ABD-İsrail’in sivil altyapıyı ve eğitim kurumlarını hedef alan sistematik saldırıları İran halkı içinde anti-emperyalist bir kenetlenmeyi tetikledi.
YDH- ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları 13. gününe girerken, sivil altyapı ve stratejik tesislerin hedef alınması İran halkı arasında ulusal direniş bilincini ve anti-emperyalist refleksi tetikliyor.
Pentagon’un güncel olmayan istihbarat verileri ve yapay zekâ destekli hedefleme sistemleri nedeniyle bir kız okuluna yönelik düzenlediği, 168 çocuk ve 14 öğretmenin ölümüyle sonuçlanan füze saldırısı, Washington’ın "cerrahi operasyon" iddiasının sivil katliamına dönüştüğünü kanıtladı.
Johns Hopkins Üniversitesi’nden Profesör Nergis Becohli'ye göre, Washington’ın ekonomik yaptırımlar ve medya manipülasyonlarıyla derinleştirmeye çalıştığı iç bölünme, sahadaki somut yıkım karşısında yerini kolektif bir beka kaygısına bıakıyor.
İran kamuoyu, Tahran çevresindeki enerji depolarına yönelik saldırıların yol açtığı asit yağmurları ve sivil hastanelerin felç edilmesi gibi eylemleri, sadece mevcut yönetime değil, doğrudan İran ulusunun varlığına karşı topyekûn bir savaş olarak okuyor.
ABD Başkanı Trump’ın askeri operasyonları "kısa bir gezi" olarak tanımlaması ve zafer ilan etmesi, bölgedeki jeopolitik gerçeklerle taban tabana zıt bir tablo çizdi.
Reuters’ın sızdırdığı istihbarat raporları, İran liderliğinin ve devlet aygıtının iddia edilenin aksine sarsılmadığını, aksine asimetrik harp doktrinini devreye sokarak Fars Körfezi’ndeki enerji hatlarını felç ettiğini gösteriyor.
İran’ın petrol fiyatlarını varil başına 200 dolara çıkarma potansiyeli taşıyan karşı hamleleri, küresel kapitalist sistemin enerji damarlarını hedef alan stratejik bir yıpratma savaşına işaret ediyor.
Batı destekli monarşi özlemi ve propaganda aygıtlarının yarattığı illüzyon, sahadaki asimetrik yanıtlar ve yükselen yerli milliyetçilik karşısında etkisini yitirirken; Washington’ın stratejik belirsizliği, operasyonun öngörülemez bir bölgesel kaosa evrildiğini deşifre ediyor.