Washington Post yazarı David Ignatius, İsrail askeri ve istihbarat çevrelerinde İran'a yönelik harekatın geleceğine dair endişelerin arttığını bildirdi.
YDH - İstihbarat camiasına yakınlığıyla bilinen Amerikalı gazeteci David Ignatius, Washington Post'taki köşesinde, İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü ucu açık savaşın geleceği konusunda resmi makamlarda endişelerin yoğunlaştığını kaydetti.
Askeri harekatın temel hedeflerine yaklaşıldığı bir dönemde, stratejik soruların yanıtsız kalması İsrail içindeki bazı çevreleri düşündürüyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın "mutlak zafer" ve İran'ın "kayıtsız şartsız teslimiyeti" yönündeki baskısı sürerken, harekatın bölgesel ve küresel etkileri tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Askeri planlama süreçlerine vakıf İsrailli yetkili, ABD ve İsrail vuruşlarının İran nükleer programından geriye kalanları, balistik füze stoklarını, silah fabrikalarını ve önemli askeri-istihbarat kadrolarını imha etme noktasına geldiğini belirtti.
Söz konusu yetkili, "Rejimi devirmeyi elbette arzu ediyoruz ancak tek hedef bu değil" diyerek, ana askeri hedeflerin imhasıyla İsrail'in amacına ulaşacağını ifade etti. Yetkiliye göre İran teslim olmasa dahi, ABD şartlarında bir ateşkesi kabul edebileceğine dair sinyaller verebilir.
Süreçle ilgili paylaşılan görüntülerde Trump, "Destansı Öfke Operasyonu" (Epic Fury) ile İran'ın nükleer kabiliyetlerinin tasfiye edildiğini savundu.
ABD'nin 47 yıldır bu denli cesur bir başkana sahip olmadığını vurgulayan Trump, harekatın sona yaklaştığına işaret etti. Ancak Tahran cephesi, ABD ile herhangi bir diplomasi kanalının kalmadığını bildirirken, Trump yönetiminin İran kaynaklı tehditlere dair henüz somut kanıt sunmadığı eleştirileri de gündemde kalmaya devam ediyor.
Harekatın yükselen maliyeti sadece tarafları değil, bölge ülkelerini ve küresel piyasaları da etkiliyor. İran'ın füze saldırılarına maruz kalan Körfez ülkelerinin ekonomik kayıpları ve enerji fiyatlarındaki keskin artış, uluslararası kamuoyunda huzursuzluk yaratıyor.
ABD yönetiminin, geniş bir iç kamuoyu desteği olmaksızın sürdürdüğü bu sürecin siyasi faturası, Beyaz Saray için de risk unsuru taşımayı sürdürüyor.
İran'da devrim liderinin şehadetinin ardından Mücteba Hamenei'nin göreve getirilmesi, müzakere ihtimallerini daha da karmaşık hale getirdi.
Ignatius, Mücteba Hamenei'nin katı tutumunun diplomasi şansını azalttığını belirtti. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu rejimi sarsmak amacıyla askeri baskıyı sürdürmek istese de, bazı güvenlik yetkilileri mevcut yapının çökmesi durumunda yerine neyin geleceği konusunda şüphe taşıyor.
İsrail askeri kanadı, savaşın Lübnan gibi diğer cephelere yayılmasından ve Hizbullah ile girilecek uzun soluklu bir çatışmanın maliyetinden çekiniyor.
Ignatius, ABD yönetiminin halkın özgürlük taleplerini yansıtan "yeni bir İran" inşa etmekten bahsettiğini ancak bu hedefe dair net bir yol haritasının bulunmadığını vurguladı.
Makalede, Irak Savaşı dönemindeki sorular hatırlatılarak, "Bu savaş nasıl bitecek ve ertesi gün ne olacak?" sorusunun hayatiyetini koruduğu ifade edildi.