Lübnan Yüksek Şii İslami Meclisi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının bir "imha süreci" olduğunu belirterek, sivillerin yerlerinden edilmesinin ülkenin haritasını değiştirmeyi amaçlayan bir planın parçası olduğunu söyledi.
YDH - Lübnan Yüksek Şii İslami Meclisi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden saldırılarını kınadı. El-Hatib, yaşanan durumu "yerlerinden edilen halka yönelik işlenen bir imha suçu" olarak nitelendirdi.
Geçtiğimiz üç gün süresince gelişmeleri gözlemlediklerini ifade eden el-Hatib, "kınama ve tepki açıklamalarının artık hiçbir karşılığı kalmadığını" belirtti. Hükümet nezdinde yürütülen görüşmelerin saldırıları durdurmasını umut ettiklerini söyleyen el-Hatib, İsrail'in "çeşitli bahanelerle güvenli bölgeleri bombalamaya devam ettiğini ve İsrail'in ilan edilen hedeflerinin ötesinde riskler barındırdığını" vurguladı.
El-Hatib, bu saldırıları durdurma noktasında yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde bir acziyet yaşandığını ileri sürdü.
Yerinden edilme politikası Lübnan haritasını değiştirme riski taşıyor
El-Ahbar gazetesinin haberine göre İsrail'in Güney, Bekaa ve Dahiye bölgelerinde uyguladığı açık bir göç ettirme politikası olduğunu söyleyen el-Hatib, ordunun sınır bölgelerinden çekilmesinin ardından bu bölgelere sızma operasyonları gerçekleştirildiğini ifade etti.
El-Hatib, 2024 yılından bu yana işgal altında bulunan yedi noktaya atıfta bulunarak, "tüm bu gelişmelerin, İsrail'in topraklarımız ve halkımız aleyhine genişleme planlarını açıkça ortaya koyduğunu" belirtti.
Lübnan yönetimini ve tüm siyasi aktörleri süreci dikkatle takip etmeye, seslerini yükseltmeye ve bu planı boşa çıkaracak adımlar atmaya çağıran el-Hatib, söz konusu durumun "Lübnan haritasını değiştirme tehdidi taşıdığını ve geleceğe yönelik ciddi riskler barındırdığını" kaydetti.
Güney, Bekaa ve Dahiye bölgelerinin boşaltılması, sivillerin evlerinden ve kasabalarından göç etmeye zorlanması ve konutların bombalanmaya devam etmesi gibi uygulamaların tehlikeli sonuçlar doğuracağını yineleyen el-Hatib, mevcut insani durumu şu sözlerle özetledi:
"Bir milyonu aşkın Lübnan vatandaşı bugün evlerinden uzakta. Devletin etkin bir barınma planı bulunmuyor ve diplomatik girişimler oldukça sınırlı kalıyor. On binlerce vatandaşımız, herhangi bir sığınak bulamadan yol kenarlarında kalmış durumda."
Direniş unsurlarının sınır güvenliğindeki rolü
Saldırılara karşı "çeşitli direnme yöntemleriyle" karşılık verilmesi gerektiğini belirten el-Hatib, sınır hattında görev yapan direnişçilere hitaben, "sınırda düşmana karşı duran ve vatandaşlarını koruma noktasında devletin yerini tutan direnişçileri" selamladığını ifade etti.
"Bu anormal durumun" devam etmemesi gerektiğini söyleyen el-Hatib, yetkililere faaliyetlerini artırma çağrısında bulundu.
Ayrıca, bazı bölgelerin yerinden edilen kişilere kendi imkanlarıyla dahi olsa barınma sağlamaktan kaçındığına dair "üzücü haberler" aldıklarını belirten el-Hatib, bu durumu "Lübnan halkının öz değerleriyle bağdaşmayan bir tutum" olarak nitelendirdi ve imkanı olan herkesi mağduriyetlerin büyümesini önlemek için acilen yardıma çağırdı.