgüt tarafından stratejik bir seçenek olarak değerlendirilmiyor.



Makaleler

Güncel