Hizbullah: Önce direniş, sonra siyaset

img
Hizbullah: Önce direniş, sonra siyaset YDH

Hizbullah yetkilisi Nevvaf el-Musevi, hareketin önceliğinin “direniş” olduğunu, siyasetin ise bunu takip ettiğini vurguladı. El-Musevi, olası bir saldırının “bölgede bir volkanı harekete geçireceğini” ifade etti.




YDH- Hizbullah'ın Sınırlar ve Kaynaklar İşleri Başkanı Seyyid Nevaf el-Musevi, çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’nin ya İran’la bir uzlaşı aradığını ya da “İslam Cumhuriyeti’nin çöküşünü” hedeflediğini söyledi.

El-Musevi, İran’ın karar alma süreçlerinde bağımsızlığını koruduğu her durumda “Batı’nın hedefi haline geldiğini” vurguladı.

“Sorun saldırı değil, sonrası”

El-Meyadin’e verdiği özel röportajda konuşan el-Musevi, Washington’un İran’a yönelik bir saldırı düzenleme kapasitesine sahip olduğunu ancak böyle bir adımın “İslam Cumhuriyeti’ni yıkmaya yetmeyeceğini” ifade etti.

ABD’yi durduran temel unsurun, “saldırıdan sonra ne olacağı” sorusuna yanıt verememesi olduğunu belirtti.

El-Musevi, olası bir ABD askeri hamlesinin bir “hesap hatasından” kaynaklanabileceğini söyledi ve bunun “bölgede bir volkanı harekete geçireceğini” kaydetti.

ABD ve İsrail bölgeyi tek cephe görüyor

El-Musevi, ABD’nin Direniş’i ortadan kaldırmayı hedeflediğini ve bunu yaparken “İsrail toplumunun kan bedelini taşıma kapasitesine” güvendiğini söyledi.

Washington ve İsrail’in bölgede farklı cepheler arasında ayrım yapmadığını ifade etti.

El-Musevi, güvenilir kaynakların Çin’in, İran’a “herhangi bir saldırıya etkili şekilde karşılık vermesini sağlayacak” destek sunduğunu doğruladığını belirtti.

“Lübnan ABD işgali altında”

Hizbullah yetkililerinin son konuşmalarına değinen el-Musevi, Genel Sekreter Şeyh Naim Kasım’ın, İran lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’ye yönelik herhangi bir suikast girişiminin “son derece ciddi sonuçlar doğuracağını” vurguladığını aktardı.

El-Musevi, Şeyh Kasım’ın geçmişte Direniş’in cephe hatlarında bizzat bulunduğunu ve bunun “kendi mütevazılığı nedeniyle” kamuoyunda pek bilinmediğini söyledi.

ABD’nin İran’a saldırması halinde Hizbullah’ın olası tutumuna ilişkin soruya ise “o köprüye geldiğimizde geçeriz” yanıtını verdi.

Hizbullah’ın Lübnan’a hiçbir zaman açık savaş dayatmadığını belirten el-Musevi, “Ümmetin Şehidi Seyyid Hasan Nasrullah’ın destek cephesini son derece temkinli ve aşamalı biçimde yönettiğini” hatırlattı.

El-Musevi, Lübnan’ın halihazırda “ABD işgali altında” olduğunu söyledi. Beyrut Uluslararası Havalimanı’ndaki askeri faaliyetlere dikkat çeken el-Musevi, “Hamat Havalimanı’nın nasıl kullanıldığını bilen var mı?” diye sordu.

ABD güçlerinin, sivil havacılık yasalarını ihlal ederek Beyrut Havalimanı’na askeri teçhizat indirdiğini kaydetti.

Litani’nin güneyinde ordu yok

El-Musevi, güneyde Hizbullah’ın silahsızlandırılması fikrinin yeni olmadığını ve 2006 savaşının ardından da gündeme geldiğini söyledi.

Lübnan devletinin kendi gücünü geliştirmesini umduğunu ifade eden el-Musevi, ancak 2026 bütçesinde ordunun silahlandırılmasına yönelik hiçbir kalem bulunmadığını belirtti.

