Epstein ve MOSSAD: Karanlık ilişkiler ağının anatomisi

img
Epstein ve MOSSAD: Karanlık ilişkiler ağının anatomisi YDH

''Epstein’ın bir yönetici tarafından mı idare edildiği, yoksa sadece durumdan vazife çıkaran bir gönüllü mü olduğu belki hep bir muamma kalacak. Ancak kesin olan bir şey var: Onun suç imparatorluğu ile istihbarat bağlantıları birbirini besleyen, birbirine kılıf olan bir simbiyoz içerisindeydi.''




YDH- Ebu İrfan Farsi tarafından yayımlanan analiz, Jeffrey Epstein’ın sadece bir suçlu değil, aynı zamanda İsrail’in stratejik çıkarlarına hizmet eden bir "aracı" (fixer) olduğu iddiasına odaklanıyor. Özellikle eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Robert Maxwell gibi kilit isimlerle olan somut, belgelenmiş ilişkilerini mercek altına alıyor.

 

Giriş

Jeffrey Epstein dosyası, buz dağının görünen kısmındaki o mide bulandırıcı seks ticareti suçlarının çok daha ötesine, devletlerin karanlık dehlizlerine uzanıyor.

Bugün elimizdeki sızdırılmış belgeler, itirafçı beyanları ve titiz gazetecilik faaliyetleri; Epstein’ın kurduğu düzenin İsrail rejiminin stratejik çıkarları ve istihbarat çarklarıyla ne denli iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor.

Skandalın bu veçhesi, nedense ana akım medyada hep bir "dipnot" gibi geçiştirildi.

Epstein’ın doğrudan Mossad bordrolu bir ajan olduğunu ilan etmek için henüz erken olsa da, eldeki veriler bizlere çok net bir portre çiziyor: İsrail istihbarat çevrelerine kapı açan, onlar adına "iş bitiren" ve bu ağlara hizmet eden bir 'gölge aracı'.

Bu analiz, Epstein’ın güvenlik anlaşmalarındaki kilit rolünü ve resmi soruşturmaların kıyısından geçtiği casusluk iddialarını bir araya getirerek, bu sisli tabloyu netleştirmeyi amaçlıyor.

 

I. Somut kanıtlar: Ehud Barak hattı ve 'aracı kimliği'

Epstein’ın bu dünyadaki konumuna dair en çarpıcı kanıtlar, eski İsrail Başbakanı ve Savaş Bakanı Ehud Barak ile olan, belgelere dayalı yakın ilişkisidir.

Distributed Denial of Secrets gibi oluşumların yayımladığı e-postalar, Epstein’ın Barak için sadece eski bir dost değil; İsrail’in stratejik ve ticari hedeflerini kovalayan aktif bir ortak olduğunu ifşa ediyor.

  • Güvenlik diplomasisinde arka kapı: Epstein, İsrail’in güvenlik politikaları için perde arkasında bir "komisyoncu" gibi çalışmıştır. Yazışmalar; Moğolistan ile yapılan güvenlik iş birliği anlaşmasında Epstein’ın bizzat toplantıları koordine ettiğini ve strateji geliştirdiğini kanıtlıyor. Aynı şekilde, Fildişi Sahili’ne sunulan yüksek teknolojili gözetim sistemleri projesinde de onun parmak izi var. Kısacası Epstein, İsrail’in "casus teknolojilerinin" dünya pazarlarına sızdırıldığı özel bir kanal haline gelmiştir.

  • Suriye ve İran dosyaları: Suriye iç savaşı sırasında Epstein ve Barak, Şam’daki rejimi devirmek adına Rusya ile gizli bir temas trafiği yürütmüş; hatta Epstein, Barak ile Vladimir Putin arasında özel bir görüşme ayarlamıştır. Dahası, yazışmalardan anladığımız üzere ikili, ABD’nin o dönemki politikalarından duydukları memnuniyetsizliği paylaşmakla kalmıyor, İsrail’in hedefleri doğrultusunda İran’a yönelik bir Amerikan askeri müdahalesini kışkırtmanın yollarını arıyorlardı.

  • Siber casusluğun finansörü: Epstein, parasal ağlarını İsrail’in siber silah projelerini fonlamak için de seferber etmiştir. Barak ile İsviçreli bankacı Ariane de Rothschild arasında köprü kurarak "saldırı amaçlı siber" yeteneklere kaynak yaratmaya çalışmıştır. Nitekim 2015’te, Epstein’ın firmasına Barak’ın istihbarat bağlantılı girişimi "Carbyne" ile ilgili tam 25 milyon dolarlık bir ödeme yapılmıştır.

  • Bir istihbarat üssü olarak malikaneler: Epstein’ın New York’taki evi, 2013-2015 yılları arasında Barak’ın sağ kolu ve askeri istihbaratın kilit ismi Yoni Koren’i defalarca ağırlamıştır. Koren bu ziyaretlerde sadece konuk değil; eski CIA Direktörü Leon Panetta’nın ofisiyle temas kuracak kadar aktif bir aracıydı. Epstein’ın evi, bir konuttan ziyade gayri resmi bir istihbarat karargahı gibi işlev görmüştür.

 

II. Temel ağ: Maxwell ailesi ve 'Mega Group'

Epstein’ın bu karanlık labirente giriş bileti, Ghislaine Maxwell ve babası Robert Maxwell’dir. Pek çok kaynak, medya patronu Robert Maxwell’i "Mossad’ın en değerli varlıklarından biri" olarak tanımlar.

