Tanktan yapay zekâya: İsrail’in Lübnan’daki çıkmazı

img
Tanktan yapay zekâya: İsrail’in Lübnan’daki çıkmazı YDH

"Lübnan semaları artık sadece egemenlik ihlallerinin geleneksel bir sahnesi değil; karmaşık bir siber ve istihbari savaşın açık alanı haline gelmiş durumda."




Hamza el-Hansa

YDH - İsrail ordusu, karadaki operasyonel başarısızlığını ve piyade sınıfının kayıplarını telafi etmek için yapay zekâ destekli yoğun hava keşiflerine ve "uçan sunucular" olarak adlandırılan İHA teknolojilerine sığınıyor. "Habsora" ve "Lavender" gibi algoritmalar vasıtasıyla oluşturulan "esnek hedef bankası", sadece askeri noktaları değil, sivil altyapıyı ve ekonomik hizmet birimlerini de imha dosyalarına dahil ederek toplumsal direnci kırmayı amaçlıyor. El-Ahbar gazetesi yazarı Hamza el-Hansa'nın değerlendirmesine göre 2024 yılındaki çatışmalar, İsrail’in 2006’daki 15 kilometrelik derinliğine kıyasla ancak 1-3 kilometrelik bir hatta hapsolduğunu ve teknolojik gövde gösterisinin sahadaki stratejik tıkanıklığı örtmeye yetmediğini ortaya koyuyor.

İsrail keşif uçaklarının Beyrut semalarında, güney banliyölerinde ve Bekaa ile Güney Lübnan’a çıkan yollar boyunca yankılanan vızıltısı dinmiyor.

Tel Aviv’deki askeri çevreler, egemenliğin mükerrer ihlali gibi görünen bu durumu daha tehlikeli bir açıdan okuyor: Yoğun ve alçak irtifadaki bu uçuşlar sadece bir gövde gösterisi değil; güncel bir "hedef bankası" oluşturmak için yapay zekâ algoritmalarına sağlanan en büyük canlı veri akışı süreci.

İsrail askeri literatüründe bu tarama faaliyetleri sadece savunma amaçlı bir önlem değil, "sessiz bir ateş hazırlığı" olarak kabul ediliyor.

Toplanan veriler "istihbarat" safhasından "hazır imha dosyalarına" dönüştüğünde, siyasi kararın verilmesiyle birlikte yeni bir çatışma turu için geri sayım fiilen başlamış oluyor.

Keşif uçaklarının bu yoğun ve kışkırtıcı uçuşları, savaşın rastgele bir uzantısı değil; özünde, İsrail Genelkurmayı üzerinde gölgesi hâlâ hissedilen kara yenilgisinden bir "taktiksel kaçış".

2024 yılındaki muharebeler, İsrail ordusunun devasa teknolojik üstünlüğüne rağmen "Vinograd sendromunun" esiri olduğunu kanıtladı. 2006 Temmuz Savaşı'ndaki hatalar, direnişle girilen ilk doğrudan kara temasında aynen tekerrür etti.

Yedioth Ahronoth gazetesinin askeri muhabiri Yossi Yehoshua, Golani ve Egoz gibi seçkin tugayların kara sızma girişimleri sırasında yaşadığı şaşkınlığı ve disiplin kaybını belgeledi.

Yehoshua, birliklerin "ölüm tuzaklarına" ve sıfır mesafeli pusulara düşmemek için geri çekilmeyi tercih ettiğini belirterek askerlerin şu sözlerini aktardı: "İntihar etmeye niyetimiz yok."

Karadaki bu acziyet, İsrail araştırma merkezlerinin "sahada istihbarat körlüğü" olarak tanımladığı durumla birleşti. Askeri uzmanların mutabık kaldığı analizlere göre İsrail ordusu, savaşın ilk haftalarında "beşeri hedef bankasını" tüketti.

Direnişin tarihi lider kadrosunun yokluğu ve askeri istihbarat birimi Aman’ın kayıtlarında bulunmayan yeni saha komutanlarının ortaya çıkmasıyla işgal ordusu, elinde net veri bulunmayan "hayaletlere" karşı savaşırken buldu kendini.

