'İran, stratejik ve hesaplanmış adımlarla yüksek bedel ödetiyor'

img
'İran, stratejik ve hesaplanmış adımlarla yüksek bedel ödetiyor' YDH

İsrail eski istihbarat yetkilisi, İran’ın son çatışmalarda kontrolünü kaybetmediğini ve eylemlerini stratejik, soğukkanlı ve hesaplanmış bir mantıkla yürüttüğünü ifade etti.




YDH- İsrail askeri istihbarat birimi “Aman”ın eski sorumlularından ve İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün İran masasında kıdemli araştırmacı Danny Citrinowicz, İran’ın son çatışmalarda “kontrolünü kaybetmediğini” ve eylemlerini stratejik, soğukkanlı ve hesaplanmış bir mantıkla yürüttüğünü ifade etti.

Citrinowicz, İsrail merkezli İbranice yayın yapan haber platformu “zman.co.il” sitesinde yayımlanan makalesinde, bu mantığın amacının “zafer değil, kaybetmemek” olduğunu ifade etti.

Citrinowicz, İsrail’de yaygın olan algının aksine, Tahran’ın kontrolü kaybetmediğini ve her karşı karşıya geldiği aktöre “yüksek bir bedel ödetme” stratejisi uyguladığını söyledi. “İsrail’de İran davranışını baskı altındaki duygusal bir tepki gibi göstermek kolaydır; ancak gerçek tablo çok daha karmaşıktır.” dedi.

Uzun süreli strateji ve gerilimi yönetmek

Citrinowicz, İran’ın çatışmayı uzun vadeli bir plan çerçevesinde yürüttüğünü, bu planın “yıpratma, bedel ödetme ve karşı tarafın savaşı bırakmasını sağlama” mantığı üzerine kurulu olduğunu vurguladı.

İran’ın, ABD veya İsrail karşısında çatışmayı tek başına çözme kapasitesi olmadığını ancak “teslimiyetin seçenek olmadığını” da bildiğini ifade etti.

Citrinowicz, İran’ın yaklaşımını “kaybetmeme yoluyla zafer” olarak tanımladı; yani sistemin varlığını korumak, iç bütünlüğü sürdürmek ve mücadeleyi karşı taraf için “mümkün olduğunca maliyetli, yorucu ve karmaşık hale getirmek.”

Eski yetkili, İran’ın balistik füzeler ve insansız hava araçlarını kullanma biçiminin “İsrail’i devirmek veya ABD’yi yenmek değil, sürekli bir yıpratma sağlamak” olduğunu belirtti.

Citrinowicz, bunun kontrollü ve uzun vadeli bir yaklaşım olduğunu, stokların korunması ve kontrolsüz tırmanıştan kaçınıldığını vurguladı.

Zaman ve ekonomik baskı araçları

Citrinowicz, zamanın Tahran’ın lehine işlediğine dikkat çekerek, her geçen günün ABD’yi stratejik olarak yıprattığını kaydetti. İran’ın ekonomik araçları da bu stratejinin parçası: “Hürmüz Boğazı’nı kapatma ve petrol ile gaz fiyatlarını yükseltme” girişimleri taktik değil, küresel bir baskı aracı olarak değerlendirildi.

İran’ın Lübnan, Irak ve Yemen’deki direniş gruplarını da aynı stratejiye entegre ettiği, bu sayede riskleri dağıtarak karşı taraf üzerindeki operasyonel yükü artırdığı ve çatışma sınırlarını genişlettiği iddia edildi.

Citrinowicz, doğrudan ve kapsamlı bir çatışmaya girilmeden, gerektiğinde bölgesel enerji altyapısına saldırı seçeneğinin saklı tutulduğunu belirtti.

Sistemin dayanıklılığı ve stratejik kazanç

Citrinowicz, Ayetullah Ali Hamenei’nin suikastına rağmen İran sisteminin istikrarını koruduğunu ve bu tür senaryolar için özel olarak süreklilik mekanizmalarının oluşturulduğunu aktardı.

İran liderliği için sistemin varlığını sürdürmesi ve işlevini devam ettirmesi “stratejik bir başarı” olarak değerlendirildi.

Citrinowicz, ABD’nin karşı karşıya olduğu ikilemi özetleyerek şunları kaydetti: “Washington, çatışmayı sınırlı kazanımlar için mi sonlandıracak, yoksa sistemi devirmeye yönelik operasyonu genişleterek çatışmayı uzatacak mı?” dedi.

Citrinowicz, İran’ın hareket tarzını anlamak için “kontrol kaybı veya delilik senaryosunu bir kenara bırakmak gerektiğini”, Tahran’ın aksine düzenli bir risk, zaman ve maliyet yönetimi stratejisi izlediğini vurguladı.

Citrinowicz son olarak, “Ortadoğu’da yenilmesi mümkün olmayan bir rakibi yıpratmak, başlı başına bir zaferdir.” değerlendirmesinde bulundu.