Mısır'da İran'a duyulan sempati artıyor

img
Mısır'da İran'a duyulan sempati artıyor YDH

"Kahire’deki Seyyide Zeynep ve İmam Hüseyin makamları, bu sevginin gündelik hayattaki kalbidir. Bu gönül bağı, mezhepsel sınırları aşan, kucaklayıcı ve adalet odaklı bir halk kültürü oluşturuyor."




Merve Cerdi

YDH - Mısır dijital dünyasında İran’a yönelik yükselen empati dalgası, iki halk arasındaki resmi siyasi gerilimlerin ötesine geçen derin bir bağı gün yüzüne çıkarıyor. İsrail ile yaşanan savaş bağlamında mühürlenen bu yakınlık, Nasır döneminden Heykel’in entelektüel mirasına, halkın Ehl-i Beyt sevgisinden ortak sömürge karşıtı hafızaya kadar uzanan köklü bir zemine dayanıyor. El-Ahbar yazarı Merve Cerdi'ye göre Mısır halkı, bölgedeki mezhepsel ve siyasi dezenformasyona rağmen "pusulasını" koruyarak Tahran’ı, bölgesel direnişin doğal bir parçası ve kültürel bir komşu olarak görmeye devam ediyor.

Mısır dijital alanında, süregelen savaşta İran ile dayanışma içinde olanların sergilediği tavır, iki halk arasındaki ilişkinin çok daha derin katmanlarını ortaya koyuyor.

Resmi siyasi gerilimlerin ötesinde, Mısır’ın kolektif hafızası, Tahran’ı özellikle "İsrail" ile çatışma söz konusu olduğunda halkın vicdanında çok daha yakın bir yere konumlandıran ortak bir tarihi, kültürel ve dini sembolleri canlandırıyor.

"Ey İran, nükleer enerjinin kralları! Sizin lideriniz ne büyüktür; Batı’nın köpeği Siyonist’i nasıl da eli kolu bağlı çaresiz bıraktı."

Sosyal medyada elden ele dolaşan videoda Mısırlı gençlerin İran için söylediği bu sözler, meselenin sadece siyasi olmadığını kanıtlıyor. Direniş eksenindeki İran ile Mısırlılar arasındaki bu bağ, Kavalalı Mehmet Ali Paşa dönemindeki Pers-Mısır ilişkileriyle başlamadığı gibi, bugün dijital platformlarda tanık olduğumuz bu samimi etkileşimle de son bulmayacak.

Diplomatik kopuşun gölgesinde halkların yakınlığı

Mısır ve İran arasındaki ilişkiler; Kral Faruk dönemindeki hanedan evliliklerinden, 1979 devrimi sonrası devrilen Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin Enver Sedat tarafından Kahire’de ağırlanmasına ve oraya defnedilmesine kadar uzanan karmaşık bir kişisel ve siyasi geçmişe sahip. Ancak iki ülke arasındaki asıl bağ, devlet düzeyindeki akrabalıkların çok ötesinde.

Siyaseten yollar ayrılsa da bu mesafe, Mısır’daki halk iradesinin "İsrail" ile normalleşmeyi reddeden her kesime duyduğu kültürel yakınlığı ortadan kaldırmadı. Resmi duruş ile halkın yaklaşımı arasındaki bu ayrım, bugünkü savaşta Mısırlıların tepkilerini anlamak için kilit bir rol oynuyor. Mısır kamuoyu, mevcut çatışmayı geleneksel bölgesel çekişmelerden ziyade, İsrail ve müttefiklerine karşı verilen bir mücadele olarak görüyor.

Üçlü saldırıdan ikili saldırıya: Düşman aynı

Mısır sosyal medyasındaki yorumlardan biri, halkın İsrail'e bakışını şu sert cümleyle özetliyor: "Nefret ederek doğuyoruz." Savaşın patlak vermesiyle birlikte birçok Mısırlı analist ve aktivist, 1956’daki Süveyş Krizi (Üçlü Saldırı) ile İran’ın bugün maruz kaldığı İsrail-ABD saldırganlığı arasında paralellikler kuruyor. Tarihi hatırlatıp "sonuçlar önemlidir" diyen yorumcular, savaşın başarısının yıkımla değil, saldırgan gücün akıbetiyle ölçüleceğine inanıyor.

