"Davut Koridoru" için zemin hazırlığı mı?

img
"Davut Koridoru" için zemin hazırlığı mı? YDH

IŞİD'in yeniden güçlendiği bir dönemde ABD'nin Tenef'tan çekilmesinin arkasında, İran'a yönelik olası bir operasyon hazırlığı ve İsrail'in "Davut Koridoru" projesine zemin hazırlama ihtimali olduğu belirtildi.




YDH- Şahir eş-Şahir, el-Meyadin için kaleme aldığı analizde, ABD'nin Suriye'den çekilmesinin stratejik bir yeniden konuşlanma olduğunu belirtiyor. Tenef'den çekilmeyi "sabit savunmadan hareketli taarruza geçiş" olarak tanımlayan yazar, ABD'nin açık noktalardaki riski azaltıp daha korunaklı üslerde yoğunlaşmayı hedeflediğini vurguluyor. Çekilmenin IŞİD'in yeniden güçlendiği döneme denk gelmesine dikkat çeken eş-Şahir, Washington'un sorumluluğu Şam yönetimine devretmek istediğini ifade ediyor. Makalede ayrıca, bu hamlenin arkasında İran'a yönelik olası operasyon hazırlığı ve İsrail'in "Davut Koridoru" projesine zemin hazırlama ihtimali gibi faktörlerin bulunabileceği değerlendirmesi yapılıyor.

***

ABD'nin Suriye'den çekilmesi fikri, ilk Trump yönetimi döneminde, 2017 yılından beri gündemdeydi, ancak derin devletin baskısı ve o dönemde Suriye'deki durumun istikrarsızlığı nedeniyle uygulanamamıştı.

2019'daki Baguz muharebesinin ardından, Suriye'deki ABD askeri varlığının niteliğinde kademeli bir dönüşüm yaşandı. Doğrudan çatışma görevleri azaltıldı ve çabalar temel olarak IŞİD hücrelerinin takibi, İran hareketlerinin izlenmesi, istihbarat görevlerinin yürütülmesi ile birlikte uyuşturucu kaçakçılığı ağlarının, başta captagon ticareti olmak üzere, takibine kaydırıldı.

ABD, IŞİD'le mücadele etmek ve İran'dan Lübnan'daki Hizbullah'a uzanan kara yolunu denetlemek amacıyla 2014 yılında "Kararlılık Operasyonu" (Operation Inherent Resolve) kapsamında Tenef Üssü'nü kurdu.

ABD, son yıllarda Suriye'nin kuzeydoğusundaki varlığını, askeri ve güvenlik önlemleri, yerel güçlere destek ve bölgesel ortaklıklar yoluyla, eski Suriye yönetiminin yerel kaynaklar üzerindeki kontrolünü sınırlamak ve bölgede "İran nüfuzunun yayılmasını" engellemek için kullandı.

ABD güçleri daha önce Suriye'de 22 noktada konuşlanmış durumdaydı; bu sayı dokuz noktaya indirildi ve gelecekte belki bir veya iki noktaya düşürülebilir.

ABD'nin Tenef'den çekilmesinin ardından iki ABD üssü kaldı: Birincisi, Uluslararası Koalisyon'un komuta merkezini ve helikopter pistini barındıran Rümeylan'daki üs; ikincisi ise Haseke-Tel Temir yolu üzerinde, Tel Temir yakınındaki Kasrık Üssü. Yani bu iki üs, SDG'nin kontrolündeki bölgelerde bulunuyor.

Burada şunu belirtmek gerekir ki, ABD'nin Tenef Üssü'nden çekilmesi, yerel aktörlerle ilişkilerin niteliğindeki değişimler ışığında, tam bir çekilmekten ziyade sadece bir yeniden konuşlanmadır. Bir başka deyişle, daha geniş bir yeniden konuşlanma stratejisi kapsamında, Suriye çölünde IŞİD'e karşı bazı askeri operasyonları yürütmeye devam ederken, Ürdün içlerine doğru birkaç kilometre kaymıştır.

