Reagan'ın danışmanı Stockman: 'İmparatorluğu artık yönetemiyoruz'

img
Reagan'ın danışmanı Stockman: 'İmparatorluğu artık yönetemiyoruz' YDH

Reagan yönetiminin eski Bütçe ve Yönetim Ofisi (OMB) Direktörü David Stockman, ABD'nin 40 yılı aşkın süredir devam eden İran politikasını "imparatorluk kurma saplantısının bir fiyaskosu" olarak nitelendirdi.




YDH - Eski ABD Kongre Üyesi ve Reagan döneminin Bütçe ve Yönetim Ofisi (OMB) Direktörü David Stockman, ABD'nin küresel bir imparatorluk işletme çabasının siyasetçilere, ülke güvenliğiyle hiçbir ilgisi olmayan meselelere müdahale etme alanı açtığını belirtti.

Tom Woods Show'a katılan Stockman, "İmparatorluğu her yere yayılmış kuvvetlerle, üslerle ve devasa bir donanmayla yönetmeye çalışmak, seçilmiş siyasetçilere dünyanın her yerindeki işlere karışma fırsatı veriyor" dedi.

Stockman, 1982 yılındaki Beyrut saldırısını hatırlatarak, bu tür müdahalelerin ABD'yi kendi savaşı olmayan çatışmaların ortasına sürüklediğini vurguladı.

Stockman, Beyrut'ta 185 deniz piyadesinin hayatını kaybettiği kışla bombalamasını, bugünkü neocon çevrelerin ve Donald Trump'ın "İran'ın ABD'ye karşı 47 yıllık savaşı" söylemine dayanak yapmasını eleştirdi.

Stockman, "Bu olayın İranlılarla hiçbir ilgisi yoktu. O dönemde İran devrimi henüz yeni gerçekleşmişti ve İran, Saddam Hüseyin tarafından kendilerine karşı başlatılan acımasız bir savaşın tam ortasındaydı" diye konuştu.

"Sosis fabrikasına gidip nasıl yapıldığını görmek istemezsiniz"

Ulusal Güvenlik Konseyi'nde görev yaptığı dönemden anekdotlar paylaşan Stockman, Beyrut saldırısı sonrası Beyaz Saray'daki kaos ortamını şu sözlerle anlattı:

"Hükümetin gerçekten nasıl çalıştığına dair bir hikaye bu; hani sosis fabrikasına gidip sosisin nasıl yapıldığını görmek istemezsiniz ya, işte tam öyle bir durum."

Stockman, dönemin Dışişleri Bakanı George Shultz'un Kabine Odası'ndaki masaya devasa bir harita yayarak, New Jersey zırhlısının toplarının Şuf Dağları'ndaki hedefleri vurup vuramayacağını parmaklarıyla ölçtüğünü aktardı.

Stockman, "Bu, asla yaşanmaması gereken bir durum nedeniyle etrafta debelenen bir grup yetişkin adamın tablosuydu. Deniz piyadeleri orada olmamalıydı. Beyaz Saray'daki bir grup insanın, New Jersey zırhlısının devasa toplarının menzilini hesaplamaya çalışması gerekmemeliydi" ifadelerini kullandı.

Reagan'ın bu hatayı fark ederek geri çekilme kararı aldığını belirten Stockman, "Reagan bir hata yapıldığını fark etti ve bu hatayı kuvvetleri iki katına çıkararak veya bombalar göndererek sürdürmedi. Hatayı düzeltti ve yoluna devam etti" dedi.

"İran donanması bizimkinin sadece yüzde 4'ü kadar; bu mu tehdit?"

İran'ın askeri kapasitesine dair sunulan "tehdit" anlatısının rakamlarla uyuşmadığını savunan Stockman, somut veriler üzerinden bir karşılaştırma yaptı.

Stockman, "İran'ın 2 bin 500 kilometreden daha uzun menzilli bir füzesi yok. Tahran'dan Washington DC'ye mesafe 10 bin kilometre. Yani füzeleri yolun çeyreğine bile varamaz" dedi.

Ayrıca İran füzelerinin menzilinin bizzat Ayetullah ve din adamları tarafından, ABD'ye "saldırı niyetimiz yok" mesajı vermek amacıyla kasıtlı olarak sınırlandırıldığını belirtti.

