Parti içi dengeleri perde arkasından şekillendiren Morgan McSweeney’nin, İsrail yanlısı lobi ve finansörlerle kurduğu ağ üzerinden Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi’nin siyasi çizgisinde belirleyici bir rol oynadığı belirtildi.
YDH- Jody McIntyre, Elektronik İntifada’daki makalesinde Morgan McSweeney’nin Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi üzerinde perde arkasından belirleyici bir güç olduğunu, bu etkinin özellikle İsrail yanlısı lobi ağları ve finansörlerle kurulan ilişkiler üzerinden şekillendiğini yazdı. McIntyre, McSweeney’nin Labour Together aracılığıyla parti içi aday belirleme ve denetim mekanizmalarını kontrol ettiğini, Starmer’ın Gazze bağlamındaki sert İsrail yanlısı tutumunun arkasındaki temel aktörlerden biri olduğunu ve bu yapıların parti içi muhalefeti bastırarak hükümet çizgisini belirlediğini vurguladı.
***
Britanya hükümetini fiilen yöneten, gizemli İşçi Partisi operatörü Morgan McSweeney, son aylarda kamuoyunun odağına itilmiş durumda.
Başbakan Keir Starmer’ın özel kalem müdürü olarak McSweeney’nin ülkenin yönü üzerinde çok büyük bir etkiye sahip olduğu ifade ediliyor.
Araştırmacı gazeteci Paul Holden tarafından kaleme alınan son kitap “The Fraud, McSweeney”nin perde arkasındaki birçok faaliyetini açığa çıkardı.
Kitap, başbakanın resmi konutu ve çalışma merkezi olan Downing Street 10 Numara’da şimdiden iki istifaya yol açtı.
Ancak istifa çağrılarına rağmen, McSweeney’nin kendisi baskılara karşı dokunulmaz görünüyor.
Keir Starmer ve İşçi Partisi’nin son yıllarda benimsediği “itaatkâr İsrail yanlısı” tutumu, McSweeney anlaşılmadan kavramak mümkün değil. Kasım ayında, İsrail’in Dostları İşçi Partisi adlı baskı grubunun önde gelen isimlerinden olan Sağlık Bakanı Wes Streeting, “onsuz bir İşçi Partisi hükümeti olmazdı” dedi. Gazeteci George Eaton ise mevcut İşçi Partisi kabinesinin “her zamankinden daha fazla McSweeney’nin suretinde şekillendiğini” yazdı.
Ancak uzun yıllar gölgelerde çalışmayı tercih eden bu kişinin artık örtüsü kaldırılmış durumda.
Ana akım medyanın odağı, McSweeney’nin bu kuruluşun direktörü olduğu dönemde, Keir Starmer’ı parti liderliğine taşıdığı söylenen Labour Together’a yapılan bağışları yasa dışı biçimde gizlemiş olması oldu. Buna karşın gazetecilerin çoğu – ya kasıtlı olarak ya da ihmalkârlıkla – McSweeney hikâyesinin temel bir damarını gözden kaçırdı: İsrail yanlısı lobiciler, siyasetçiler ve finansörlerle olan tarihsel ilişkisi.
Bu hikâye, McSweeney’nin İşçi Partisi’ne katılmasından bile önce başlıyor. 1994’te henüz bir gençken üniversiteyi bıraktı ve 1926’da çalınmış Filistin toprağı üzerinde kurulmuş olan Sarid adlı bir kibbutzda (Yahudi kolonisi) kalmaya gitti. Bunun genç McSweeney için biçimlendirici bir deneyim olduğu açık görünüyor; ancak işgal altındaki tarihsel Filistin’in kuzeyinde geçirdiği bu dönem hakkında çok az şey yazıldı.
Bu kuralın bir istisnası, Patrick Maguire ve Gabriel Pogrund’un Starmer’ın iktidara yükselişini anlattıkları “Get In” adlı kitap. Londra gazetesi The Times’ta çalışan bu gazeteciler kitapta, “Nasıra’dan dokuz mil uzakta, Sarid’de Çek Yahudileri tarafından inşa edilmiş bir fabrikada, tembel genç çalışmayı öğrendi. Testere kesiciler ve bileme taşları yaptı. Londra’ya sadece bronzlaşmış olarak değil, bir iş ahlakıyla geri döndü” diye yazıyor.
