HTŞ'nin mezhepsel ceza ayini: Suriye'de sivil infazı rutine dönüştü

img
HTŞ'nin mezhepsel ceza ayini: Suriye'de sivil infazı rutine dönüştü YDH

❝İçişleri veya Savunma Bakanlığı unsurlarının; doğrudan katılım, kolaylaştırma veya müdahale etmeme yoluyla olaylara karışmış olabileceğine dair ciddi işaretler bulunuyor.❞




Emir Ali

YDH- El-Ahbar yazarı Emir Ali, Cebel kırsalındaki operasyonların "rejimin kalıntılarını temizleme" söyleminin ötesine geçerek Alevi toplumuna yönelik sistematik bir yıldırma ve mezhepsel bir cezalandırma modeline dönüştüğünü vurguluyor.

Geçiş hükümetine bağlı grupların dün Cebel kırsalındaki Kankaro köyünde gerçekleştirdiği güvenlik operasyonu, Suriye kıyılarında eski yaraları yeniden açtı. Bölge sakinleri, yaklaşık 1500 kişinin hayatını kaybettiği geçen Mart ayındaki katliamları bir kez daha hatırladı.

Yerel kaynaklar; operasyon sırasında sivil kayıpların yaşandığını, karısını ve oğlunu kaybeden ve yaşadıklarını video kaydıyla belgeleyen bir adamın da aralarında bulunduğu birkaç kişinin tutuklandığını doğruladı.

İçişleri Bakanlığı ise saldırının, eski Suriye Ordusu Albayı Süheyl el-Hasan’a bağlı "Cevad Tugayları" komutanını hedef aldığını açıkladı. Katiliya ekseninde düzenlenen bu saldırı, Beyt Yaşut kasabasına giden yolların tamamen kapanmasına yol açtı. Ardından bir güvenlik gücü, el-Şezrika çiftliğindeki Kankaro köyü sakinlerinden birine ait eve baskın düzenledi.

Bu baskında; aralarında eski bir ordu subayı, Genel Güvenlik Müdürlüğü üyesi ve yaşlı bir kadının da yer aldığı üçü sivil olmak üzere toplam beş kişi hayatını kaybetti. Bölge genelinde topçu ateşi sesleri yankılanırken, İçişleri Bakanlığı çatışmaların yaşandığı operasyonun başarıyla tamamlandığını duyurdu.

╰┈➤ Suriye'de kimlik temelli cinayetler artıyor

Buna karşın el-Ahbar gazetesine konuşan yerel kaynaklar, herhangi bir çatışma çıkmadığını; geçiş hükümetine bağlı grupların bir evi ve komşu konutları ağır bombardımana tutarak binalarda ciddi hasara yol açtığını iddia etti.

Beyt Aluni köyünde ise yerel bir ileri gelenin, Lübnan’dan yeni dönen bir yüzbaşının varlığını Genel Güvenlik Müdürlüğüne ihbar etmesi üzerine evlere baskın yapıldı. Baskın sırasında söz konusu subay öldürüldü, rejim ordusunda eski bir teğmen olan yaralı bir genç ise tutuklandı.

╰┈➤ Suriye’de Alevi bir adam sandalyeye bağlı bir şekilde katledildi

Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü’ne göre bu olayları, en az dört yaralı gencin hedef alındığı bir tutuklama dalgası izledi.

Söz konusu operasyon ve sivillere yönelik saldırıların artışı; merkez ve kıyı bölgelerinde mezhep temelli suçlardaki belirgin yükselişle ve vatandaşların "kurbanları itibarsızlaştırma kampanyası" olarak tanımladığı süreçle aynı döneme denk geldi.

Bu kapsamda Suriye Ulusal Bloğu (muhalif güçler koalisyonu), Humus’ta öğretmen İmam Matanios Gerges’in öldürülmesini kınayarak, olayı "yaşam hakkının ağır bir ihlali ve fiili yönetimin sivilleri koruma konusundaki başarısızlığının kanıtı" şeklinde değerlendirdi.

Blok ayrıca, "şehidin itibarını zedelemek ve suikastı haklı çıkarmak amacıyla fiili yönetimce kasıtlı olarak yayılan söylentileri" de sert bir dille eleştirdi.

Bununla birlikte Jableh kırsalındaki köylere yönelik; Beyt Şah, Kankaro, Beyt Aluni, el-Şezrika, el-Daliya, Beyt Aana ve Hammam el-Karahla’nın batısında sivillerin evlerinin ağır silahlarla hedef alındığı saldırılar da kınandı.

Bloğun açıklamasında, bu durumun "ciddi bir suç, yasanın açık ihlali ve bölge sakinlerinin hayatına doğrudan tehdit" olduğu vurgulanarak "fiili otorite" sorumlu tutuldu.

