Seyyid Ali Humeyni, Ayetullah Ali Hamenei’nin şehadetinin ardından yaptığı konuşmada İran halkına direniş ve metanet çağrısı yaparak, geri adım atılmayacağı mesajını verdi.
YDH- İran İslam Devrimi'nin kurucusu İmam Humeyni’nin torunu Seyyid Ali Humeyni, Ayetullah Ali Hamenei'nin şehadetinin ardından gerçekleştirdiği hitabında, yas tutan İran halkına metanet ve direniş çağrısında bulundu.
Ayetullah Hamenei'nin ömrünü adadığı "şehadet" arzusuna kavuştuğunu vurgulayan açıklama, bölgedeki gerilimin zirve yaptığı bir dönemde rejimin sarsılmaz duruşunu sergiledi.
Yapılan açıklamada, Ayetullah Hamene'nin sıradan bir ölümle aralarından ayrılmasının onun makamına yakışmayacağı ifade edildi.
İmam Humeyni’nin torunu, "Yatağında eceliyle can vermek onun şanına az gelirdi. O, ancak yeryüzünün en gaddar, en cani elleriyle şehit edilmeliydi" diyerek, saldırının faillerine yönelik eleştirilerde bulundu.
1980’li yıllardan (İran takvimiyle 1360’lar) bu yana Ayetullah Hamenei'ye yönelik suikast girişimlerini hatırlatan konuşmacı, bu şehadetin Ayetullah Hamenei'nin "ömürlük sevdası" olduğunu belirtti.
Konuşmanın merkezinde, İran siyasi kültürünün temel taşlarından olan Kerbela ve İmam Hüseyin ekolü yer aldı. Yas tutan kitlelere seslenen torun, şu ifadeleri kullandı:
"Madem ‘Biz İmam Hüseyin’in neferleriyiz’ diyoruz, o halde İmam Hüseyin gibi dimdik yaşamalıyız. Büyük İran milleti; bugünkü durumumuz köşeye çekilme, boyun büküp ağlama günü değildir.
"Bizler şehadetin evlatlarıyız. Bu yolun evveli fedakarlık, ahiri ise şehadettir" diyen Seyyid Ali Humeyni'nin konuşması şu sözleri içeriyor:
"Yatağında eceliyle can vermek onun şanına az gelirdi. En aşağılık teröristlerin eliyle şehit edilmesi bile onun mertebesi için yetersizdi. Daha 80’li yıllarda (1360’lar) onu şehadete erdirmek istediler ama o bile ona azdı. O, ancak yeryüzünün en gaddar, en cani elleriyle şehit edilmeliydi.
Bu, onun ömürlük sevdasıydı ve nihayet arzusuna kavuştu. Hepimizin yüreği yanıyor, yasımız büyük; lakin ey büyük İran milleti, gün kenara çekilip karalar bağlama, boyun büküp ağlama günü değildir.
Madem ‘Biz İmam Hüseyin’in neferleriyiz’ diyoruz, o halde İmam Hüseyin gibi dimdik yaşamalıyız. Büyük İran milleti onca yıl göstermiştir ki; ne hizmetkarlarının gidişiyle ne de liderlerinin şehadetiyle geri adım atar. Aksine, her kayıpla daha da devleşir, her geçen gün dünden daha kararlı bir şekilde yoluna devam eder.
Onlar bizim yeise düşmemizi bekliyorlar ama bizde umutsuzluğa yer yok. Bizler şehadetin evlatlarıyız. Defalarca söyledim: Bizim açtığımız bu yolun evveli fedakarlık, ahiri ise şehadettir."