The Jerusalem Post’a göre McSweeney, bu kibbutzda ve çevresindeki Yizreel Vadisi’nde, 1913’te Avusturya-Macaristan’da kurulmuş bir Siyonist yerleşimci örgüt olan “Haşomer Hatzair ile yakından tanışmış” olacaktı.
İsrailli general Moşe Dayan’a göre, 1969’da, Yahudi kolonizasyonu nedeniyle Filistin köylerinin ortadan kalkmasını konu alan meşhur konuşmasında, “Sarid, Haneifs’in yerinde [yükseldi]… Bu ülkede daha önce Arap nüfusu olmayan tek bir yer yoktur.”
McSweeney, İsrail’de kaldığı bu süre boyunca kiminle birlikteydi? Kimlerle tanıştı?
Bu makaleyi araştırırken, eski bir İşçi Partisi gönüllüsü olan ve anonimlik koşuluyla konuşan “Simon” benimle temasa geçti. Simon, McSweeney’nin bilinçli biçimde partiye yerleştirildiğini ve daha sonra Keir Starmer’ın “kontrolörü” haline geldiğini, onu “hizada tutmak” için elinde kompromat niteliğinde materyaller sunduğunu iddia etti.
Starmer, Britanya siyasal alanında, aşırı İsrail yanlısı bir anlatıyı itmede, kendisinden önceki tüm İşçi Partisi liderlerinden daha ileri gitmiş görünüyor; bir keresinde “kayıtsız şartsız Siyonizmi desteklediğini” ilan etmişti. Starmer’ın yarattığı tehlikeyi anlamak için McSweeney’yi anlamak gerekiyor.
McSweeney, 1997’de İşçi Partisi’ne katıldı ve 2001’de, Tony Blair’in partiyi neoliberal bir çizgide yeniden şekillendiren meşhur “Yeni İşçi Partisi” projesinin mimarlarından biri olan etkili planlamacı Peter Mandelson tarafından kurulan “Excalibur” adlı bir veritabanında görevlendirildi.
Dönemin bir BBC News haberine göre, Excalibur veritabanı, “dost ya da düşman, herkes hakkında tuttuğu bilgiler bakımından Britanya’nın iç istihbarat servisi MI5 ile yarışıyordu” ve Mandelson’ın karargâhı “algı yönetimi ve kontrol takıntısıyla özdeşleşmişti.”
McSweeney’nin mentoruyla olan ilişkisi kalıcı oldu. 2024’te Mandelson’ın ABD büyükelçisi olarak atanması konusunda “son derece ısrarcı” olduğu bildirildi. McSweeney, ardından Eylül 2025’te Mandelson’ın nihai görevden alınmasını geciktirmeye çalıştı.
Mandelson, hüküm giymiş pedofil ve İsrail istihbaratıyla bağlantılı olduğundan şüphe edilen Jeffrey Epstein’la yakın dostluğuna dair ifşaların ardından nihayet görevden alındı. ABD Kongresi tarafından yayımlanan e-postalar, Mandelson’ın Epstein’a “en iyi dostum” dediğini, Epstein’ın ise Mandelson’dan sevgiyle “Petie” diye bahsettiğini gösteriyor.
Tony Blair’in başbakanlığı döneminde danışmanlık yapan John McTernan, bir keresinde McSweeney’yi “yeni Peter Mandelson” olarak övmüştü.
En sadık destekçilerini bile utandıran, açıklanması güç bir hamleyle Starmer’ın, Epstein’la olan yakın dostluğuna dair ezici kanıtlara rağmen, Mandelson’ı terfi ettirmek için Britanya güvenlik servislerini fiilen devre dışı bıraktığı öne sürülüyor.
Mandelson’ı atarken Starmer, McSweeney’nin talimatlarıyla mı hareket etti?
İddia edildiği gibi ast olan aslında “kontrolör” mü? Ve eğer öyleyse, McSweeney başbakanı kimin adına yönetiyor?
İsrail lobicileri
McSweeney, siyasi dişlerini 2006’da Lambeth yerel yönetim seçimlerinde Steve Reed için kampanya yürüterek geçirdi. Günümüzde Starmer’ın konut bakanı olan Reed, finansörlerini açıklamayı reddeden ve Londra’daki İsrail büyükelçiliğiyle yakın bağlara sahip, kapalı bir lobi grubu olan Labour Friends of Israel’ın kıdemli bir destekçisidir.