Bu çekilmenin stratejik boyutu, ABD stratejik doktrinindeki sabit savunmadan hareketli taarruza geçiş şeklinde somutlaşan bir dönüşümü yansıtmaktadır. Dolayısıyla, bölgedeki sabit üslerinin maruz kalabileceği riskleri ve saldırıları azaltmayı hedeflemektedir.

Görünen o ki ABD stratejisi, gerektiğinde hızlı müdahale imkânını saklı tutarken, açık noktalardaki varlığı azaltıp güçlendirilmiş mevkilerdeki varlığı artırmaya yönelmektedir.

Ayrıca bu çekilme, iki ay önce yayımlanan ve ABD'nin bölgedeki müdahalelerinden geri çekilerek Batı Yarımküre'ye odaklanmasından bahseden "ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi" ile de uyumludur.

Tenef Üssü'nün önemi, Irak'ı Suriye ve Ürdün'e bağlayan uluslararası karayolu üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır; dolayısıyla üssün temel amacı, İran silahlarının Suriye üzerinden Lübnan'daki Hizbullah'a nakledilmesini denetlemekti.

Neden şimdi?

Belki de asıl dikkat çekici olan, bu çekilmenin zamanlamasıdır. Zira bu adım, uluslararası raporların IŞİD'in Suriye'de altı ay içinde yeniden faaliyete geçtiğinden ve bölgede örgütün yaklaşık üç bin mensubunun bulunduğundan söz ettiği bir döneme denk geldi. Ayrıca örgütün Cumhurbaşkanı eş-Şara’ya yönelik beş suikast girişiminde bulunduğu da belirtiliyor.

Bu çekilme, Tenef'te konuşlanmış olan (önceden Devrim Komandoları olarak bilinen) "Özgür Suriye Ordusu" fraksiyonunun, Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı "Çöl Güvenliği" şemsiyesine katılmasından aylar sonra gerçekleşti. Ayrıca, IŞİD militanlarının Irak'a nakledilmesinin tamamlanması ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında güvenlik mutabakatlarının sağlanmasının ardından geldi.

Bu çekilmenin birkaç olası nedeni var; bunların en önemlisi, İran'a karşı askeri bir operasyona hazırlık yapılması ve ABD'nin bu üssün, bölgeye yakın olan İran yanlısı gruplar tarafından saldırıya uğramasından endişe duymasıdır.

Bu çekilme, ABD'nin, özellikle Suriye'nin uluslararası terörle mücadele koalisyonunun bir parçası haline gelmesiyle birlikte, Suriye hükümetinin IŞİD'le mücadele konusundaki sorumluluklarını üstlenmesini isteme arzusu kapsamında da değerlendirilebilir. Bu durum, Suriye hükümeti için hem bir fırsat hem de bir meydan okumadır. Zira Washington, özellikle Uluslararası Koalisyon'un hava desteğiyle IŞİD hücreleriyle mücadele edebilecek Suriye ordusu şeklinde sahada bir ortak varken, karmaşık çöl ortamında daha fazla asker kaybetmeye istekli değil.

Bu çekilmenin üçüncü hedefi ise ABD'nin, başta Rusya ve Türkiye olmak üzere herkesi Suriye'den çıkmaya zorlamak istemesidir. Bu bağlamda, Türkiye Savunma Bakanı'nın güçlerinin mevcut aşamada Suriye'de kalacağını belirten açıklamalarını duyduk. Öte yandan, Rus güçlerinin Kuzeydoğu Suriye'deki Kamışlı Havaalanı'ndan, Lazkiye ilindeki askeri üslerine doğru çekildiğini gördük. Rus güçlerinin bu havaalanını 2019'dan beri Kuzeydoğu Suriye bölgelerini izlemek ve IŞİD'le mücadele etmek için kullandığı bilinmektedir.

Kamışlı Havaalanı'ndaki Rus üssünde 100'den fazla asker, subay ve danışmanın yanı sıra 20'den fazla askeri zırhlı araç, yedi adet Suhoy-34 savaş uçağı ve bir adet Antonov-22 nakliye uçağı bulunuyordu.

