Suriye, Irak ve Ürdün sınır üçgeninde yer alan kritik el-Tenf üssü, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin tamamen çekilmesiyle Suriye'deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) rejimine devredildi.
YDH- Bölgenin en kritik noktalarından biri sayılan ve Suriye, Irak ile Ürdün sınırlarının kesiştiği sınır üçgeninde yer alan el-Tenf üssünde Amerikan varlığı resmen sona erdi.
Yaklaşık iki haftadır süren yoğun lojistik hareketliliğin ardından, ABD ordusu tüm askeri ekipmanlarını 22 kilometre mesafedeki Ürdün topraklarında bulunan el-Burc 22 üssüne transfer ederek bölgeyi tamamen boşalttı.
╰┈➤ CENTCOM, el-Tenf üssünden 'tamamen' çekildi
Tahliye işleminin tamamlanmasıyla birlikte üs, Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütü lideri Colani'nin rejiminin kontrolüne geçti.
Amerikan kuvvetlerinin ayrılışının ardından Colani'ye bağlı güçler, üs ve çevresinde saha kontrolünü pekiştirmek amacıyla yeni bir güvenlik doktrini uygulamaya koydu.
Olası bir güvenlik boşluğunun önüne geçmek ve merkezi kontrolü sağlamlaştırmak için stratejik noktalarda kontrol noktaları kurulurken; üssün devri, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve yeni yönetimin uluslararası meşruiyet arayışı açısından tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Bağdat-Şam karayolu üzerinde, el-Valid sınır geçiş noktasında yer alan el-Tenf, yıllardır Washington’ın bölgedeki en etkili operasyonel merkezi konumundaydı.
Üssün geçmişteki rolü, bölgedeki istikrarsızlığın odak noktalarından biri olması nedeniyle ciddi tartışmaların odağındaydı.
Esad döneminden Colani hükümetinin yükselişine kadar olan süreçte el-Tenf, militan gruplara ve IŞİD unsurlarına silah, eğitim ve istihbarat desteği sağlandığı; hatta teröristlerin farklı çatışma bölgelerine transfer edildiği bir merkez olarak işlev gördü.
ABD’nin bu denli kritik bir üssü tahliye etmesi, Washington’ın sahadaki maliyetleri azaltma ve önceliklerini -başta İran olmak üzere- daha geniş güvenlik denklemlerine kaydırma stratejisinin bir yansıması olarak okunuyor.
Siyasi analistler, el-Tenf’in boşaltılmasının tesadüfi bir geri çekilme değil, ABD ile HTŞ arasında varılan kapsamlı bir uzlaşmanın parçası olduğu görüşünde birleşiyor.
İran destekli grupların ve eski rejimin sahada ağırlığını yitirdiği bir atmosferde, ABD’nin bu hamlesi hem askeri riskleri minimize etmeyi hem de Ürdün merkezli yeni bir mevzi oluşturmayı hedefliyor.