The Electronic Intifada’nın daha önce bildirdiği üzere Reed, 2020’de etkili İsrail lobisi finansörü Trevor Chinn ve beş başka İsrail lobicisiyle gizlice bir araya gelmiş, gruba bir dizi taahhütte bulunmuş ve “düzenli bir iletişim kanalı” kurmuştur.
McSweeney’nin bir sonraki siyasi sınavı, 2008 ile 2010 yılları arasında Doğu Londra’da geldi. Burada sağcı ve İsrail yanlısı milletvekili Margaret Hodge için halkla ilişkiler çalışmaları yürüttü ve Hodge’un, aşırı sağcı Britanya Ulusal Partisi’nin meydan okumasına karşı Barking milletvekilliğini korumasına yardımcı oldu.
Bu kampanya, görünüşte ırkçılık karşıtı olan ancak fiilen Siyonizme – İsrail’in devlet ideolojisine – hizmet eden ve Britanya istihbarat kurumlarıyla karanlık bağlara sahip Hope Not Hate tarafından desteklendi. Hope Not Hate’te daha önce çalışanlar arasında, Labour Friends of Israel’da aktif olmuş eski milletvekili Ruth Smeeth, The Times of Israel için blog yazan Jemma Levene ve İsrail yanlısı bir aktivist ve Yahudi İşçi Hareketi’nin eski politika sorumlusu olan Liron Velleman bulunuyordu. (Velleman, 2024’te gizemli koşullar altında Kuzey Londra’da belediye meclis üyeliğinden istifa etmek zorunda kaldı. Ardından geçen yıl, 13 yaşındaki bir kıza karşı işlediği bir dizi cinsel suçtan suçunu kabul etti.)
McSweeney’nin Barking ve Dagenham’daki eski ekibi, onun siyasi felsefesine dair erken bir işaret verdi. Bu ekipte, Starmer döneminde İşçi Partisi genel sekreteri olacak olan David Evans da vardı.
Evans’ın “anti-Siyonizmin azılı bir eleştirmeni” olduğu bildiriliyor ve daha sonra eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’i partiden ihraç etmekten sorumlu oldu. Evans, bunun karşılığında Starmer tarafından Britanya’nın seçilmemiş üst meclisi olan Lordlar Kamarası’na ömür boyu üyelikle ödüllendirildi.
Kendisini “sadık bir Siyonist” olarak tanımlayan Hodge, ayrıca 1960’lardan 1990’lara kadar Londra’nın Islington semtindeki çocuk bakım evlerine sızmış bir çocuk cinsel istismar ağının örtbas edilmesinde oynadığı iddia edilen rolle de biliniyor. Hodge’un liderliği döneminde Islington yerel yönetiminin mağdurların şikâyetlerini görmezden geldiği tespit edildi.
Hodge, 2003’te konuşan bir mağduru itibarsızlaştırmaya çalıştı, ancak hakkında iftira davası açılacağı tehdidi üzerine özür dilemek zorunda kaldı. 2024’e kadar Hodge, hatalarının kötü yönlendirilmiş olmasından kaynaklandığını iddia etti; ancak şikâyetleri görmezden gelmesini tavsiye ettiği öne sürülen kişilerin isimlerini hâlâ açıklamayı reddediyor.
Gazze’deki soykırım sırasında, Ocak 2024’te Hodge, Labour Friends of Israel tarafından finanse edilen bir propaganda gezisine katıldı. Gazze’de masum sivil olmadığını iddia etmesiyle ünlenen İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüştü; bu ifade Güney Afrika tarafından, İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan soykırım davasında delil olarak kullanıldı.
Evans’ta olduğu gibi, Starmer da Hodge’u hizmetleri karşılığında ömür boyu lordlukla ödüllendirdi.
“Trevor Chinn’i koruyun”
McSweeney’nin bir sonraki çıkışı 2015’te geldi; Liz Kendall’ın başarısız İşçi Partisi liderlik kampanyasını “beyin takımıyla yönettiği” bildirildi. Görünüşe göre McSweeney’nin siyasi dehasının da sınırları vardı: Jeremy Corbyn ezici bir zaferle liderliği kazandı, Kendall ise üyelerin oylarının yalnızca yüzde 4,5’ini alarak sonuncu oldu.
