İsrailli istihbaratçı: İran'da rejim değişikliği için saha operasyonları çoktan başladı

img
İsrailli istihbaratçı: İran'da rejim değişikliği için saha operasyonları çoktan başladı YDH

İsrail ordusunun eski strateji ve istihbarat yetkililerinden Amit Yagor, ABD'nin İran'a yönelik olası saldırısının zamanlamasından ziyade, sahada halihazırda yürürlüğe giren somut adımlara odaklanılması gerektiğini belirtti.




YDH - İsrail ordusunun Strateji Bölümü ve istihbarat birimlerinde üst düzey görevlerde bulunmuş emekli Yarbay Amit Yagor, Maariv gazetesine yaptığı açıklamalarda, ABD'nin İran'a yönelik stratejisinin yalnızca bir saldırı beklentisinden ibaret olmadığını, sürecin fiilen başladığını ifade etti.

Yagor, kamuoyunun "saldırı ne zaman olacak" sorusuna odaklanmasının yersiz olduğunu belirterek, "Kimse Trump'ın zihninden geçenleri veya ABD'nin harekat planlarının detaylarını tam olarak bilemez. Mevcut yoğun tartışmalar, Washington'ın oluşturmak istediği 'planlı belirsizliğin' bir parçası olabilir" dedi.

Yagor, ABD'nin son iki haftada askeri müdahale için kapsamlı bir dosya hazırladığını kaydetti.

Yagor, "ABD; katliam iddiaları, uluslararası raporlar ve Birleşmiş Milletler verileriyle askeri eylem için hukuki ve diplomatik gerekçeleri oluşturdu. İran'ın nükleer program, füzeler ve terör konusundaki kararlı Amerikan taleplerini reddetmesi de bu sürecin bir parçası. Washington bir seçenek sundu, Tahran ise bunu geri çevirdi" ifadelerini kullandı.

İran üzerindeki baskının sadece askeri sevkiyatla sınırlı kalmadığını vurgulayan Yagor, Avrupa Birliği'nin (AB) bugün 27 üye ülke genelinde Devrim Muhafızları'nı terör örgütü olarak tanımlama hazırlığına dikkat çekti.

Bu hamlenin stratejik önemini vurgulayan Yagor, şu değerlendirmede bulundu:

"Devrim Muhafızları mensupları için AB ülkeleri, rejimin çökmesi halinde sığınılacak güvenli limanlar olarak görülüyordu. Bu kararla birlikte söz konusu hukuki yol tamamen kapanmış olacak. Şimdi asıl soru şu: Rejimin bekası mı yoksa kişisel kurtuluş mu öncelikli olacak?"

Yagor, bölgedeki "ılımlı" olarak nitelendirilen ülkeler ile Türkiye'nin mevcut süreçteki tutumunu eleştirerek, bu durumun İsrail'in lehine sonuçlanabileceğini savundu.

Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye'nin İran'ın devrilmesini önlemek adına yürüttüğü faaliyetlerin Trump yönetimi tarafından not edildiğini öne süren Yagor, "Bu ülkeler, rejimin çöküşünün iç sahalarına yönelik göç ve istikrar risklerinden çekiniyor. Ancak bu çaba, aynı zamanda İsrail'e karşı eski bölgesel düzeni koruma ve gelecekte kurulabilecek bir İsrail-İran ittifakından duyulan korkuyla ilgili" dedi.

Türkiye'nin Suriye'deki faaliyetlerine de değinen Yagor, "Suriye'de Türkiye'nin desteğiyle yaşananlar, İran'daki sivil katliamlarıyla benzerlikler taşıyor; ABD bunları görüyor ve kaydediyor" şeklinde konuştu.

Yagor, askeri harekatın zamanlaması ve yöntemi hakkındaki tahminlerin spekülasyondan öteye gidemeyeceğini, ancak tüm işaretlerin "İran yönetiminin geri dönülemez bir yola girdiğini gösterdiğini" iddia etti.



Makaleler

Güncel