Siyonist rejimin askeri liderliği, İran'a yönelik muhtemel bir operasyonun getireceği fırsat ve riskleri kapalı kapılar ardında değerlendirirken, hava savunma sistemlerinin çok cepheli bir yıpratma savaşına hazırlıksız olduğu bildirildi.
YDH - İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir, son haftalarda artan baskılara rağmen, ABD'nin İran'ı vurması durumunda işgalci rejimin nasıl etkileneceğine dair kamuoyuna açıklama yapmamayı tercih etti.
Ancak Zamir, kapalı kapılar ardında siyasi liderliğe böyle bir harekatın sunabileceği fırsatların yanı sıra, özellikle yaşanabilecek senaryolara dair riskleri ifade etti.
Siyasi yetkililerin ocak ayı ortasından bu yana medya kuruluşlarına İran ile savaş ihtimali üzerine demeçler vermesine rağmen askeri kanat sessizliğini koruyor.
Yedioth Ahronoth gazetesinden Yoav Zitun, ordu içerisindeki havayı, "Kamuoyunda basına yansıyanlarla körüklenen endişeye rağmen ordu, siyasi kademeden gelen baskılar nedeniyle böyle bir adımın olası etkilerini ve tehlikelerini halka açıklama yoluna gitmedi" ifadeleriyle aktardı.
Zamir'in çeşitli törenlerde yaptığı genel yorumlar dışında, ordunun detaylı senaryo planlamaları sadece siyasi liderlerle yapılan görüşmelerle sınırlı kaldı.
Zitun, haziran ayındaki 12 Gün SAvaşı'nın bilançosunu hatırlatarak, "İsrail'in başlattığı operasyon 30 İsrail vatandaşının ölümüyle ve onlarca bölgenin hasar görmesiyle sonuçlanmıştı. Süreç, Fordo'daki yeraltı nükleer tesisine yönelik ABD saldırısı ve İsrail'e fırlatılan dron sürülerinin neredeyse tamamının düşürülmesiyle sona erdi" dedi.
Mevcut durumda Arrow, Davud Sapanı ve Demir Kubbe önleme füzelerinin stokları tükenmiş durumda ve ikmal çalışmaları aralıksız devam ediyor.
Genelkurmay Başkanı Zamir, 7 Ekim'de başlayan uzun savaşın ardından 2026 yılını ordunun hazırlık durumunu geri kazandığı, kuvvet ve ekipman tazelediği bir "istikrar yılı" olarak tasarlamıştı.
Ancak Zitun, stratejik sapmaya dikkat çekerek, "Bu senaryoların hiçbiri, geçen yılki 12 günlük savaştan dersler çıkaran ve füze stoklarını hızla yenileyip hava savunmasını güçlendiren İran gibi bölgesel bir güce karşı tam ölçekli bir harekatı kapsamıyordu" değerlendirmesinde bulundu.
Askeri yetkililerin, İsrail içinde çok sayıda noktanın vurulması veya bir savaş uçağının düşürülmesi gibi taktiksel senaryoların yanı sıra, onlarca sivilin öleceği kitlesel kayıp olaylarını da değerlendirdiği ifade ediliyor.
İsrail için bir diğer önemli endişe kaynağı, İran'dan haftada veya ayda birkaç kez gerçekleştirilecek seyrek ama ağır füze atışlarını içeren uzun süreli bir yıpratma savaşı.
Böyle bir süreçte Ben Gurion Havalimanı'ndaki operasyonların aksaması ve iç cephede aralıklı hasarlar meydana gelmesi bekleniyor. Aylarca sürebilecek böyle bir mücadelenin maliyetinin büyük kısmını İsrail ekonomisinin üstleneceği vurgulanıyor.
Zitun, Hizbullah faktörüne ilişkin olarak, "Yetkililerin Başbakan Benyamin Netanyahu'ya Hizbullah'ın savaşa katılma olasılığını sunduğu tahmin ediliyor. Örgüt, sekiz ay önceki İsrail harekatının yaralarını sardığı için haziran ayındaki savaşta yer almamıştı" bilgisini paylaştı.
Hizbullah'ın elinde on binlerce hassas güdümlü füze, çeşitli menzillerde roketler, patlayıcı dronlar ve karada savaşmaya hazır on binlerce militan bulunuyor.
Lübnan'dan yapılacak atışlar, İran'dan gelen füzelere kıyasla uçuş sürelerinin çok kısa olması nedeniyle hava savunma sistemleri için daha büyük bir zorluk teşkil ediyor.
Zitun, "İran, Irak ve Yemen'deki müttefiklerinden yapılacak eş zamanlı atışların Lübnan'dan gelen koordine yaylım ateşleriyle birleşmesi, İsrail Hava Kuvvetleri'nin üzerinde eğitim aldığı ancak pratikte hiç deneyimlemediği bir senaryoyu temsil ediyor" dedi.
Bölgedeki bir ABD uçak gemisinin destek vermesi beklense de, ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine'in bu hafta medyaya yansıyan açıklamaları, ABD mühimmat stoklarının da sınırları olduğunu işaret ediyor.