Kasım 2023’te, Gazze’deki soykırım sürerken, Labour Friends of Israel destekçisi Kendall’a İşçi Partisi’nin İsrail’in beyaz fosfor kullanımını kınayıp kınamayacağı soruldu. Beyaz fosfor, uluslararası hukuk tarafından kullanımı ağır biçimde sınırlandırılmış bir yakıcı silahtır. Kendall, “Sahada değilken yorum yapmanın akıllıca olmayacağını düşünüyorum” yanıtını verdi.
Ancak McSweeney’nin kendi içine kapanık kozasından atılıp son aylarda kötü şöhrete itilmesinin asıl nedeni, 2017’de “Labour Together Ltd” adlı bir şirketin direktörü olmasıydı.
Artık yaygın biçimde bildirildiği üzere McSweeney, Labour Together’a yapılan ve neredeyse bir milyon doları bulan bağışları bildirmedi; kuruluş daha sonra Birleşik Krallık seçim yasalarını 20’den fazla kez ihlal ettiği gerekçesiyle para cezasına çarptırıldı. Bir düzenleyici kurum, bu bildirimsizliği McSweeney’nin “kazara bir idari hata” olduğu yönündeki tartışmalı açıklamasıyla kabul etti ve bu nedenle ceza nispeten düşük kaldı: 19 bin doların biraz üzerinde.
Ancak skandalı haberleştiren birçok gazeteci, Labour Together’ı kimin finanse ettiğini incelemekte başarısız oldu.
McSweeney’nin bağışları, en azından kısmen, “Labour Together’ın büyük hamisi Trevor Chinn’i korumak için” gizlediği bildirildi.
Britanya’daki İsrail yanlısı lobinin en önemli mali destekçisi olduğu söylenen Chinn, hem Muhafazakârların hem de İşçi Partisi’nin İsrail Dostları gruplarını bizzat finanse etti. 2024’te, soykırımcı Isaac Herzog tarafından “İsrail devletine hizmetlerinden dolayı” ödüllendirildi. Nitekim Chinn, 2013’te “hayatımın tamamını İsrail için çalışarak geçirdim” demişti; dolayısıyla sadakatleri gizli değil.
Chinn yalnızca McSweeney’nin Labour Together operasyonunu finanse etmekle kalmadı; McSweeney 2017’de kuruluşun direktörü olduğunda, Chinn zaten yönetim kurulundaydı.
Düşünce kuruluşunu finanse etmenin yanı sıra Chinn, Keir Starmer, Angela Rayner, Rachel Reeves, Bridget Phillipson, Lisa Nandy, Wes Streeting ve David Lammy’yi de şahsen finanse etti; bu isimlerin tamamı Temmuz 2024’te seçilen İşçi Partisi hükümetinde kilit roller üstlendi.
İsrail yanlısı finansörler
McSweeney, İşçi Partisi aday belirleme süreci üzerindeki etkisini güvence altına alırken, Chinn de geleceğin başbakanı ve kabinesi üzerinde nüfuz kazandı.
Labour Together’ın bir diğer finansörü, 2022’den bu yana parti merkezine 8 milyon dolardan fazla bağış yapan Gary Lubner’di. Lubner ayrıca Labour Friends of Israel’ın eş başkan yardımcıları Damian Egan ve Mike Tapp ile Adalet Bakanı David Lammy dahil olmak üzere birçok yeni milletvekilinin kampanyasını finanse etti. Ancak Lubner, Morgan McSweeney’nin eşi Imogen Walker’ın seçim kampanyasını da finanse etti; Walker, uygun biçimde İskoçya’da güvenli bir bölgeden aday gösterildi ve 2024’te seçildi.
Epstein’ın dostu Peter Mandelson da Walker için bağış toplama faaliyetlerine yardımcı oldu.
McSweeney’nin etkisi, deneyimli İsrail lobicisi Luke Akehurst’ün, genel seçimden önce şehirle görünür bir bağı olmamasına rağmen Durham’dan aday gösterilmesinde de geniş ölçüde kabul ediliyor. Bir zamanlar İsrail büyükelçiliği adına çalışan casus Shai Masot tarafından İşçi Partisi içindeki “en iyilerden biri” olarak tanımlanan Akehurst, “Kuzey Durham seçim bölgesi üyelerinin dışlandığı gizli bir seçim sürecinin ardından” aday gösterildi.
Dahası, Akehurst, adayları denetlemekle görevli olan İşçi Partisi Ulusal Yürütme Komitesi’nin de üyesiydi.
