"Gerçek, Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarının tam aksini söylüyor. Amerikalılar nezdinde bu açıklamaların hiçbir değeri olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz."
Meysem Rizk
YDH - Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun, İsrail ile doğrudan müzakereler başlatma ve Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını sağlama sözü vererek savaşı durdurmaya çalışsa da ABD ve İsrail nezdinde somut bir karşılık bulamadı. El-Ahbar gazetesi muhabiri Meysem Rizk'in aktardığına göre uluslararası aktörler, Lübnan yönetiminin bu vaatleri yerine getirebilecek güce veya güvenilirliğe sahip olduğuna inanmıyor. Sahadaki askeri hareketlilik ve diplomatik tıkanıklık, Aoun'un girişimlerinin mevcut siyasi gerçeklik karşısında etkisiz kaldığını gösteriyor.
"İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını durdurması için tam bir ateşkesin tesisi ve eş zamanlı olarak Lübnan ile İsrail'in uluslararası gözetimde doğrudan müzakerelere başlaması." Cumhurbaşkanı Jozef Aun'dan çıkan böylesi bir açıklamayı duyanlar, Aun'un savaş masasında inisiyatif alabileceğine ve barış ile savaş kararının, yani sahadaki gerçekleri değiştirmenin kendi cebinde olduğuna inanacak gibi oluyor.
Oysa Aun, 13 ülkenin liderinin katılımıyla Avrupa Birliği'nin düzenlediği sanal bir toplantıda söylediği üzere, "Silahlı Kuvvetler'in gerilim bölgelerinde kontrolü ele alması, silahları müsadere etmesi, Hizbullah'ın silahlarını, depolarını ve mühimmatını arındırması" gibi yerine getirme gücünün olmadığı vaatlerde bulunarak gerçekleri değiştirme gücüne sahip değil.
Ancak gerçek, Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarının tam aksini söylüyor. Amerikalılar nezdinde bu açıklamaların hiçbir değeri olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Temaslarda bulunan yetkililer de bu gerçeği doğruluyor; Lübnan yönetiminin Amerikalıları ve İsraillileri yatıştırma girişimlerinin tamamının başarısızlıkla sonuçlandığını belirtiyorlar.
Gelen bilgilere göre ABD, Aun'a kapılarını kapattı ve savaş sonrası Hizbullah'ın silahlarına dair sunduğu hiçbir yeni taahhüde yanıt vermedi.
Hatta Lübnan'ın sivil müzakerelere gitmeye hazır olduğu yönündeki ayartma girişimleri bile sonuç vermedi; zira Amerikalılar vakit çok geç olmuş gibi hareket ediyor ve önümüzdeki dönemin ana gündemi, başka hiçbir şeyi tartışmadan önce silahsızlanmanın sağlanması.
Aun, Amerikalıların 'hayır'larını aşmak için, Amerikalıların ve İsraillilerin 2019'dan beri sahadaki gerçeklerin de kanıtladığı üzere Lübnan'daki her türlü rolden arındırdığı ve "işlevsiz bir harf" gibi muamele ettiği Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan yardım istedi. Özellikle "mekanizma" komitesinde hiçbir ilerleme sağlanamadı.
Fransa Cumhurbaşkanı, bir kez daha İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'yu arayarak Lübnan'daki askeri operasyonları genişletmekten kaçınmasını istediği mekik diplomasisini yoğunlaştırırken, İsrail "Dahiye Doktrini"ni devreye soktu.
Kard'ul Hasen derneğini hedef alan hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak İsrail ordusu, kara operasyonunu genişletme hazırlıkları olduğunu hissettirir biçimde "162. Tümen'i Lübnan içinde bağımsız hareket etmesi için hazırladığını" duyurdu.