Sivil Barış İçin Günah Örgütü ise yaptığı açıklamada, yıl başından bu yana Humus’ta 30 sivilin öldürüldüğünü; aralarında dört kadın, iki çocuk ve bir görme engellinin de bulunduğu 38 kişinin yaralandığını belgelediklerini duyurdu.

Örgüt, "tamamen ve ilan edilmiş bir güvenlik kontrolü altındaki" bir ilde bu denli can kaybının sürmesinin "tesadüfi olaylar" sayılamayacağını, bunun "ihmalden kaynaklanan yasal ve siyasi bir sorumluluk" teşkil ettiğini belirtti.

Humus Valisi ile ilin güvenlik yetkililerinin istifasını isteyen örgüt, yaşananların münferit vakalar değil; güvenlik açığı ve mezhepsel hedeflemenin "tehlikeli bir modeli" olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Ayrıca İçişleri veya Savunma Bakanlığı unsurlarının; doğrudan katılım, kolaylaştırma veya müdahale etmeme yoluyla olaylara karışmış olabileceğine dair "ciddi işaretler" bulunduğunu iddia etti.

"Bağımsız ve şeffaf" bir soruşturma talep eden örgüt, kışkırtıcıların bir kısmının "tanınmış" kişiler olduğunu ve "bazı cami hoparlörlerinden açıkça şiddet çağrısı yaptıklarını" bildirdi.

“Hakikat ve Adalet İçin Suriyeliler” örgütü, Hama’nın kuzey kırsalında yer alan ve ağırlıklı olarak Alevilerin yaşadığı köylerden (el-Zaghba, Maryud, el-Talisiya, Ma’an, el-Fan ve Abu Mansaf dahil) sakinlerin zorla ve kitlesel olarak yerinden edilmesini, toprakları ile evlerinin yaygın gaspını ve geri dönüşlerinin engellenmesini belgeleyen bir rapor yayımladı.

Saha kanıtları ve görgü tanığı ifadelerine dayanan rapor; sakinlerin Şahin tipi intihar dronlarının kullanıldığı sürpriz bir askeri saldırı sonrası büyük bir panikle evlerini ve eşyalarını bırakıp sadece canlarını kurtarmak için kaçtığını ortaya koydu.

İfadelere göre, malları yaygın şekilde yağmalanan bölge halkının geri dönüşü, doğrudan tehditler ve koruma eksikliği nedeniyle engelleniyor.

 Bu durum, Suriye hükümetinin savunma sisteminin çökmesi ve 8 Aralık 2014’te "Saldırıyı Önleme Operasyonu"na katılan grupların bölgeleri ele geçirmesinin ardından gelişti. Söz konusu süreçte operasyonlar; bireysel yağmalardan, İdlib merkezli bir tarım yatırım kuruluşu olan "İktifaa Şirketi" gibi yeni yapılar aracılığıyla yürütülen organize el koyma faaliyetlerine dönüştü.

Alevi İslam hareketi, eski rejimin kalıntılarını temizleme bahanesiyle gerçekleştirilen bu katliamları kınıyor.

Suriye’nin orta ve kıyı bölgelerinde tırmanan gerginliğin son aşaması olan Kankaro operasyonu üzerine, "Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi" dün bir açıklama yaptı.

Konsey; "fiili yönetimin ve ona bağlı grupların Suriye kıyılarında ve Humus’ta Alevi sivillere karşı yürüttüğü kitlesel yıldırma ve sistematik katliam politikasını en sert şekilde kınadığını" belirtti.

"Siyasi Koordinasyon" ofisi aracılığıyla yayımlanan metinde, "kalıntıları temizleme" gerekçesiyle Alevilerin öldürülmesi ve sindirilmesinin meşrulaştırılması reddedildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Geçtiğimiz yıl boyunca Alevilerin yaşadığı bölgelerde sözde kalıntıların varlığına dair hiçbir kanıt bulunmadığı gibi, Alevi toplumunun kendilerine yönelik ihlallere şiddetle karşılık vermediği de kanıtlanmış bir gerçektir. Aksine Aleviler, meşru haklarını ararken barışçıl gösteriler ve oturma eylemleriyle sivil mücadeleye bağlı kalmışlardır."

Konsey ayrıca uluslararası topluma ve Suriye meselesinde pay sahibi ülkelere çağrıda bulundu. Mevcut otoritenin Suriye halkına karşı sorumluluklarını yerine getirmesi, 2254 ve 2799 sayılı kararlar uyarınca merkezi olmayan federal bir siyasi sistemin kurulması ve siyasi çözüm sürecinin hızlandırılması için baskı yapılmasını istedi.

Ek olarak, uluslararası denetim altında özgür seçimlerin yapılması ve Suriye halkının tüm kesimlerinin temsilini, haklarını ve onurunu güvence altına alan gerçek bir ulusal federal hükümetin kurulması çağrısını yineledi.

Çeviri: YDH

İlgili Haberler