'Bu savaş Ortadoğu’nun dengelerini değiştirecek'

img
'Bu savaş Ortadoğu’nun dengelerini değiştirecek' YDH

İranlı eski diplomat Efkahi, savaşın askeri boyutun ötesine geçerek siyasi ve stratejik sonuçlar doğuracağını ve bölgedeki güç dağılımını etkileyeceğini ifade etti.




YDH- Eski İranlı diplomat Hadi Efkahi, devam eden savaşın “İran milletine karşı doğrudan ve açık bir saldırı” olduğunu belirterek, bunun coğrafi sınırları aşarak “Arap ve İslam ümmetinin tamamını hedef aldığını” ifade etti.

İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik savaşı beşinci gününde sürerken, farklı bölgelere yönelik hava saldırılarının devam ettiği; buna karşılık İran’ın da İsrail hedeflerine ve Körfez ülkelerindeki Amerikan hedeflerine saldırılar düzenlediği aktarıldı.

Efkahi, “Sanad Haber Ajansı”na verdiği özel röportajda, yaşananların geleneksel bir askeri çatışma olmadığını, “Amerikan desteğiyle işgal devletinin öncülük ettiği, bölgeyi siyasi ve güvenlik açısından boyun eğdirmeye dayalı bir bölgesel hegemonya projesini dayatma girişimi” olduğunu söyledi.

“Bu bir hegemonya projesi”

İşgal liderlerinden ve onların arkasındaki Amerikalı yetkililerden gelen açıklamaların “bölgesel egemenlik” ile ilgili emelleri ve bölgeyi İsrail projesine hizmet edecek şekilde yeniden şekillendirme çabasını ortaya koyduğunu kaydetti.

ABD’nin “İsrail” büyükelçisi Mike Huckabee’nin haftalar önce verdiği bir röportajda, “İsrail’in Ortadoğu topraklarının büyük kısmı üzerinde dini bir hakka sahip olduğunu ve hepsini ele geçirmesinin iyi olacağını” söylediğini ve “Büyük İsrail” kavramını benimsediğini hatırlattı.

Efkahi, başta İran olmak üzere “Direniş Ekseni”nin onlarca yıl boyunca işgal devletinin yayılmasının önünde gerçek bir engel oluşturduğunu ve yeni fiili durumları zorla dayatma hedeflerini engellediğini dile getirdi.

“İran’ın yanıtı meşru müdafaa”

İran’ın yaptıklarının meşru müdafaa olduğunu vurgulayan Efkahi, İran’ın verdiği karşılığın “saldırıyı caydırmaya yönelik, hukuki ve ahlaki olarak güvence altına alınmış bir hak” kapsamında olduğunu belirtti.

İran açısından mücadelenin yalnızca askeri bir savunma değil, “irade, egemenlik ve ulusal onur mücadelesi” olduğunu söyledi.

Efkahi, İslam Cumhuriyeti’nin özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından istikrarı korumak için yoğun siyasi çaba sarf ettiğini ifade etti. Tahran’ın çok sayıda görüşmeye katıldığını ve anlaşmayı sabitlemeye çalıştığını, ancak Washington’ın kendi ifadesiyle her aşamada İsrail tutumuna meylettiğini söyledi.

“ABD yönetiminin kendi stratejik çıkarları pahasına İsrail’in çıkarlarını benimsediğini” belirten Efkahi, savaş seçeneğinin herkese zarar vereceğini dile getirdi.

“Savaşın etkisi bölgesel dengeleri değiştirecek”

İran’ın, Ummanlı arabulucunun da tanıklığıyla ABD ile müzakerelerde ilerleme kaydetmesine rağmen bu saldırıya maruz kaldığını, bunun İsrail’in müzakere masasını ikinci kez devirmesi olduğunu ve ilkinde Haziran 2025 savaşının başladığını söyledi.

Bölgedeki Amerikan üslerinin İran’a karşı yürütülen savaşın bir parçası olduğunu ifade eden İranlı diplomat, bu nedenle söz konusu üslerin savunma ve caydırıcılık bağlamında meşru hedef haline geldiğini belirtti. Ülkesinin, saldırgan operasyonların kalkış noktası olan hiçbir üssün güvende olmayacağını açıkça ilan ettiğini ve mesajın ilgili başkentlere ulaştığını söyledi.

Saldırının sürmesinin İran’ın düşmanları üzerinde derin psikolojik ve ekonomik sonuçlar doğuracağını savunan Efkahi, İran içinde ise ülkenin doğrudan hedef alındığı hissiyle belirgin bir dayanışma ve bütünlük hali yaşandığını ifade etti.

İran iç cephesini zayıflatma üzerine kurulu hesapların başarısız olduğunu, “çünkü saldırının, birlikteliği zayıflatmak yerine güçlendirdiğini” dile getirdi.

“Bu bir dönüm noktası”

“Yaşananların bölgedeki güç dengelerini etkileyeceğini ve savaş ile barış kararında tek taraflı belirleyicilik döneminin sonuna yaklaşıldığını” söyledi. Bölge halklarının gelişmeleri izlediğini ve bu karşılaşmanın sonuçlarının onlarca yıl boyunca siyasi ve güvenlik dengelerine yansıyacağını kaydetti.

Tahran’ın mevcut karşılaşmayı çatışma tarihinin “dönüm noktası” olarak gördüğünü, bunun angajman kurallarını yeniden çizebileceğini ve gelecekteki herhangi bir saldırı için yeni sınırlar koyabileceğini aktardı.

“İran, kendi güvenliği ile bölgenin güvenliğini birbirinden ayırmıyor. Bölgeyi sürekli çatışma halinde tutmayı amaçlayan her proje dış güçlerin çıkarlarına hizmet eder, halkların çıkarlarına değil” dedi.

“Uzun ve çok boyutlu bir mücadele”

Komşu ülkelere verilen İran mesajlarının “açık” olduğunu belirten Efkahi, Körfez güvenliğinin yabancı askeri ittifaklar üzerinden değil, bölge ülkeleri arasında doğrudan bölgesel mutabakatlarla sağlanabileceğini söyledi.

“Uzun savaş” olarak nitelendirdiği sürecin yalnızca askeri değil, siyasi, medya ve ekonomik boyutları da olduğunu vurguladı ve gelişmelerin sadece sahadaki yönüyle değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Efkahi, İran’ın kendisini egemenliğini ve ulusal kararını savunan konumda gördüğünü ve gelecekteki herhangi bir çözümün saldırının tamamen sona ermesini garanti altına alması gerektiğini söyledi.

“Önümüzdeki aşama, halkların iradesinin askeri ittifaklardan ne kadar güçlü olursa olsun daha güçlü olduğunu gösterecek.” dedi.

Son olarak, “İran saldırıyı caydırma hedeflerine ulaşana kadar bu karşılaşmada ilerlemeye devam edecek. Savaşı başlatan taraf sonuçlarına katlanacaktır ve halkların iradesi, ne kadar uzun sürerse sürsün, hegemonya projelerinden daha güçlüdür” ifadelerini kullandı.



Makaleler

Güncel