Hizbullah İsrail’in ‘cepheleri ayırma’ planını bozdu

img
Hizbullah İsrail’in ‘cepheleri ayırma’ planını bozdu YDH

Hizbullah’ın İsrail saldırılarına verdiği karşılığın Tel Aviv’in “cepheleri ayırma” ve “sürpriz savaş” planlarını boşa çıkardığı belirtildi.




YDH- Lübnan merkezli el-Ahed kanalının sitesinde yayımlanan bir makalede, modern savaşlarda “güç dengesinin” yalnızca askeri kapasite ya da teknolojik üstünlükle ölçülmediği belirtildi.

Makalede, savaşın seyrini belirleyen temel unsurun tarafların “stratejik zamanı yönetme ve çatışmanın biçimini, sahasını ve zamanlamasını kontrol edebilme” kapasitesi olduğu ifade edildi.

Makalede, “savaşın ritmini belirleyebilen tarafın” tüm güç unsurlarında üstün olmasa bile inisiyatifi ele geçirmeye yaklaştığı belirtildi. Bu nedenle düşmanın “savaşın sahasını ve zamanını seçme imkânından mahrum bırakılmasının” stratejik açıdan belirleyici olduğu vurgulandı.

İsrail’in cepheleri ayırma stratejisi

Makalede, son dönemdeki bölgesel çatışma sürecinde İsrail’in hesaplarının bu çerçevede şekillendiği belirtildi. İsrail’in stratejisinin, “cepheleri zamansal ve coğrafi olarak yeniden düzenleyerek rakiplerinin güç unsurlarını parçalamaya” dayandığı ifade edildi.

Bu yaklaşımın amacının, “birbirini destekleyen cephelerden oluşan bir ağla” aynı anda karşı karşıya kalmak yerine her cepheyle ayrı ayrı mücadele etmek olduğu kaydedildi.

İlk plan: İran’la savaşın ardından Lübnan’la hesaplaşma

Makalede, İsrail yönetimi önünde bulunan seçeneklerden birinin Lübnan ve Direniş’le yaşanacak çatışmayı İran’la yürütülen savaşın sonrasına ertelemek olduğu belirtildi.

Bu senaryonun, İsrail’in Tahran’a karşı büyük bir savaş yürütürken “Lübnan cephesinin aktif bir cepheye dönüşmeyeceği” varsayımına dayandığı ifade edildi. Böylece İsrail’in “askeri kapasitesinin aşınmasının veya savaş gücünü bölmek zorunda kalmasının önüne geçmeyi” hedeflediği aktarıldı.

Makalede, bu yaklaşımın yalnızca Lübnan’ı geçici olarak devre dışı bırakmayı değil, aynı zamanda İran’la savaşın ardından Lübnan’la “tek başına” hesaplaşabileceği bir ortam hazırlamayı amaçladığı belirtildi.

İsrail basınında yer alan haberlere atıf yapılan makalede, bu seçeneğin İsrail’in güvenlik kabinesinde tartışıldığı ve Lübnan’daki Hizbullah’a karşı “önleyici bir savaş” başlatılması yönünde karar alındığının açıklandığı ifade edildi. Bu seçeneğin İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve Savunma Bakanı Yisrael Katz tarafından da desteklendiği bildirildi.

Ancak makalede, sahadaki gelişmelerin “farklı bir yönde ilerlediği” ve Hizbullah’ın 15 ay boyunca maruz kaldığı saldırılara karşılık verdiği belirtildi. Bu operasyonların aynı zamanda bölgede ve İran’da işlenen “İsrail suçlarına karşı yürütülen daha geniş bir mücadelenin parçası” olduğu ifade edildi.

İkinci plan: sürpriz ve önleyici savaş

Makalede, İsrail’in üzerinde durduğu ikinci seçeneğin ise “ani ve sürpriz bir savaş” başlatmak olduğu belirtildi.

Sonunda bu seçeneğin tercih edildiği ve İran’la savaş devam ederken uygulanmasının planlandığı ifade edildi. Bu planın, “Tahran’ın doğrudan çatışmayla meşgul olmasından ve bölgesel ile uluslararası çevrelerin savaşın sonuçlarına odaklanmasından yararlanmayı” hedeflediği kaydedildi.

Makalede, bu yaklaşımın mantığının “stratejik sürpriz” yaratmak olduğu ifade edildi. Bu sürprizin Hizbullah liderlerine yönelik geniş çaplı suikastlar, füze kapasitesinin hedef alınması veya yeni sahadaki gerçekliklerin hızla dayatılması yoluyla güç dengelerinde hızlı bir değişim yaratabileceği belirtildi.

Direniş’in hamlesi hesapları bozdu

Makalede, İslami Direniş’in İsrail saldırılarına verdiği karşılığın denkleme yeni bir unsur eklediği belirtildi.

Bu yanıtın yalnızca sınırlı bir taktik hamle olmadığı, aynı zamanda İsrail’in iki temel stratejik planını da “fiilen geçersiz kıldığı” ifade edildi.

Buna göre, ilk olarak Lübnan cephesinin aktif hale gelmesiyle İsrail’in “Lübnan’ı tek başına hedef alma” planının boşa çıktığı belirtildi. İran ve Lübnan cephelerinin iç içe geçmesi nedeniyle İsrail’in askeri ağırlığını tek bir sahaya yönlendirme imkânını kaybettiği ifade edildi.

İkinci olarak ise bu durumun İsrail’in “stratejik sürpriz” gerçekleştirme kapasitesini zayıflattığı kaydedildi. Makalede, Lübnan cephesinin bölgesel çatışmanın doğrudan parçası haline gelmesiyle İsrail’in savaşın zamanını tek başına belirleme imkanını kaybettiği ifade edildi.

Cepheler arası yeni denklem

Makalede, ortaya çıkan en önemli sonucun artık çatışmanın “ayrı cepheler mantığıyla değil, cepheler arası karşılıklı destek mantığıyla” yürütülmesi olduğu belirtildi.

İran cephesinin artık Lübnan cephesinden ayrı düşünülemeyeceği, Lübnan cephesinin de İsrail’in belirlediği bir zamanlamaya bağlı kalmadığı ifade edildi.

Bu durumun stratejik hesaplarda “yeni bir denklem” yarattığı belirtilerek, “herhangi bir cephede atılan adımın diğer cephe üzerinde doğrudan etkili olduğu” kaydedildi.

Makalede, bu tablonun İsrail açısından “gerilimin maliyetini artırdığı ve hedeflerine hızla ulaşma kapasitesini zorlaştırdığı” ifade edildi.

Sonuç olarak makalede, Direniş’in verdiği karşılığın yalnızca belirli saldırılara verilen bir yanıt olmadığı, aynı zamanda İsrail’in dayatmak istediği savaş biçimini engelleyen “daha derin stratejik sonuçlar” doğurduğu belirtildi.

Bu senaryonun riskler barındırdığı kabul edilmekle birlikte, güç dengesi açısından İsrail’in dayatmaya çalıştığı seçeneklere kıyasla “daha az tehlikeli” olduğu ifade edildi.

Makalede, özellikle “Lübnan’ı tek başına hedef alma” veya “ani sürpriz savaş” seçeneklerinin boşa çıkmasının, çatışmayı “tek taraflı inisiyatiften cepheler arası hareketli dengeye” taşıdığı kaydedildi.