Ensarullah Hareketi Lideri Seyyid Abdülmelik Bedreddin el-Husi, cihat eksenli savunma doktrinine geçişin kaçınılmazlığını ilan etti.
YDH- Ensarullah Hareketi Lideri Seyyid Abdülmelik Bedreddin el-Husi, Perşembe günü İran İslam Cumhuriyeti'ne ve bölge halklarına hitaben gerçekleştirdiği on altıncı Ramazan konuşmasında, stratejik bir kararlılık mesajı verdi.
"İran ve Müslüman halkların yanındayız, her an harekete geçmeye hazırız" diyen lider; İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamenei'nin şehadetinin, devrimci hükümetin sarsılmasına yol açmayacağını, aksine direnişin tahkim edileceğini belirtti.
Seyyid El-Husi, bölgedeki gerilimin tırmandığı bir atmosferde, "Ellerimiz hiç olmadığı kadar tetikte ve gerektiğinde müdahale etmeye hazırız" diyerek Yemen’in operasyonel hazırlık seviyesini teyit etti.
Seyyid el-Husi, konuşmasında özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail liderliğinin bölgeyi dönüştürme ve "Büyük İsrail" projesini tahkim etme hedeflerini açıkça dile getirdiklerini hatırlattı.
İslam ümmetinin bugün; Siyonistler, ABD ve "kibir güçleri" tarafından temsil edilen "çağın tiranı" ile tarihsel ve şiddetli bir çatışma içinde olduğunu belirten lider, bu güçlerin ümmetin haklarını gasbetmeyi ve topraklarını birer ganimet haline getirmeyi amaçladığını vurguladı.
Seyyid El-Husi, İsrail yapısını Siyonizmin bir kolu olarak tanımlarken, bu yapının arkasında İngiltere ve diğer emperyal güçlerin yer aldığını, bunların "küfrün önderleri ve suçun kaynağı" olduğunu ifade etti.
Siyonist rejimin ve müttefiki olan devletlerin uluslararası hukuku, BM tüzüklerini ve insani normları tamamen hiçe saydığını kaydeden el-Husi, bu aktörlerle "ortak çıkar" veya "işbirliği" zemininde yürütülen diplomatik arayışları "gülünç illüzyonlar ve fanteziler" olarak nitelendirdi.
Diplomatik seçeneklerin ve uluslararası kurumlara bel bağlamanın defalarca denendiğini ancak her seferinde başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlatan Ensarullah lideri, soykırım ve saldırganlıkla mücadelede tek geçerli seçeneğin "Allah yolunda cihat" olduğunu savundu.
El-Husi’ye göre, bu meşru direniş hattını devre dışı bırakan hiçbir yol, batılın karşısında hakkı tesis etme kabiliyetine sahip değil.
Mevcut suç saldırılarının Filistin, Lübnan, Suriye ve Yemen’den başlayarak İran İslam Cumhuriyeti’ne kadar uzanan geniş bir cepheyi hedef aldığını belirten Seyyid el-Husi, bazı bölgesel rejimlerin tutumunu da sert bir dille eleştirdi.
Arap topraklarındaki Amerikan askeri üslerinin temel işlevinin İsrail’in bekasını korumak ve bölge halklarına saldırmak olduğunu ifade eden lider; bazı yönetimlerin, İran’ın meşru müdafaa kapsamındaki operasyonlarını kendi ülkelerine saldırıymış gibi yansıtmasına şaşırdığını dile getirdi.
El-Husi, bu rejimlerin Siyonizme sadakat göstererek Amerikan ve İsrail üslerini koruma görevini üstlendiklerini vurguladı.
İran’ın hem toplumsal hem de kurumsal düzeyde sergilediği direncin altını çizen el-Husi, Devrim Muhafızları ve İran ordusunun mücadelesi karşısında Amerikan güçlerinin ağır kayıplar vererek geri çekilmeye başladığını savundu.
Konuşmasının sonunda, Bedir Savaşı’nın yıldönümüne atıfta bulunan el-Husi, bu tarihi dönüm noktasının hak ile batılın ayrılması noktasında bugünkü mücadeleye ilham verdiğini söyledi.
Washington ve Tel Aviv merkezli emperyalist odaklara, onlara eklemlenen işbirlikçi yapılara karşı durabilmenin tek yolunun, ümmetin İslami kimliği temelinde özgürleşmesi ve tam bağımsızlığını kazanması olduğunu ifade etti.
Seyyid el-Husi, tüm bölge halklarını ve Yemenlileri, emperyalist tiranlığa karşı durmak ve dayanışmayı göstermek amacıyla Cuma günü gerçekleştirilecek iki milyonluk kitlesel protestolara davet etti.