Endişeler ve olasılıklar

Asıl endişe, İsrail'in Güney Suriye'deki Süveyda'dan SDG'nin bulunduğu Kamışlı'ya kadar uzanan "Davut Koridoru" projesi konusunda ABD-İsrail mutabakatı olabileceğidir.

ABD daha önce bu projeye karşıydı ve İsrail'in Suriye içindeki askeri müdahalelerini sınırlamaya çalışıyordu. Ancak bugün, İsrail'in Dünya Barış Konseyi'ne katıldığını açıklaması, Epstein skandalları ve Başkan Trump'ın maruz kaldığı baskı ile bu skandallarla ilişkisi gibi tüm bu nedenler, Trump'ı Siyonist lobinin desteklediği İsrail taleplerine daha duyarlı hale getirebilir. Bu taleplerin başında İran'la savaş, İsrail'in Suriye'de serbest bırakılması ve Türk nüfuzunun sınırlandırılması geliyor. Elbette buna, Netanyahu'nun, SDG ile Suriye ordusu arasındaki son çatışmalarda SDG'yi desteklememesinin, Gazze anlaşmasında ABD taleplerine boyun eğmesinin, Süveyda konusuna müdahaleden çekilmesinin ve İsrail politikasının ABD'nin bölgedeki politikasıyla çeliştiği diğer konuların karşılığında bir bedel alma isteği de ekleniyor. Peki, İsrail'in Suriye'de gelecekte bir rolü olacak mı? Bu endişelerin haklı olduğunu düşünüyorum.

Tenef Üssü'nün tarihçesi

Üs ilk olarak 1991 yılında, İkinci Körfez Savaşı patlak vermeden önce kurulmuş, ardından Kuveyt'teki çatışmaların sona ermesiyle kapatılmıştır.

2003 yılında, ABD'nin Irak'ı işgalinin başlamasıyla birlikte yeniden açılmış ve Enbar ile Ninova illerindeki ABD güçleri için lojistik merkez haline gelmiş, ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra tekrar kapatılmıştır.

IŞİD, Mayıs 2015'te Suriye'nin geniş bölgelerini ele geçirdikten sonra Tenef bölgesini ve sınır kapısını ele geçirdi. Ancak Mart 2016'da Koalisyon destekli güçler, örgüt militanlarını o bölgeden çıkarmayı başardı.

Bunun ardından üs yeniden açılarak, Amerikalıların "ılımlı özgür ordu" veya "Yeni Suriye Ordusu" adını verdikleri gücün eğitim merkezi haline geldi.

Üste bulunan ABD askerlerinin sayısına ilişkin tahminler farklılık gösteriyor; bazı raporlar sayının 100 ila 200 asker arasında olduğunu belirtirken, diğer kaynaklar bu sayının 600 savaşçıyı aşabileceğini ifade ediyor.

ABD, Tenef Üssü'nün yanı sıra, Kuzeydoğu Suriye'de yoğunlaşan diğer birçok üsse de sahip.

Bu üsler şunları içermektedir: Rümeylan, Rubariya, Mebruke, Tell Beydar, Tabka, Sırrin, Ayn İsa (93. Tugay), Lafarge Fabrikası (Harab Işk), Tel Sim'an (Siman), Meşta Nur Kampı, Tel Abyad ve Şeddadi.

Kesin ve doğru bir rakam olmamakla birlikte, çoğu tahmin Suriye'de yaklaşık 2000 ABD askerinin bulunduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak: Çekilme, nüfuzdan vazgeçmekten ziyade bir yeniden konuşlanmadır; zira veriler, Washington'un Suriye hükümetiyle imzalamaya çalıştığı güvenlik düzenlemeleri kapsamında, daha stratejik üslere (Mezze Havaalanı ve Şam çevresi gibi) ilgi duyduğuna işaret etmektedir.

Çeviri: YDH