Cambridge Üniversitesi’nin milyarlarca sterlinlik fonlarının, silah sanayiiyle bağlantılı yatırımlar yoluyla Gazze’deki yıkımla ilişkilendirildiği bildirildi.
YDH- Cambridge Üniversitesi’ndeki kıdemli akademisyenler ve öğrenciler, üniversite yönetimini silah üreticileriyle olan mali ilişkilerinin gerçek boyutunu gizlemekle suçladı.
Tartışma, üniversitenin milyarlarca sterlinlik bağış fonunun yeniden incelemeye alınmasıyla birlikte, “İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı” ve bu savaşı sürdüren küresel silah sanayiine yönelik muhalefetin büyüdüğü bir dönemde yoğunlaştı.
4,2 milyar sterlinlik bağış fonu
İddiaların merkezinde, Cambridge Üniversitesi’ne ait olan ve University of Cambridge Investment Management Limited (UCIM) tarafından yönetilen “4,2 milyar sterlinlik” bağış fonu yer aldı.
Üniversiteye tamamen ait özel bir şirket olan UCIM, “doğrudan silah yatırımı bulunmadığını” savundu. Ancak fonun yaklaşık “yüzde 1,7’sinin ‘havacılık ve savunma’ sektörüne bağlı olduğunu” kabul etti. Buna karşın, bu yatırımların hangi şirketleri kapsadığına dair bilgi paylaşmayı reddetti.
Bu tutum, insan hakları örgütlerinin “apartheid, toplu cezalandırma ve giderek soykırım niteliği kazanan şiddet” olarak tanımladığı Gazze saldırıları karşısında, üniversitenin şeffaflık eksikliği nedeniyle “Batı menşeli silahlarla yürütülen şiddete dolaylı ortaklık” riski taşıdığı yönündeki eleştirileri artırdı.
Öğrenci protestoları ve inceleme süreci
Konu ilk kez 2024 yılında, öğrencilerin King’s College önünde kurduğu Filistin yanlısı protesto kampıyla gündeme geldi.
Öğrenciler, üniversitenin “İsrail’le bağlantılı şirketlerden ve küresel silah sanayiinden yatırımlarını çekmesini” talep etti.
Protesto, üniversitenin savunma sektörüne yönelik yatırım ve araştırma ilişkilerinin resmî olarak gözden geçirileceğini açıklamasının ardından sona erdi.
Bu kapsamda, 2024’ün sonlarında bir çalışma grubu oluşturuldu. Grup, hem yatırım uygulamalarını hem de silah üreticileriyle bağlantılı araştırma fonlarını incelemekle görevlendirildi.
Nihai rapor Ekim 2025’te üniversitenin yönetim konseyine sunuldu ve kabul edildi. Ancak akademisyenler ve öğrenciler, raporun “temel sorulara yanıt vermediğini” savundu.
Raporda, bağış fonunun “fonlar fonu” yapısı nedeniyle, üçüncü taraf yatırım yöneticileri ve havuz sistemleri kullanıldığı, bu nedenle fonlardan yararlanan şirketlerin tam listesinin elde edilemediği belirtildi. UCIM ise ayrıntı paylaşmama gerekçesi olarak “ticari gizliliği” gösterdi.
Çalışma grubunun raporunda şu ifadeye yer verildi: “Ticari gizliliğin önemini kabul ediyoruz; ancak çalışma grubu üyelerinin, üniversitenin silah üreten şirketlere yaptığı yatırımların kapsamını bilmemesi, önerilerimizin oluşturulmasını önemli ölçüde zorlaştırmıştır.”
Bölünmüş öneriler
Çalışma grubu, İngiliz yasalarına göre yasak olan “kimyasal ve biyolojik silahlar, nükleer silahlar ve misket bombaları” üreten şirketlere yatırım yapılmamasını önerdi. Ancak “konvansiyonel silah” üreten şirketlerden tamamen çıkılmasını zorunlu kılan bir karar almadı.