Maxwell’in, ABD’den çalınan PROMIS gözetleme yazılımının içine bir "arka kapı" yerleştirilip dünyaya pazarlanmasında kilit rol oynadığı bilinmektedir. İddialara göre Epstein, bu çevrelerle daha 1980’lerde Robert Maxwell eliyle tanıştırılmış ve o yıllardan itibaren İsrail istihbaratıyla çalışmaya başlamıştır.

Robert Maxwell’in 1991’deki gizemli ölümünden sonra Epstein’ın finansal koruyuculuğunu milyarder Leslie Wexner üstlenmiştir.

Wexner, İsrail yanlısı zenginlerin oluşturduğu "Mega Group" adlı gizli ve etkili ağın kurucusuydu. Analistler, bu yapıyı bir "nüfuz operasyonu aracı" olarak görmekte ve Epstein’ı da bu büyük planın (MEGA) bir parçası olarak tanımlamaktadır. Epstein, bu ağ sayesinde milyonlarca doları İsrail projelerine aktararak kendini rejimin vazgeçilmez bir parçası haline getirmiştir.

 

III. Yöntemler: Casusluk sanatı ve bal tuzağı

Epstein’ın çalışma biçimi, bir suç örgütünden ziyade bir istihbarat servisinin "operasyonel mantığıyla" örtüşmektedir:

  • Sahte kimlikler ve gizli seyahatler: FBI baskınında Epstein’ın kasasından çıkan sahte Avusturya pasaportu, tipik bir casusluk enstrümanıdır. Avukatların "korunma amaçlıydı" savunmasına rağmen, bu tür belgeler gizli operasyonel seyahatlerin anahtarıdır. Keza, hakkında soruşturma yürütülürken bile İsrail’deki askeri üslere girebilmesi, ona sağlanan ayrıcalıklı erişimin en net kanıtıdır.

  • Şantaj ve bal tuzağı: En tüyler ürpertici iddia, Epstein’ın kurduğu fuhuş ağının aslında nüfuzlu isimleri köşeye sıkıştırmak için tasarlanmış bir "bal tuzağı" (honey trap) olduğudur. Ari Ben-Menashe, Epstein’ın siyasetçileri reşit olmayan kızlarla uygunsuz şekilde fotoğraflayıp şantaj yaptığını açıkça iddia etmiştir [13]. Mağdur ifadeleri de bu "tuzağa düşürme" modelini desteklemektedir. Her ne kadar FBI’ın 2025 raporu somut bir "müşteri listesi" bulunamadığını söylese de, kurulan düzenin operasyonel kapasitesi tam bir istihbarat tasarımına işaret etmektedir.

  • "Kara defter"in kıymeti: Ghislaine Maxwell tarafından tutulan o meşhur "kara defter", aslında küresel elitlerin bir dökümüdür. İstihbarat dünyası için bu defter; krallardan finansörlere, akademisyenlerden siyasetçilere kadar herkese uzanan paha biçilemez bir "sızma rehberidir."

 

IV. ABD istihbaratı ile kesilen yollar

Epstein’ın ağı sadece İsrail ile sınırlı değildi; Amerikan ulusal güvenlik mekanizmasının en tepesindeki isimlerle de yolları kesişiyordu. Bugünün CIA Direktörü William Burns’ün 2014’te Epstein ile üç görüşme planladığı belgelerle sabittir.

Ayrıca eski CIA Direktörü Leon Panetta’nın, Epstein’ın ev sahipliğindeki toplantılara katıldığı bilinmektedir [12]. Belki de en çarpıcı iddia, 2019’da ortaya atılan ve eski Savcı Alexander Acosta’ya atfedilen şu cümledir:

"Epstein istihbarata aitti, bu senin yetki sınırını aşan bir mesele"

Acosta daha sonra bu iddiayı reddetse de, bu gölge hiçbir zaman tam olarak dağılmadı.

 

V. İnkar korosu ve gerçeğin sınırları

Resmi makamların ve ana akım medyanın bu konudaki tavrı tam bir "üç maymun" oyunudur.

İsrailli yetkililer iddiaları "kategorik olarak yalan" şeklinde nitelerken, medya bu bağlantıları "komplo teorisi" veya "antisemitizm" etiketiyle yaftalayarak tartışma dışı bırakmaya çalışmaktadır.

2025 yılında yapılan bir analiz, Epstein ile ilgili yüzlerce haberden sadece bir tanesinin İsrail bağlantılarına değindiğini göstermektedir. Bu sessizlik duvarı, eldeki belgelerin hacmi karşısında oldukça manidardır.

 

Sonuç: Özelleşen istihbarat ve cevapsız sorular

Netice itibarıyla kanıtlar, Epstein’ın bir Mossad ajanı olup olmadığını değil, İsrail’in stratejik çıkarlarına hizmet eden ağların "tam merkezinde" olduğunu haykırmaktadır.

Epstein; bir milyarderin dokunulmazlığına, bir diplomatın nüfuzuna ve bir casusun gizliliğine sahip, "özelleşmiş bir iş bitirici" olarak görev yapmıştır.

Bu dava, modern devlet gücünün nasıl "taşeronlaştığının" bir resmidir.

Epstein’ın bir yönetici tarafından mı idare edildiği, yoksa sadece durumdan vazife çıkaran bir gönüllü mü olduğu belki hep bir muamma kalacak. Ancak kesin olan bir şey var: Onun suç imparatorluğu ile istihbarat bağlantıları birbirini besleyen, birbirine kılıf olan bir simbiyoz içerisindeydi.

Gerçeğin tamamı; derin ulusal güvenlik çıkarları ve konforunu bozmak istemeyen bir medya düzeni tarafından bugün hâlâ perdelenmektedir.

Çeviri: YDH

İlgili Haberler