Emekli General İshak Brik, piyade sınıfındaki bu aşınmayı ve "hava kuvvetlerine olan marazi ve aşırı bağımlılığı" dile getirerek tabloyu özetledi. Bu gerçeklik karşısında İsrail yönetimi, karadaki yetersizliğini dizginlenemeyen bir ateş gücü ve programlanmış algoritmalarla telafi etmek için "gökyüzüne kaçmakta" çareyi buldu.

"Uçan sunucular"

Lübnan semalarından ayrılmayan İsrail insansız hava araçları (İHA) filosunun görevi geleneksel fotoğrafçılıkla sınırlı değil; bu araçlar fiilen "uçan sunucular" (Flying Servers) gibi çalışıyor.

Tek görevleri, insan müdahalesine gerek duymaksızın otomatik olarak yeni hedefler üretmek için yapay zekâ sistemlerini sürekli ve hızlı bir şekilde canlı verilerle beslemek.

Sicha Mekomit ve Haaretz gazetelerinde yayımlanan araştırma haberleri, 8200 Birimi bünyesinde Habsora (Müjde) ve "Lavender" adlı yapay zekâ sistemlerine yönelik radikal bir yönelim olduğunu ortaya koydu.

Bu algoritmalar; İHA’lar tarafından çekilen üç boyutlu hava haritalarını (3D Mapping), trafik hareketlerini ve telefon sinyallerini çaprazlayarak çalışıyor. Sivil çevre ve yerel yönetimler üzerindeki asıl büyük tehlike de burada yatıyor: Bu otomatik sistemler insani muhakeme yeteneğinden yoksun.

Örneğin, Ghabiri gibi yoğun nüfuslu mahallelerde yıkımın izlerini silmek ve hizmet sağlamak için hareketlilik şart. Ancak Habsora gibi bir algoritma, belediyeye ait iş makinelerinin veya nakliye kamyonlarının hareketini "askeri lojistik faaliyet" olarak yorumlayabiliyor.

Böylece tamamen sivil olan bir çalışma, İsrail'in hedef bankasında "meşru" bir hedefe dönüşüyor. İsrailli subaylar, Calcalist gazetesine sızan ifadelerinde, tüm hizmet çalışmalarını şüphe potasına sokan "korkunç" bir hata payının varlığını bizzat kabul ediyor.

"Esnek" hedef bankası

İsrail'in hedef bankası artık sadece füze rampalarıyla sınırlı değil. Yapay zekânın "büyük veriyi" (big data) işleme kapasitesi, direnişin toplumsal tabanının mali ve ekonomik can damarlarını doğrudan hedef alan "esnek hedef bankası" modeline dramatik bir geçiş sağladı.

Alma Merkezi ve Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün (INSS) analizleri, İsrail’in bir "ekonomik bilinç kırma" stratejisi benimsediğini doğruluyor.

İbrani basını, sivil ve ekonomik altyapının imhasının (Kard el-Hasan kurumu şubelerinde olduğu gibi), halk desteği ile Hizbullah’ın kurumsal yapısı arasındaki bağın koparılması için "zorunlu bir yol" olduğunu savunuyor.

Bu çerçevede keşif uçaklarının en kritik işlevi netleşiyor: Ekonomik yaşam döngüsünü izlemek, kamyon güzergâhlarını ve temel hizmet akışlarını takip etmek. Algoritmalar ise bu verileri toplayarak bir "ekonomik hedef bankası" inşa ediyor.

Bu yoğun takibin gizli amacı, ilk kurşun sıkılmadan önce toplumsal direncin maliyetini katlanılamaz seviyelere çıkaracak bir "ateşle toplumsal mühendislik" operasyonu yürütmek.

"Gözlemden" "imha dosyalarına"

Peki, bu yoğun hava takibi ne zaman fiili bir saldırıya dönüşür? İsrail askeri doktrininde açık keşif sadece savunma amaçlı bir işlem değil; "hedef bankasının" dolması, "sıfır saatinin" yaklaştığına dair en tehlikeli operasyonel göstergedir.