Bunun yerine, üniversite içinde ciddi görüş ayrılıklarını yansıtan birden fazla yaklaşım sunuldu. Bazı üyeler, silah bağlantılı yatırımlar bağış fonunun “yüzde 1’ini aşarsa” şeffaflık raporu yayımlanmasını önerdi. Diğerleri, bu oranın kalıcı olarak yüzde 1’in altında tutulmasını savundu. Üçüncü bir grup ise “tüm silah üreticilerinden tamamen çekilme” çağrısında bulundu.
Cambridge Öğrenci Birliği, üçüncü yaklaşımı desteklediğini açıklayarak, kabul edilen “yüzde 1,7’lik” oranın dolaylı olarak “yaklaşık 70 milyon sterlinin” silah şirketlerine yatırılmış olabileceği uyarısında bulundu. Birlik, öğrencileri üniversite konseyine baskı yapmaya çağırdı.
Akademisyenlerden sert eleştiriler
İngiliz Edebiyatı Profesörü Jason Scott Warren, üniversitenin daha önce fosil yakıt yatırımlarına ilişkin çağrılara karşı da benzer bir tutum izlediğini söyledi. Warren, yatırım yöneticilerinin “fonlar fonu” modelini gerekçe göstererek “etik tarama” yapmayı bile reddettiğini belirtti.
Warren, “Bağış fonu etrafında kurulan yapılar, en üst düzeyde belirsizlik yaratmak ve üniversite yönetiminin teknokratik kararlarına yönelik demokratik müdahaleleri engellemek için tasarlanmış görünüyor.” dedi.
Karar ertelendi
Rektör Deborah Prentice, kolej başkanları ve seçilmiş akademisyen ile öğrenci temsilcilerinin yer aldığı üniversite konseyi, silah yatırımlarına ilişkin politika değişikliğini 2025’in sonlarında oylamayı planlıyordu.
Ancak konsey üyelerinin savunma bağlantılı yatırımların kapsamı ve niteliği hakkında ek bilgi talep etmesi üzerine karar ertelendi. Konunun “şubat ayı başında yapılacak toplantıda” yeniden ele alınması bekleniyor.
Gazze savaşı ve etik sorumluluk tartışması
Eleştirmenler için tartışmanın zamanlaması, “İsrail’in Gazze’ye yönelik süregelen savaşı” ve Batılı silah üreticilerinin bu süreçteki rolünden ayrı değerlendirilmiyor.
Sosyoloji Profesörü Mónica Moreno Figueroa, üniversitenin mali uygulamaları ile “askerileştirilmiş şiddetin sonuçları” arasında bağ kurması gerektiğini söyledi.
Figueroa, “Cambridge Üniversitesi, yatırımlarının doğrudan ya da dolaylı olarak soykırım, askerî şiddet, etnik temizlik ve toplu cezalandırmaya katkı sunmamasını sağlamakla etik olarak yükümlüdür. Silah sanayiyle süren mali bağlar, üniversiteyi kurumsal düzeyde bu zararlara ortak hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.
Filistin yanlısı kampanyada yer alan lisansüstü öğrenci Peach Hoyle ise “mali şeffaflık ve yatırımlardan çekilmenin, üniversitenin şirket çıkarları ve devlet gündemleri yerine kendi öğrencilerine, çalışanlarına ve topluluğuna karşı hesap verebilir olması için zorunlu adımlar” olduğunu belirtti.
Karşı görüşler
Buna karşılık bazı akademisyenler, bağış fonunun savunma sektörüne sınırlı düzeyde maruz kalmasını savundu.
Mühendislik Profesörü Richard Penty, fonun “İngiliz yasalarına göre yasadışı silahlara yatırım yapmadığını” iddia ederek, bu tür yatırımların “ulusal güvenlik öncelikleriyle uyumlu” olduğunu öne sürdü.
Penty, üniversitenin bu yatırımlardan tamamen vazgeçmesinin “tehlikeli ve etik dışı” olacağını savundu.
Çalışma grubu ise sonuç bölümünde, savunma şirketlerine yapılan yatırımların üniversitenin “hayır amaçlarıyla zorunlu olarak çelişmediğini” ifade etti. Bununla birlikte, etik etkilerin dikkate alınması gerektiği de vurgulandı.
Üniversite yönetimi, yaklaşan konsey toplantısı öncesinde konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.