Deniz gücü konusundaki asimetriye de dikkat çeken Stockman, deplasman tonajı üzerinden şu analizi yaptı:

"Bizim donanmamız 4 milyon ton deplasmana sahip. İran donanması ise sadece 200 bin ton. Yani onların donanması Amerikan Donanması'nın sadece yüzde 3 veya 4'ü büyüklüğünde. Ortada ciddi bir askeri tehdit falan yok."

Stockman, İran'ın ne uzun menzilli bombardıman uçaklarına ne de "açık deniz" donanmasına sahip olduğunu vurgulayarak, "İstediğiniz kadar tekrar edin, Tahran'dan ABD anavatanına yönelik bir tehdit sıfırdır" dedi.

"Nükleer silah programı 2003'te durduruldu"

İran'ın nükleer silah kapasitesine dair iddiaların da temelsiz olduğunu kaydeden Stockman, istihbarat raporlarına işaret etti. Stockman, "2007'den beri yayınlanan Ulusal İstihbarat Tahminleri (NIE), İranlıların 2003 yılında Ayetullah'ın emriyle nükleer silah programını terk ettiğini açıkça belirtiyor. Mart 2025'te Tulsi Gabbard tarafından sunulan en güncel istihbarat raporu da bu programın yeniden başlatılmadığını teyit etti" diye konuştu.

Stockman, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun 40 yıldır "İran bombaya 6 ay uzaklıkta" nakaratını siyasi bir slogan olarak kullandığını belirterek, "Netanyahu kariyerini İran'ı şeytanlaştırarak inşa etti. Bu sayede iktidarda kaldı ve bizi defalarca kez Ortadoğu'daki anlamsız çatışmaların içine çekti" dedi. Stockman, ABD'nin bu süreçte Netanyahu'nun "vekili" haline geldiğini savundu.

"Müzakere masasına bir imha saldırısı için tuzak olarak çekildiler"

Stockman, Şubat ve Mart 2026'da gerçekleşen gelişmeleri değerlendirirken, Tahran yönetiminin müzakere masasına bir "tuzak" ile çekildiğini ifade etti.

Stockman, "İran liderliğinin üst kademesi, müzakerecilere talimat vermek üzere toplandıkları gün bombalandı. Bu, Haziran ayından sonra maruz kaldıkları ikinci 'başsız bırakma' (decapitation) saldırısıydı" dedi.

Stockman, ABD'nin lider suikastlarını bir politika aracı olarak benimsemesinin "hazin bir gün" olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Hangi rasyonel aktör bundan sonra ABD ile müzakere masasına oturur? Anlaşmaların 2018'de olduğu gibi kağıt parçası gibi yırtıldığı, liderlerin müzakere sürecinde bombalandığı bir ortamda güven tesis edilemez. Onları müzakere tuzağına çektiler ki lider kadroları İsrail ve Amerikan bombardıman uçakları tarafından yok edilebilsin."

"Harp makinesinin başına kazara bir çılgın geçerse..."

Stockman, ABD Başkanı'na verilen geniş yetkilerin ve 1 trilyon dolarlık savaş makinesinin tehlikelerine dikkat çekerek, "Makamda kazara bir çılgın olduğunda neler olabileceğini görün. Şu an tam bir kaosla, ne yaptığını bilmeyen bir ekiple karşı karşıyayız" dedi.

Trump'ın çelişkili açıklamalarına dikkat çeken Stockman, "Bir gün Kürtlerin rejimi devirmek için savaşa katılacağını söylüyor, iki gün sonra 'hayır, dahil olmasınlar zarar görebilirler' diyor. Bu nasıl bir saçmalıktır" ifadelerini kullandı.

Stockman'a göre olası senaryolar arasında "zafer ilan edip çekilmek" veya "özel kuvvetlerle petrol ve uranyum tesislerine el koymak" bulunuyor. Ancak Stockman, ikinci yolun büyük riskler taşıdığını savundu:

"Eğer özel kuvvetleri İran'ın içlerine gönderirseniz, bu Amerikan postallarının sahaya ayak basması demektir ve bunun nereye varacağını kimse bilemez. İran Devrim Muhafızları komutanlarının tek derdi intikam ve misilleme olacaktır. Bu, çok daha karanlık bir sayfanın açılması anlamına gelir."

Stockman, konuşmasını "Huzurlu bir cumhuriyet sadece doğrudan saldırı altındaysa savaşa girmelidir. Uzak Doğu'daki bir müttefik veya Kuzey Afrika'daki bir yer için değil, sadece anavatan tehdit altındaysa. Mevcut durumda böyle bir tehdit yoktur" diyerek sonlandırdı.