Haaretz: İsrail’in Suriye ve Lübnan’da net bir stratejisi yok

img
Haaretz: İsrail’in Suriye ve Lübnan’da net bir stratejisi yok YDH

Haaretz’te yayımlanan analizde, Benjamin Netanyahu hükümetinin Gazze, Suriye ve Lübnan dosyalarında bütünlüklü bir güvenlik stratejisi ortaya koyamadığı belirtildi.




YDH- İsrailli Ortadoğu işleri yazarı Zvi Bar’el, Haaretz gazetesinde kaleme aldığı analizde, Benjamin Netanyahu döneminde şekillenen İsrail’in güvenlik stratejisinin “çerçevesini ve boşluklarını” inceledi.

Bar’el, İsrail’in kendi içinde net bir strateji ortaya koyamaması halinde, Suriye ve Lübnan konusunda “tutarlı bir Amerikan yaklaşımıyla” karşı karşıya kalabileceğini belirtti.

Netanyahu’nun açıklamaları ve “tampon bölge” vurgusu

Bar’el, Netanyahu’nun İsrailli subaylar için düzenlenen mezuniyet töreninde yaptığı konuşmaya atıfta bulundu.

Netanyahu konuşmasında, Hamas’ın yakında silahsızlanmaya zorlanacağını ve Gazze’nin artık bir tehdit oluşturmayacağını söyledi. Ayrıca, sınırlar boyunca tampon ya da askerden arındırılmış bölgeler oluşturulmasının “gerekli bir güvenlik ihtiyacı” olduğunu vurguladı. Bu ifadenin, İsrail güçlerinin Lübnan ve Suriye’de söz konusu bölgelerde kalmaya devam edeceğine işaret ettiği aktarıldı.

Bar’el, Hamas’ın silahsızlandırılmasının nasıl ve ne zaman hayata geçirileceği sorusunu gündeme getirdi. Bunun, Donald Trump’ın Gazze’yi yeniden inşa etme ve bölgede bir Filistin polis gücü konuşlandırma planlarıyla nasıl örtüşeceğini de sorguladı.

“Suriye ve Lübnan’da ABD ile çelişki”

Yazar ayrıca, “İsrail’in Suriye ve Lübnan içindeki tampon bölgelerde varlığını sürdürmesinin, ABD’nin Ahmed eş-Şara liderliğindeki Suriye hükümetinin egemenliğini genişletme yönündeki desteğiyle ve Hizbullah’ı silahsızlandırma ile Lübnan’ı istikrara kavuşturma çabalarıyla nasıl bağdaştırılacağını” sordu.

Bar’el, Gazze örneğinde olduğu gibi İsrail’in Suriye ve Lübnan’da da net bir stratejiye sahip olmadığını ve “farklı bir Amerikan yaklaşımıyla karşı karşıya kalabileceğini” ifade etti.

Türkiye ve Kürt güçlerle anlaşma

Analizde, Türkiye’nin Suriye’den çekilme niyetinde olmadığı, bunun da “Ankara ile Tel Aviv’i nüfuz mücadelesinde karşı karşıya getirdiği” belirtildi. Suriye cumhurbaşkanının ABD desteğinden yararlandığı kaydedildi.

Bar’el ayrıca, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlerle yapılan ve bu güçlerin kademeli olarak Suriye ordusu ve devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören son anlaşmaya dikkat çekti.

Bu gelişmenin, Aralık 2024’te Beşşar Esed yönetiminin düşmesinden sonra İsrail’in izlemeye çalıştığı stratejiyi “zayıflattığını” savundu. Söz konusu stratejinin, yerel azınlık unsurlarını nüfuz aracı ve algılanan tehditlere karşı tampon olarak desteklemeye dayandığı aktarıldı.

1974 hatlarına dönüş ihtimali

Bar’el, ABD’nin birleşik bir Suriye devletine verdiği desteğin, İsrail üzerinde “Aralık 2024’ten sonra ele geçirilen topraklardan çekilme ve bazı değişikliklerle 1974 ayrım hatlarına dönme yönünde baskı oluşturabileceğini” belirtti. Suriye ile İsrail arasındaki güvenlik görüşmelerinin ise donmuş durumda olduğu kaydedildi.

Yazar, Tel Aviv’in İran’la olası bir savaşa odaklanmasının Suriye dosyasını geçici olarak geri plana itebileceğini ifade etti. Ancak “bir savaş ve sonrasında, Suriye ve Lübnan sahalarının varlığını sürdüreceğini; özellikle yerinden edilmiş İsraillilerin evlerine dönüşünü engelleyen tehditlerin ele alınması için gerçekçi bir yol haritasına ihtiyaç duyulacağını” vurguladı.