2024’te Londra’da İşçi Partisi’nden milletvekili aday adayı olan ve gerçek adı olmayan Sara, Akehurst, Sharma Tatler ve Anu Prashar’dan oluşan üç kişilik bir panelin önüne çıkarılma deneyimini benimle paylaştı. “Beş dakika önceden haber verildi ve ardından uygun olmadığım söylendi, itiraz hakkı olmaksızın” dedi.
Labour Together’ın ceza almasına neden olan bildirimsiz bağışları kimin yaptığı kamuoyuna açıklanmadı. Ancak sızdırılan e-postalar, McSweeney’ye bu gizli bağışları “idari bir hata” olarak açıklamasını, uzun süredir İşçi Partisi’nin avukatlığını yapan Gerald Shamash’ın tavsiye ettiğini ortaya koydu.
Shamash daha önce, hem İşçi Partisi hem de 2021’de İsrail’e yaptırım konusundaki bir yerel şube tartışmasını yasaklatan İşçi Partisi yetkilisi Scott Horner adına, anti-Siyonist yazar Tony Greenstein’a dava açmakla tehdit etmişti.
Sadıklarını bir kez daha ödüllendiren Starmer, Shamash’ı da ömür boyu lord yaptı.
McSweeney’nin Labour Together yönetim kurulunda, bugün Britanya’nın kültür bakanı olan Lisa Nandy de yer alıyordu. Nandy’nin, İsrail lobisinin Filistinlilere fazla sempati duyulduğu gerekçesiyle karşı çıktığı Gazze: Bir Savaş Bölgesinde Hayatta Kalmak adlı belgeselin yayımlanmasının ardından, “BBC’de neden kimsenin işten çıkarılmadığını” sorduğu bildirildi.
BBC daha sonra programı yayından kaldırdı.
Nandy ayrıca İsrail lobicileri Stuart Roden ve Trevor Chinn’den on binlerce sterlin aldı.
İdeolojik Siyonistler
McSweeney’nin destekçileri de onun ideolojisinin bir yansıması. Yakın zamanda soykırımcı İsrail ordusunun Nobel Barış Ödülü alması gerektiğini yazan, kendini Siyonist olarak tanımlayan Muhafazakâr Lord Michael Gove, McSweeney’yi “gerçek düşmanı teşhis etmede acımasız bir savaşçı” olarak övdü.
Geçen yıl McSweeney, savaş suçlusu Benjamin Netanyahu’nun yakın dostu olan Avustralyalı medya patronu Rupert Murdoch’un, Donald Trump’ın Birleşik Krallık ziyareti için düzenlenen devlet yemeğine davet edilmesi için başarılı bir lobi faaliyeti yürüttü. McSweeney ve Murdoch yemekte yan yana oturdu.
Starmer’ın Filistin’i devlet olarak “tanıması” bir sis perdesi; hükümeti yöneten McSweeney’dir.
Son anketler Starmer’ı Britanya tarihinin en sevilmeyen başbakanı olarak gösterdi. Bu seri başarısızlığın akılda kalıcı bir görüntüsü, Gazze’nin tamamına elektrik ve suyun kesilmesiyle ilgili bir soruya verdiği, “İsrail’in buna hakkı var” yanıtını içeren meşhur radyo röportajı olacaktır.
Ancak her zamanki gibi McSweeney perde arkasındaydı. Gazze’deki soykırım başlarken ve bazıları Starmer’ın bu korkunç sözlerine itiraz etmeye cesaret ederken, meslektaşlarına şu mesajı gönderdi: “Daha sert olabiliriz… Bunu daha çok [Hamas] üzerinden yapmamız gerekiyor.”
McSweeney geçmişte parti içindekiler tarafından, “İşçi Partisi’nin kurtarıcısı” ve “bizi bataktan çıkaran kişi” olarak yüceltilmiş olabilir. Ancak ne Siyonist davaya kariyeri boyunca adanmışlığı ne de Mandelson’dan ilham alan karanlık siyasi yöntemleri, Starmer’ı siyasi enkazdan kurtarmaya yetiyor gibi görünüyor.
Starmer’ın düşüşü artık olup olmayacağı değil, ne zaman olacağı meselesi. Ancak belki de asıl soru şu: McSweeney, 10 Numara’da ne kadar daha kalabilecek?
Çeviri: YDH