Ayrıca, şair Hişam el-Cah’ın "Düşmanımız Siyon, kuyruklu bir şeytandır" dizeleriyle İsrail’e karşı Mısır’ın sarsılmaz pusulasını hatırlatan paylaşımlar büyük ilgi görüyor. Asvanlı ilahicilerin İran’ın füzelerini öven videoları, bölgedeki "karar alıcıların" aksine halkın gerçek düşmanı kim olarak gördüğünü kanıtlıyor.

Nasırıcılıktan Humeyniciliğe: Ortak kimlik

Mısır ile İran arasındaki ilişkilerin kopma noktalarından biri İsrail meselesiydi. İslam Devrimi'nin ardından Ayetullah Humeyni, Camp David Sözleşmesi'ne tepki olarak Mısır ile diplomatik ilişkileri kesmişti. Bu durum, Cemal Abdünasır’ın bir zamanlar Şah rejiminden İsrail ile ilişkileri kesmesini istemesinin bir yankısı gibiydi.

Ünlü gazeteci Muhammed Hasenin Heykel, eserlerinde İran’daki Mısır etkisinin büyüklüğüne sık sık değinirdi. Özellikle 1979’da Tahran’daki ABD Büyükelçiliği'ni işgal eden gençlerin, Heykel’e ve dolayısıyla Mısır’a duydukları sevgi nedeniyle sadece onunla görüşmek istemeleri bu etkinin en somut örneğiydi.

Heykel'in gözünden İran: "Gerçek bir komşu"

Heykel’in "Tarihe Yeni Bir Ziyaret" kitabında yer alan, "Şah’ın kapılarını İsrail’e ardına kadar açmasıyla onu anlama çabalarım son buldu" ifadesi, Mısırlıların kolektif zihnini özetliyor. Mısır'da İsrail düşmanlığı bir detay değil, asli bir unsurdur.

Heykel’in yıllar önce bir televizyon mülakatında dile getirdiği, "İran’ın nükleer projesinden korkuyorlar ama kimse İsrail’in nükleer projesinden korkmuyor; çünkü Amerika öyle istiyor" sözleri bugün hala Mısırlıların pusulası niteliğinde. Heykel’e göre İran, "İsrail’den farklı olarak gerçek bir komşudur" ve "varsayılan bir düşman için gerçek düşman asla terk edilmemelidir."

Sultanu'l Arifin Hüseyin'in gölgesinde

Bir Mısırlı analistin, "Mısır, Şii kalpli bir Sünni devletidir" sözü, ülkedeki dindarlık biçimini çarpıcı bir şekilde özetliyor. Bölgede yıllardır yürütülen Sünni-Şii gerginliğini körükleme çabalarına rağmen Mısır, bu propagandadan büyük ölçüde etkilenmedi. Bunun temelinde Fatımiler döneminden kalan kültürel miras ve Mısırlıların Ehl-i Beyt'e, özellikle de Hz. Hüseyin’e duydukları eşsiz sevgi yatıyor.

Mısırlılar için Hz. Hüseyin, uzak bir tarihi figür veya mezhepsel bir sembol değil; Peygamber’in torunu ve yoksulların sığınağıdır.

Kahire’deki Seyyide Zeynep ve İmam Hüseyin makamları, bu sevginin gündelik hayattaki kalbidir. Bu gönül bağı, mezhepsel sınırları aşan, kucaklayıcı ve adalet odaklı bir halk kültürü oluşturuyor.

Son dönemde yaşanan gerilimlerle birlikte, İran lideri Ali Hamenei'nin Mısır kültürüne, özellikle de Mısırlı kura hafızlarına duyduğu ilgiyi gösteren videoların yeniden dolaşıma girmesi tesadüf değil.

Hamenei'nin Ahmed Şevki, Muhammed Abduh ve Cemalettin Afgani gibi Mısırlı aydınlardan övgüyle bahsetmesi, iki ülke arasındaki ilişkinin siyasetin ötesinde, çok daha köklü bir "akrabalık" içerdiğini gösteriyor. Mısır halkı ile İran arasındaki bu bağın ne zaman başladığı tam bilinmese de, kolay kolay kopmayacağı aşikar.

Çeviri: YDH