Kahire-Riyad hattında Lübnan çatlağı

img
Kahire-Riyad hattında Lübnan çatlağı YDH

Mısır, Lübnan ordusunun tahkim edilmesini "güç kullanımında tek otorite" olma yolunda bir çıkış noktası olarak görürken; Suudi Arabistan, Hizbullah’ın siyaseten tamamen tasfiye edilmesini şart koşuyor.




YDH- Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Cidde’de gerçekleştirdiği görüşmenin perde arkası, Lübnan dosyasındaki temel yaklaşım farklarını gün yüzüne çıkardı.

Edinilen bilgilere göre Veliaht Prens, Lübnan’daki mevcut konjonktürün Hizbullah’ı siyasi olarak marjinalleştirmek için bir "fırsat" olduğunu savunurken; Sisi, Lübnan halkının iradesine işaret ederek seçim sonuçlarının beklenmesi ve mevcut hükümetin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Kahire ve Riyad, Hizbullah’ın silahlı varlığı konusunda farklı frekanslarda olsa da Mısır’ın Paris Konferansı öncesi ev sahipliği yaptığı hazırlık toplantısı, Lübnan ordusunu merkeze alan yeni bir güvenlik doktrininin işaretlerini verdi.

Bu yeni yaklaşım, orduya yapılacak desteği sadece mali veya lojistik bir yardım paketi olarak değil, "devlet" kavramını ülkedeki yegâne askeri otorite haline getirecek siyasi bir araç olarak kurguluyor.

El-Ahbar'a göre, Mısır Dışişleri Bakanlığı, Kahire, ordunun güç kullanımındaki tekelini yeniden tesis ederek Lübnan’daki silah dengesini kökten değiştirmeyi amaçlıyor.

Kahire’deki hazırlık toplantısı, Lübnan güvenlik bürokrasisi ile küresel güçleri aynı masada buluşturdu.

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolf Heykel ve İç Güvenlik Kuvvetleri Genel Direktörü Tümgeneral Raed Abdullah’ın katıldığı zirvede; ABD, Fransa, İtalya, İngiltere, Almanya ve İspanya’nın yanı sıra "Beşli Komite" temsilcileri ile BM ve Arap Birliği yetkilileri de hazır bulundu.

Mısır Dışişleri Bakanı Badr Abdülati'ye göre nihai hedef, devletin silah üzerindeki otoritesini kesinleştirmek. Bu hamle bir yandan Hizbullah’ın silahlı varlığına doğrudan bir gönderme yaparken, diğer yandan partinin Lübnan siyasetindeki rolünün korunmasına dair dengeleyici bir ton içeriyor.

Mısır’ın desteklediği yol haritası, devlet kontrolü dışındaki silahların meşru kurumlara kademeli ve organize bir şekilde devredilmesini öngörüyor.

Ancak Kahire, bu süreci İsrail’in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi ve egemenlik ihlallerinin durdurulması şartına bağlıyor. Bu denklemde orduya sadece piyade tüfeği değil, gerçek bir savunma kapasitesi kazandırılması hedefleniyor.

Toplantıda ele alınan "acil operasyonel ihtiyaçlar", aslında Litani Nehri’nin güneyinde yeni bir güvenlik gerçeği inşa etme planının parçası.

Ordunun bu bölgede 1701 sayılı kararı tam ve eş zamanlı olarak uygulaması, devlet dışı tüm silahlı varlıkların yerini alması için bir model olarak kurgulanıyor.

Mısır, ordunun sahada tam kontrolü sağlamasıyla İsrail’in saldırı bahanelerini elinden almayı, hatta ordunun hava sahası ihlallerine karşılık verme hakkını savunarak Lübnan’ın caydırıcılığını artırmayı planlıyor.

Mısır ve Fransa arasındaki yoğun koordinasyon, gelecek ay Paris’te yapılacak konferansın sadece bir bağış organizasyonu olmayacağını, aksine bu yeni güvenlik yaklaşımının resmiyet kazanacağı siyasi bir dönüm noktası olacağını gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Sisi’nin konferansa bizzat katılma ihtimali, Kahire’nin bu süreci ulusal güvenlik önceliği olarak gördüğünü teyit ediyor.

Mısır kaynaklarına göre asıl mesele, silahların teslimini bir iç savaş ya da dayatma konusu olmaktan çıkarıp, devletin garantörlüğünde kurumsal bir sürece dönüştürmek.



Makaleler

Güncel