İsrail istihbaratında sessiz çatışma: Mossad’ın sahada neden adı geçmiyor?

img
İsrail istihbaratında sessiz çatışma: Mossad’ın sahada neden adı geçmiyor? YDH

İsrailli analist Yossi Melman'a göre Mossad’ın eski üst düzey yetkilileri, nükleer materyalin imhası ve rejim değişikliği gibi stratejik amaçların sahada karşılık bulmadığını, halka "mutlak zafer" yerine acı gerçeklerin söylenmesi gerektiğini vurguluyor.




YDH - İsrail’in önde gelen istihbarat ve güvenlik analistlerinden Yossi Melman, 7Eye portalında yayımlanan analizinde, İsrail ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü haydutluk eyleminin stratejik sınırlarını ve beraberinde getirdiği belirsizlikleri ele aldı.

Melman, savaşın "başarılı bir şekilde sonuçlanmasını" ummakla birlikte, saldırganlığın çıkış gerekçesi olan temel sorunların çözümsüz kalabileceği ihtimaline dikkat çekiyor.

Melman’a göre, mevcut yönetimin devrilmesi ve yerine yeni bir yapının tesis edilmesi ihtimali, en azından bu aşamada oldukça düşük görünüyor.

Hava harekatının gidişatına dair bir değerlendirmede bulunan Melman, operasyonlarda bir "doyum noktasına" ulaşıldığı hissinin hakim olduğunu belirtti.

Melman’ın görüştüğü, kariyeri boyunca yüzlerce operasyonu yönetmiş ve İran konusuna vakıf olan eski bir Mossad Harekat Dairesi Başkanı, hava saldırılarının doğasına ilişkin şu tespitte bulundu:

"Hava kuvvetlerinin saldırılarında bu durum her zaman yaşanır; marjinal verimlilik zamanla azalır. İlk darbede en kritik ve hayati hedefler vurulur. İkinci dalgada hedeflerin kalitesi düşer. Üçüncü dalgada ise hedeflenen kişiler artık orada olmadığı için sadece binaları yıkarsınız."

"Maliyetler ağırlaşıyor ama bilgi ve motivasyon yok edilemiyor"

Eski istihbarat yetkilisi, harekatın şimdiye kadarki en büyük başarısının İsrail’in "ABD’yi sürece dahil etmesi" olduğunu kaydetti.

Diğer kazanımlar arasında İran’ın nükleer kapasitesi ile füze, komuta ve kontrol sistemlerine vurulan darbeler yer alıyor. Ancak Melman’ın görüştüğü kaynak, "Biriken bilgi birikimini ve motivasyonu yok edemezsiniz. Görünen o ki savaş, rejimin motivasyonunu sadece artırıyor" diyerek saldırıların sınırlı etkisine işaret etti.

Analizde, zenginleştirilmiş uranyuma erişimin engellenmesinin veya bu materyalin üçüncü bir ülkeye nakledilmesinin "olağanüstü bir başarı" olacağı ifade edildi.

Halihazırda yüzde 60 saflıkta olan yaklaşık 450-480 kilogramlık uranyum stokunun, nükleer silah için gerekli olan yüzde 93 seviyesine çıkarılmasının çok kısa bir yol olduğu vurgulandı.

Melman, bu materyalin yerinin bilindiği varsayımına dayanarak, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve New York Times’ın ABD istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberleri hatırlattı: Bu stokların, Haziran 2025’te ve mevcut savaşta ağır bombardıman altında kalan İsfahan’daki nükleer tesiste, yerin derinliklerine gömülü olduğu belirtiliyor.

İstihbarat raporları, İran’ın İsfahan’daki tesisten bu materyali çıkarmak için yol açma çabalarını tespit etmiş durumda.

Ancak Melman, bu sorunu çözmek için ABD veya İsrail komando birliklerinin gönderilmesinin çok tehlikeli bir kumar olacağını vurguladı.

Melman, böylesi bir girişimin felaketle sonuçlanabileceği uyarısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:

"Böyle bir girişim, askerlerin esir düşmesiyle sonuçlanabilecek bir felakete dönüşebilir. Esirlerin kaderi ise bellidir: Tahran’daki meydanlarda vinçlerle asılmak."

"Mossad'ın sessizliği dikkat çekici"

Melman’ın analizinde dikkat çektiği bir diğer husus ise Mossad’ın mevcut savaştaki düşük profili.

Haziran ayındaki 12 Gün Savaşı'nda Mossad, yabancı ajanlar ve "lejyonerler" aracılığıyla yürüttüğü sabotaj faaliyetleriyle hava kuvvetlerine yol açmış ve bu başarıyı kamuoyuyla paylaşmaktan çekinmemişti.

Fkaat bu kez tüm kredi Hava Kuvvetleri, Askeri İstihbarat (AMAN) ve Harekat Başkanlığına (AMATZ) veriliyor.

Melman’ın görüştüğü eski yetkili, Mossad’ın reklam merakının kaybolmadığını belirterek, "Eğer bildirmiyorlarsa, muhtemelen bildirecek bir şey yoktur" yorumunda bulundu.

Mossad’ın eski daire başkanlarından Zohar Palti ise bu durumu, teşkilatın uzun vadeli çalışma disiplinine bağlıyor. Palti’ye göre istihbarat toplama ve altyapı kurma süreçleri on yılı bulabiliyor ve Haziran ayından bu yana geçen sekiz aylık süre, Mossad’ın istenilen düzeyde eyleme geçmesi için yeterli değil.

Ayrıca, 12 Gün Savaşı'nda kullanılan geniş ajan ağının deşifre olmuş veya tasfiye edilmiş olabileceği de ihtimaller arasında sayılıyor.

"Gerçek bir lider vaatlerde bulunmaz, gerçeği açıklar"

Savaşın iktisadi maliyetleri de analizde geniş yer buldu. Petrol fiyatlarının varil başına 100 doları aşması ve 150 dolar öngörüleri, ABD’de artan işsizlik ve enflasyonla birleşince, yaklaşan ara seçimler öncesinde Donald Trump’ın söylemlerini etkilemeye başladı.

Trump, yakında savaşın sona erdiğini duyurabileceğine dair çelişkili sinyaller veriyor.

Yazar Melman, Netanyahu ve Trump’ın "mutlak zafer" söylemlerinin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini savundu.

Melman’ın görüştüğü eski istihbaratçı, bu durumu şu sert sözlerle özetledi:

"İran, Hizbullah ve hatta Hamas ile olan çatışmalarımızın bir çözümü olmayabilir. Bu durumun ekonomi, toplum ve moral üzerinde ağır maliyetleri var. Bu bir toplumsal beklenti yönetimi meselesidir; halka gerçeği söylemek gerekiyor. Gerçek bir lider halkıyla durumu paylaşır ve her durumda savaşın Netanyahu ve Trump’ın tekrarlayıp durduğu 'zafer' düsturuyla bitmeyeceğini anlatırdı. Eğer Bibi gerçek bir lider olsaydı, halka boş vaatlerde bulunmak yerine bunu açıklardı; ancak elbette bunu yapmayacak."

Melman, analizin sonunda askeri stratejinin ve suikast politikasının ("başsız bırakma" stratejisi) rejim değişikliğine yol açmasa da, İran liderliğini stratejik hamlelerden ziyade kendi kişisel güvenliklerine odaklanmak zorunda bıraktığını kaydetti.

Ancak her halükarda, İran’la savaş dursa dahi "Hizbullah tehlikesinin baki kalacağı" uyarısını yineledi.