İHA’lar tarafından toplanan bilgiler ham veri olarak saklanmıyor; doğrudan savaş uçağı filolarına bağlı "hazır imha dosyalarına" (Target Folders) otomatik olarak dönüştürülüyor.

Haaretz yazarı Amos Harel gibi önde gelen analizciler, İsrail yönetiminin "tahammül eşiğini" sürekli ölçtüğünü belirtiyor.

Eldeki bilgiler, direnişin "onarım" çabalarının belirli bir oranı aştığını gösterdiğinde, bu durum önleyici bir saldırı düzenlemek için hazır bir gerekçeye dönüşüyor.

Bu uzmanlara göre yoğun hava hareketliliği, yerel bilinci kırmaya yönelik "sessiz bir ateş hazırlığı" niteliğinde. Yaklaşan savaşın resmi, diğer emarelerle birleşmeden tamamlanmaz:

"Hedef bankasının isabet oranı" hakkındaki sızıntılara, örneğin işgal altındaki Filistin’in kuzeyindeki hastanelerin hazırlık seviyesinin artırılması yönündeki ani emirler eşlik ettiğinde, düşmanın "hedef döngüsünü" (yani hedefin tespiti ile imhası arasındaki süreyi saniyelere indirme) kısaltmaya çalıştığı ve sadece siyasi kararı beklediği anlaşılıyor.

Kara acziyetinin diğer yüzü

Sonuç olarak Lübnan semaları artık sadece egemenlik ihlallerinin geleneksel bir sahnesi değil; karmaşık bir siber ve istihbari savaşın açık alanı haline gelmiş durumda.

İsrail'in yapay zekâ algoritmaları; yerdeki her nabız atışını (bir milis, enkaz kaldıran bir belediye aracı veya sivil bir iaşe kamyonu fark etmeksizin) hazır bir hedef bankası içindeki koordinatlara dönüştürmek için saat mefhumu gözetmeden çalışıyor.

Ancak bu ileri teknoloji ürünü hava gösterisi mutlaka mutlak bir üstünlük kanıtı değil; özünde, kronikleşmiş bir kara acziyetinin doğrudan "teknolojik telafisi".

Piyade sınıfı yetersiz kaldıkça ve İsrail askeri sahada kontrolü sağlayamadıkça askeri yönetim gökyüzüne sığınıyor. Hedef bankası oluşturmadaki bu "algoritmik iştah", karadaki ilerleyişin kırılmasının diğer yüzü olarak karşımıza çıkıyor.

Operasyonel bir veri olarak gerçekler şunu gösterdi: İsrail’in 2006 Temmuz ayındaki kara sızması, 2024’tekinden çok daha derindi. 33 gün süren savaşın son günlerinde, İsrail’in "Yön Değiştirme 11" olarak adlandırdığı operasyonda ordu yönetimi, Litani Nehri’ne doğru hızlı bir kara hamlesi kararı almıştı.

162. Tümen ve 401. Zırhlı Tugay gibi İsrail birlikleri, Lübnan sınırından 10 ila 15 kilometre uzaklıktaki Vadi el-Hucayr ve el-Ganduriye gibi bölgelere ulaşmıştı.

Oysa 66 gün süren savaşta düşmanın kara sızması büyük oranda sınırlı ve kısıtlı kaldı. Askeri operasyonlar ve sistematik yıkım, yüzde seksen oranında sınıra bitişik köylerin 1 ila 3 kilometre derinliğindeki "birinci hattında" yoğunlaştı.

Kaynaklar, düşman ordusunun ulaşmaya çalıştığı en derin noktanın yaklaşık 5 kilometre olduğunu, ancak burada kalıcı olamadığını belirtiyor. Bu en derin sızma girişimi 2024 Kasım ortasında, düşman güçlerinin batı sektöründeki "ikinci köy hattına" doğru, özellikle Şama (Nebi Şemun makamının yıkıldığı yer) ve Beyyada köyleri civarına ilerlemeye çalışmasıyla yaşandı.

Bu bölgeler Mavi Hat’tan yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunuyor; ancak düşman güçleri direnişçilerle girilen çatışmaların ağırlığı altında geri çekilmek zorunda kaldı.

Çeviri: YDH