Gana, köle ticaretinin insanlığa karşı en ağır suç sayılması için BM'ye başvuracak

img
Gana, köle ticaretinin insanlığa karşı en ağır suç sayılması için BM'ye başvuracak YDH

Gana Devlet Başkanı John Dramani Mahama, transatlantik köle ticaretinin "insanlığa karşı işlenmiş en ağır suç" olarak tanınması için hazırlanan tarihi karar tasarısının mart ayında BM'ye sunulacağını açıkladı.




YDH - Gana Devlet Başkanı John Dramani Mahama, Afrika Birliği'nin (AB) transatlantik köle ticaretini insanlığa karşı işlenmiş en ağır suç olarak tanımayı amaçlayan tarihi bir karar tasarısını Birleşmiş Milletler'e (BM) sunacağını duyurdu.

Adis Abeba'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nin kapanışında konuşan Gana lideri, kıtanın tarihi adaletini savunmayı amaçlayan metnin mart 2026'da sunulmak üzere son aşamaya getirildiğini bildirdi.

Tarihi gerçeklere ve hukuki zemine dayanan bu girişim, zorla yerinden edilen 12 milyon Afrikalı ile yolculuk sırasında hayatını kaybeden 2 milyon kişinin itibarını iade etmeyi ve onarım adaleti için temel oluşturmayı hedefliyor.

Mahama: Hakikat ve eşitlik önceliğimizdir

Mahama, bu adalet mücadelesinin sadece ekonomik tazminatların ötesine geçtiğini; Afrika halkları ve diasporası için gerçek bir eşitlik ve hakikat arayışına odaklandığını vurguladı.

Devlet Başkanı, "Bu, tarihimizin gerçeğini teyit etmek ve insanlık tarihindeki en ciddi adaletsizliği tanımak için bir fırsattır" diyerek Afrika Birliği'nin halkların haklarını savunma konusunda kararlı bir blok olduğunu ifade etti.

Kuzey güçlerinin tek taraflı hareket ettiği ve insani yardımları azalttığı küresel tablo karşısında Mahama, kendi kaderini tayin etme çağrısında bulundu.

Gana lideri, Afrika'nın hegemonik ulusların fikir değiştirmesini bekleyen sessiz bir kurban olmayı sürdüremeyeceğinin altını çizdi.

"Afrika kendi kaderini tayin etmelidir"

"Afrika kaderini kendi ellerine almalıdır" diyen Mahama, kıtanın ulusların egemenliğine ve tarihi belleğine saygı duyan yeni, çok kutuplu bir dünya düzeninin inşasında öncü bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtti.

Bu kapsamda UNESCO, şubat ayı başında Afrika'ya ait kültürel varlıkların iadesi konusundaki kararlılığını teyit ederek, bu objelerin geri dönüşünü temel bir hak ve tarihi adaletin bir gereği olarak nitelendirdi.

Adis Abeba'daki yuvarlak masa toplantısında uzmanlar, kıtanın kadim kültürel varlıklarının yüzde 90'ından fazlasının köken topraklarının dışında bulunduğunu hatırlattı.

Katılımcılar, kültürel varlıkların iadesinin halkların kimliği ve tarihi belleği için vazgeçilmez bir unsur olduğu ve sömürge dönemindeki yağmanın onarılmasına yönelik uluslararası sözleşmelerle uyumlu olduğu konusunda görüş birliğine vardı.

Etiyopya ve Fas gibi ülkelerin temsilcileri, kültürün egemenlik ve toplumsal bağlılığın temel direği olduğunu, mirasın korunmasının gelecek için kritik önem taşıdığını vurguladı.

Bu süreçte BRICS bloğu ülkeleri de önemli ilerlemeler kaydetti; Çin, UNESCO listesine kaydettiği 44 unsurla somut olmayan kültürel miras alanında küresel lider konumuna geldi.

Öte yandan UNESCO, son dönemde rabab yapma ve çalma sanatını İran, Tacikistan ve Özbekistan'ın ortak tarihi değeri olarak tanıyarak bölgedeki kültürel bağları güçlendirdi.

Brezilya ise Abrolhos Deniz Milli Parkı'nın Dünya Miras Listesi'ne dahil edilmesi için adaylığını sunarak biyolojik çeşitliliğin korunması yönünde adım attı.

UNESCO ile Afrika ve Latin Amerika ülkeleri arasındaki bu ortak eylemler, dış kaynaklı mülkiyet mantığına karşı doğal ve kültürel zenginliklerin korunması konusundaki yenilenen siyasi iradeyi ortaya koyuyor.

Bu varlıkların korunması, yalnızca geçmişi muhafaza etmekle kalmıyor; aynı zamanda gelecek nesillerin daha dengeli bir dünya düzeninde sürdürülebilir kalkınma ve bellek hakkını da güvence altına alıyor.



Makaleler

Güncel