İran İslam Cumhuriyeti, bölgedeki askeri hareketlilik ve artan psikolojik operasyonlar karşısında stratejik bir uyarı yayınlayarak; olası bir çatışma durumunda "kırmızı çizgilerin" kalıcı olarak değişeceğini ve savaş alanının tüm bölgeye yayılacağını ilan etti.
YDH- İran İslam Cumhuriyeti liderliği tarafından yapılan resmi açıklamada, düşman güçlerin bölgedeki askeri yığınaklarını artırdığı, siyasi gösteriler ve kapsamlı medya operasyonlarıyla İran’ı boyun eğmeye zorlamayı hedeflediği belirtildi.
Yayınlanan bildiride, Batı’nın hegemonik politikalar dikte etme çabalarının, psikolojik savaş taktikleriyle birleştirilerek "karmaşık bir saldırı" biçimine dönüştüğü ifade edildi.
İran, savaş istemediğini kesin bir dille yinelemekle birlikte, saldırgan bir tutum karşısında geri adım atmayacağını duyurdu.
Ancak bu yeni askeri doktrinle birlikte, hedef listesinin genişlediği ve savaş alanının eskisinden çok daha geniş bir coğrafyaya yayılacağı uyarısı yapıldı:
''İran İslam Cumhuriyeti, savaş istemediğini defalarca ve kesin bir dille ilan etmiştir. Ancak düşman bu seçeneği tekrar tercih ederse, İran çatışmadan kaçınmayacak ve tüm senaryolara hazırdır. Şimdiye kadar düşmanın provokasyonlarına ve saldırılarına karşı itidal gösterdik, ancak bu sefer farklı olacak; bölgesel bir savaş saldırganları, müttefiklerini ve ev sahiplerini bekliyor.''
Resmi mesajın en kritik kısmında ise, ''İran'a karşı savaşta, önceki kırmızı çizgiler büyük ölçüde değişir, savaş alanı eskisinden çok daha genişler ve hedef listesi artar. Eğer İran toprakları ve halkının yaşamı Amerikan saldırganlığı tarafından zarar görecekse, Amerikan çıkarları ve canları hiçbir yerde güvende olmaz.'' ifadeleri yer aldı.
'Koşulsuz teslimiyet hayali paramparça oldu'
Açıklamada, ABD’nin 12 Günlük Savaş stratejisine atıfta bulunularak, Washington’ın o dönem hayal ettiği koşulsuz teslimiyet hedefinin, İran halkının ulusal birliği ve silahlı kuvvetlerin kahramanca direnişiyle boşa çıkarıldığı hatırlatıldı.
Düşman güçlerin o dönem geri çekilmek ve ateşkesi kabul etmek zorunda kaldığı vurgulanırken, bugünkü tehditlerin de benzer bir başarısızlıkla sonuçlanacağı kaydedildi.
Olası bir çatışmada stratejik dengelerin değişeceği belirtilen metinde şu ifadelere yer verildi:
"Bu sefer süreç farklı işleyecek. Bölgesel bir savaş; yalnızca saldırganları değil, onların müttefiklerini ve bu saldırılara ev sahipliği yapanları da kapsayacaktır. Eğer Amerikan saldırganlığı İran topraklarına ve halkına zarar verirse, Amerikan çıkarları ve personeli dünyanın hiçbir yerinde güvende olmayacaktır."
Gelecekteki olası bir savaşın çok cepheli bir karaktere bürüneceği vurgulanan açıklamada, 12 Günlük Savaş'ın aksine, İran’ın bölgedeki müttefiklerinin de sahada aktif rol alacağı bir denkleme geçildiği belirtildi:
"12 Gün Savaşı sırasında, İran'ın bölgesel müttefikleri çatışmaya girmedi ve İslam Cumhuriyeti, Siyonist ve Amerikan saldırganlarla yalnız başına yüzleşti. Gelecekteki herhangi bir çatışmada, bu denklem değişecek ve düşman, çoklu ve çeşitli cephelerle karşı karşıya kalacaktı."
ABD Başkanı Donald Trump'ın iç politikadaki sorunlarına dikkat çekilen analizde, sınırlı bir askeri müdahalenin İran’ı müzakere masasında taviz vermeye zorlayacağı yönündeki beklentiler "ciddi bir yanlış hesaplama" olarak nitelendirildi.
Böyle bir hatanın bedelinin ağır olacağı ifade edilirken, İran’ın İsrail ile ABD arasında bir ayrım gözetmeksizin, her iki odağa da daha önce tecrübe etmedikleri şiddette bir karşılık vereceği bildirildi.
