BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve UNIFIL verileriyle belgelenen, İsrail'in Lübnan ve Suriye hattında yürüttüğü yasaklı kimyasal kullanımı; tarımsal çöküş, kalıcı ekosistem tahribatı ve sivil sağlığı üzerindeki yıkıcı etkileriyle uluslararası hukuk zemininde bir "ekokırım" dosyasına dönüşüyor.
YDH- BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), İsrail’in Lübnan’ın güneyi ve Suriye’nin bazı bölgelerinde yasaklı kimyasal maddeler kullandığına dair sarsıcı raporların ardından harekete geçti.
Bu maddelerin tarım arazileri, gıda güvenliği ve sivil yaşam üzerinde geri dönülemez yıkımlar yaratabileceği uyarısında bulunan OHCHR, bölgedeki ekolojik ve insani tehdidin boyutlarına dikkat çekti.
El-Meyadin'e konuşan OHCHR Sözcüsü Samin el-Katan, süreci yakından takip ettiklerini belirterek, iddiaların doğrulanması halinde uluslararası insancıl hukukun ağır biçimde ihlal edilmiş olacağını vurguladı.
El-Katan, uçaklarla püskürtülen maddelerin niteliğinin tespiti ve çevreye etkilerinin ölçülmesi için derhal şeffaf bir soruşturma açılması çağrısını yineledi.
Saha raporları, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş arazilere hem Lübnan hem de Avrupa Birliği mevzuatına göre kullanımı kesinlikle yasaklanmış toksik maddeler püskürttüğünü ortaya koyuyor.
Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü (UNIFIL) tarafından da teyit edilen bu durum, İsrail’in süregelen askeri operasyonlarına yeni ve tehlikeli bir boyut ekledi. Hava saldırıları, topçu atışları ve insansız hava araçlarıyla yürütülen kuşatmaya eklenen bu "kimyasal saldırı" yöntemi, şimdiye kadar yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve binlerce kişinin yaralanmasına neden oldu.
Özellikle tarım alanlarının hedef seçilmesi, bölgedeki yaşam döngüsünü doğrudan tehdit ediyor.
Bölgedeki çevresel felaketin kökleri, çatışmaların tırmandığı Ekim 2023’e kadar uzanıyor.
İsrail güçlerinin Lübnan’ın güney köylerinde yoğun şekilde kullandığı beyaz fosfor mühimmatı, sadece ormanları ve ekili alanları yakmakla kalmadı, aynı zamanda toprak yapısında kalıcı bir kirlilik yarattı.
Haziran 2024 verilerine göre, bu mühimmatlar yüzün üzerinde yangına yol açarak devasa woodland alanlarını küle çevirdi. Lübnan sağlık makamları, bu kimyasal maddelere maruz kalan sivillerde ağır ve tedavisi güç yaralanmalar tespit ederken, Çevre Bakanlığı’nın aldığı toprak numuneleri de mühimmat kaynaklı toksik kalıntıların tehlikeli seviyelere ulaştığını kanıtladı.
Zeytinliklerden meyve bahçelerine kadar bölgenin tüm biyoçeşitliliği, 2023 ve 2024 yılları boyunca sistematik bir yıkıma maruz kaldı. Tarım üretimi için kritik öneme sahip tozlaştırıcı böcek popülasyonlarının zarar görmesi, ekosistemi çöküşün eşiğine getirdi.
Şubat 2026 itibarıyla İsrail uçaklarının sınır hattındaki tarım arazilerine yönelik kimyasal püskürtme faaliyetlerinin yeniden raporlanması üzerine Lübnan makamları Birleşmiş Milletler’e resmi şikayette bulundu.
Sivillerin geçim kaynaklarını ve bölgenin ekolojik geleceğini hedef alan bu saldırılar, uluslararası kamuoyunda "ekokırım" olarak değerlendirilen bir felaketin kapısını aralıyor.