Cumhurbaşkanı, yasal güçlerin gerilim bölgelerinde tam kontrolü sağlaması, silahların müsadere edilmesi, arındırılması ve depoların dağıtılması; ardından uluslararası gözetim altında 1701 sayılı kararın ve Kasım 2024 anlaşmasının tam olarak uygulanmasına ulaşmak için Lübnan ile İsrail arasında doğrudan müzakerelerin başlatılması yönünde yeni bir taviz haritası sunuyordu.
Üstelik Lübnan ordusunun, silahları devlet tekelinde tutma görevini yerine getirebilmesi için lojistik ve askeri destek talep ediyordu.
Ancak Axios sitesi daha sonra, "Amerikalıların ve İsraillilerin Aun'un müzakere çağrısına mesafeli yaklaştığını" yazdı ve "Lübnan'ın Kıbrıs'ta bakanlık düzeyinde İsrail ile doğrudan ve ivedi müzakereler teklif ettiğini, ancak Trump yönetiminin Lübnan dosyasıyla ilgilenmediğini" ortaya koydu.
El-Ahbar gazetesine konuşan üst düzey kaynaklar, Lübnan'a ulaşan son yanıtların içeriğini şöyle açıkladı:
"İsrail ve ABD, savaşın şu anda durması halinde Lübnan yönetiminin Hizbullah'ın silahlarını silahsızlandırma konusundaki taahhütlerine uyabileceğine inanmıyor. Bir yılı aşkın süredir yaşanan tecrübeler, Hizbullah'ın Litani'nin güneyinde ve İsrail ordusuyla çatıştığı ön mevzilerde hâlâ varlık gösterdiğini ortaya koyuyor."
Ancak Aun, direnişe yönelik düşmanlığının dozunu artırarak ekstra güven tazelemeye çalıştı.
"Yaşananların Lübnan'a ve silahlı kuvvetlerine kurulmuş bir tuzak olduğunu, İsrail ordusunu Lübnan'ın içine çekmeye yönelik bir hamle olduğunu" öne sürdü. Sanki Aun, önleyici bir vuruşa hazırlandıklarını itiraf eden Siyonist yetkililerin açıklamalarından habersizmiş gibi...
Amerika'nın soğukluğu ve Tel Aviv'den gelecek telefonu bekleyen Plasschaert
Amerikalı Axios sitesi, beş farklı kaynağa dayandırdığı haberinde, Lübnan hükümetinin savaşı durdurmak ve barış anlaşmasına varmak amacıyla Başkan Donald Trump yönetimi arabuluculuğunda İsrail ile doğrudan müzakereler yürütmeyi teklif ettiğini belirtti.
Site, İsrail ordusunun Hizbullah'a karşı etkili adımlar atmaması nedeniyle, Amerikan ve İsrail tarafının yanıtının oldukça soğuk ve şüpheyle yüklü olduğunu aktardı.
Site, bir Amerikalı yetkili, bir İsrailli yetkili ve konuya vakıf üç farklı kaynağa dayandırdığı haberinde, Lübnan hükümetinin geçen hafta Tom Barrack ile iletişime geçtiğini ve İsrail nezdinde arabuluculuk yapmasını talep ettiğini yazdı.
Fakat kaynaklara göre Barrack'ın yanıtı sert oldu; Lübnanlılara Hizbullah'ın silahlarını temizlemek için gerçek adımlar atılmadığı sürece hiçbir tartışmanın anlamı olmadığını iletti.
Diğer yandan el-Ahbar, BM Genel Sekreteri'nin Lübnan Özel Temsilcisi Jeanine Hennis-Plasschaert'in dün planlandığı gibi Beyrut'tan işgal altındaki Filistin'e geçmediğini öğrendi.
Plasschaert, İsrailli yetkililerden, onu karşılamak için verilerin henüz netleşmediğini ve beklemesi gerektiğini bildiren bir mesaj aldı.
Aslında İsrail'in saldırılarını durdurma ihtimallerini ve Lübnan heyetinin tüm mezheplerden temsilcilerden oluşacağı Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerinin başlangıç şartlarını görüşmek üzere gitmesi planlanıyordu.
Çeviri: YDH