Bu bağlamda, İsrail işgaliyle yüzleşmenin Lübnan ordusunun sorumluluğu olduğunu vurgulayan el-Musevi, caydırıcılığın güç gerektirdiğini söyledi. İsrail’in, ordunun güneydeki köylerde savunma amaçlı konuşlanmasına izin vermemesinin neden kimse tarafından sorgulanmadığını sordu.

El-Musevi, Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyinde fiili bir kontrol sağlamadığını belirtti ve Lübnan’da ateşkesin ilk aşamasının sona erdiğine dair söylemlerin “gerçeklikten kopuk” olduğunu kaydetti.

Hizbullah depolarına ilişkin olarak, ordunun kısa süre önce eriştiği alanlarda “Kornet füzelerine ait parçaların” bulunduğunu açıklayan el-Musevi, Lübnan devletinin bu sistemlerin kontrolünü ABD’den talep ettiğini, ancak Washington’un bunu reddettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Jozef Aun’ın güneyin “silahlardan arındırılması” yönündeki açıklamalarına yanıt veren el-Musevi, “o dosya kapanmıştır” dedi.

Hizbullah’ın kimliğini ise şu sözlerle tanımladı: “Biz her şeyden önce bir direniş hareketiyiz, ikinci olarak bir siyasi partiyiz. Bu parti, direnişe hizmet etmek için vardır.”

Bölgesel ve uluslararası temaslar artıyor

El-Musevi, Hizbullah’la daha önce temas halinde olmayan bazı Arap ve Batılı ülkelerin, grupla “düzenli iletişim kanalları kurma isteğinin arttığını” gözlemlediğini söyledi.

Suudi Arabistan’la ilerlemenin zaman alabileceğini ifade eden el-Musevi, buna karşın olumsuz bir sinyal almadıklarını belirtti.

Katar’ın ise Lübnan’a yönelik “istekli bir tutum sergilediğini” ve Gazze üzerindeki kuşatmanın kırılması yönünde yapıcı bir rol oynadığını söyledi.

İsrail, Lübnan sularını hedef alıyor

Deniz yetki alanlarına değinen el-Musevi, “İsrail’in Lübnan’a ait 860 kilometrekarelik deniz alanını sahiplenmeye çalıştığını” ancak bunun başarılı olamayacağını vurguladı.

Yeniden inşa, siyasete bağlanmamalı

Yeniden inşa sürecine ilişkin olarak el-Musevi, Lübnan Parlamentosu’nun hukuki çerçeveyi belirlediğini, Hizbullah ve Emel Hareketi’nin ise kapsamlı bir hasar tespiti yaparak yardım dağıtımına yönelik bir mekanizma hazırladığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Aun’un yeniden inşa konusunda istekli davrandığını belirten el-Musevi, Başbakan Nevvaf Selam’ın sürece ilişkin “23. maddeyi onaylamasını” umut ettiklerini ifade etti.

Yeniden inşanın siyasi koşullara bağlanmasını reddeden el-Musevi, “bunu ahlaken kimsenin kabul edemeyeceğini” söyledi.

Uluslararası bir yeniden inşa konferansı çağrısında bulunan el-Musevi, Cezayir, Katar ve muhtemelen Suudi Arabistan’ın Lübnan’a destek vermeye hazır olduğunu kaydetti.

El-Musevi, bu ülkelerden taahhüt edilen desteğin, Lübnan’ın yeniden inşa ihtiyaçlarını “karşılamaya ve hatta aşmaya yeteceğini” belirtti.

Hizbullah–Emel ilişkileri

Hizbullah’ın Emel Hareketi ile ilişkilerine değinen el-Musevi, Meclis Başkanı Nebih Berri’nin “tam etkiye sahip olduğunu” söyledi ve iki yapıyı “iki bedende tek ruh” olarak tanımladı.

Aylar önce direniş komutanlarından Heysem Ali et-Tabatabai’ye yönelik suikastın, bir istihbarat açığından değil “hareket düzeninden” kaynaklandığını belirten el-Musevi, söz konusu zafiyetlerin kapatıldığını ifade etti.

Uluslararası alana ilişkin değerlendirmesinde ise el-Musevi, Avrupa’nın Grönland gibi başlıklarda ABD taleplerine direnmesinin ve Çin’in Amerikan gümrük tarifelerine karşı “kararlı tutumunun”, Washington’u geri adım atmaya zorladığını kaydetti.



Makaleler

Güncel