❝USS Truman, Kızıldeniz'de görev yaparken çok sayıda saldırıya maruz kaldı ve F/A-18 Super Hornet savaş uçaklarından birkaçı Yemen insansız hava araçlarıyla yapılan çatışmalarda düşürüldü.❞
Lokman Abdullah
YDH- El-Ahbar'dan Lokman Abdullah'a göre, Kızıldeniz tecrübesi, uçak gemilerinin artık asimetrik savaşlarda mutlak bir üstünlük sağlamadığını ve hassas füzeler karşısında kırılgan hale geldiğini kanıtladı.
USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Akdeniz'e ulaşmasıyla birlikte ABD kuvvetleri, İran ile olası bir çatışmaya hazırlık kapsamındaki askeri konuşlandırmalarını tamamladı. Bu hamle, Kızıldeniz tecrübesinin yankılarının ABD askeri hesaplamalarında hâlâ belirgin olduğu bir dönemde geldi.
═══════════════════════════════
Yemen, USS Truman'a nasıl diz çöktürdü?
═══════════════════════════════
Yemenli direniş hareketi Ensarullah ile yaşanan çatışma; hassas füzeler ve insansız hava araçlarına dayalı bir savaş ortamında geleneksel deniz gücünün sınırlarını ortaya koyarken, uçak gemilerinin teknolojik üstünlüklerine rağmen asimetrik savaşta artık belirleyici bir unsur olmadığını kanıtladı.
Bu nedenle Ford’un bölgeye gönderilmesine yönelik kamuoyu ilgisi, karadaki güç dengesinde köklü bir değişimden ziyade, ABD’nin sarsılan caydırıcılık imajını onarma çabasını yansıtıyor.
Ford'un USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle birlikte görevlendirilmesi, gemiyi "dünyanın en güçlü deniz platformu" olarak gösteren ve güç dengesini Washington lehine çevirebileceğini vurgulayan yoğun bir medya kampanyasıyla yürütüldü.
Ancak bu kampanya —özellikle de İslam Devrimi Lideri Ayetullah Hamenei'nin "Savaş gemisi şüphesiz tehlikeli bir şeydir, ancak daha tehlikeli olan onu batırabilecek silahtır" açıklamasından sonra— stratejik çevrelerde modern savaşın geleceği ve İran'la girilecek olası karmaşık bir savaşın rolleri üzerine geniş bir tartışma başlamasına engel olamadı.
Bu bağlamda, Yemen operasyonları sırasında uçak gemilerinin yaşadığı başarısızlık dikkat çekiyor; zira İran ile yaşanacak herhangi bir çatışma, sadece o savaşın genişletilmiş bir versiyonu olmayacak, aksine çatışmanın doğasında niteliksel bir değişim yaşanacak.
Yemen'de ABD; nispeten gelişmiş füze ve İHA yeteneklerine sahip olsa da kaynakları ve stratejik derinliği kısıtlı bir "devlet dışı" aktörle karşı karşıyaydı. İran ise tam teşekküllü bir askeri-sanayi kompleksine, çok katmanlı caydırıcılık kapasitesine ve gücü tek merkezde toplamak yerine yaymaya dayalı bir savaş doktrinine sahip bir devlet yapısı sunuyor.
Bu durum, İran’ı hedef almayı veya etkisiz hale getirmeyi, Kızıldeniz'deki yerel caydırıcılık operasyonlarından çok daha karmaşık bir sürece dönüştürüyor.
Üstelik savaşın ekonomisi de iki durum arasında radikal bir fark barındırıyor. Yemen'de Ensarullah hareketi ucuz füze ve İHA’lar kullanarak düşük maliyetli bir denklem kurabilirken, ABD'nin askeri harcamaları çok yüksekti. İran ile girilecek bir çatışmada bu makas daha da açılabilir.
Tahran, savaşı uzatmasına ve rakiplerini yıpratmasına olanak tanıyan kapsamlı bir yerli üretim kapasitesine sahipken; Washington, uzun ve maliyetli lojistik hatlarına bağımlı kalıyor.
Uzmanlar, Yemen'deki savaşın geleneksel deniz gücünün prestij kaybına dair erken bir uyarı olduğunu düşünüyor.
İran ile yaşanacak olası bir çatışma ise —özellikle de çatışmanın birden fazla bölgesel alana yayılacağı ve İran’ın devasa füze cephaneliği ile gelişmiş deniz-hava yetenekleri göz önüne alındığında— Amerikan caydırıcılık modelinin en büyük sınavı haline gelebilir.
Yemen saldırılarının Amerikan savunmasında, özellikle de İHA'lar ve gemisavar balistik füzelerle başa çıkma konusunda ciddi zayıflıkları açığa çıkardığını belirtmekte yarar var.
Yemen'e yönelik hava saldırılarının duraklamasına yol açan en önemli faktörlerden biri, füze tehditlerinin niteliğindeki değişim oldu.
Tahminlere göre Ensarullah hareketi, uçak gemilerinin özellikle uçak kalkış-iniş anları gibi operasyonel zafiyet dönemlerini tespit etmesini sağlayan hassas bir istihbarat kapasitesi geliştirdi. Benzer şekilde, Yemen saldırılarının yoğunluğu ve sıklığı, uçak gemilerindeki hava operasyon programını aksatıp kalkış-inişleri geciktirdi.
Bu durum ABD Savunma Bakanı’nı, deniz kuvvetlerini takviye etmeye ve beşinci nesil "F-35C" savaş uçaklarını taşıyan ikinci bir uçak gemisi olan "Carl Vinson"ı bölgeye göndermeye yöneltti.
Bu operasyonel değerlendirmeler ve artan riskler ışığında konu Başkan Donald Trump'a sunuldu ve o da neticede gerilimi düşürmeyi seçerek Ensarullah hareketiyle bir anlaşmaya vardı.
Kısa bir süre sonra ABD Dışişleri Bakanlığı, Çinli uydu şirketi Changkuang'ı, Kızıldeniz'deki ABD savaş gemilerini ve uluslararası trafiği hedef almaları için Ensarullah'a uydu görüntüsü sağlamakla suçladı.
ABD verilerine göre, USS Truman uçak gemisi Kızıldeniz'de görev yaparken Ensarullah tarafından defalarca saldırıya uğradı ve Yemen İHA'larıyla girilen çatışmalarda birkaç F/A-18 Super Hornet savaş uçağı düşürüldü.
Bu gerçekler, başta ABD ve Çin olmak üzere büyük güçleri askeri stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorladı.
Washington, uçak gemilerinin ve ağır savaş gemilerinin asimetrik bir düşmanı caydırmak için artık yeterli olmadığını fark ederken; Pekin, Yemen deneyimini, İHA'lara ve deniz robotlarına yatırım yapmanın ABD üstünlüğüne karşı en uygun yol olduğuna dair bir kanıt olarak gördü.
Defense One dergisi, ABD Savunma Bakanlığı'nın Virginia'daki bir üste saldırı dronları üzerinde uzmanlaşmış 12 üyeli yeni bir saldırı birimi kurduğunu bildiriyor.
═══════════════════════════════
Yemen, 'Batılı deniz doktrini'ni alt üst etti
═══════════════════════════════
National Interest dergisine göre, Yemen savaşının ardından ABD savunma sanayisi; kullanılan füzelerin, dronların ve taktiklerin doğasını analiz ederek değerli veriler topladı.
Ayrıca Washington, Kızıldeniz'deki eksiklikleri değerlendirmek, savunma ihtiyaçlarını belirlemek ve Ensarullah'ın oluşturduğu artan tehditlere karşı stratejiler geliştirmek amacıyla bölgeye çeşitli teknik heyetler gönderdi.
Çeviri: YDH