Tahran ve Yeni Delhi arasındaki diplomatik trafik sonucunda iki Hint doğal gaz tankeri Hürmüz Boğazı'nı güvenli şekilde geçerken; İran, stratejik su yolundaki denetimini koruyarak küresel aktörlere karşı caydırıcı pozisyonunu sürdürüyor.
YDH- Hindistan makamları, Tahran ile yürütülen diplomatik temasların ardından, iki Hint doğal gaz tankerinin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli bir şekilde geçişine izin verildiğini; ancak 22 Hint gemisinin halen Körfez bölgesinde beklediğini duyurdu.
Hindistan Limanlar, Denizcilik ve Su Yolları Bakanlığı Sözcüsü Rajesh Kumar Sinha, Shifalik ve Nanda Devi adlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankerlerinin Cumartesi sabahı erken saatlerde boğazı geçtiğini ve yaklaşık 92.700 tonluk yükleriyle 16-17 Mart tarihlerinde Hindistan limanlarına ulaşmalarının beklendiğini açıkladı.
Halihazırda Hürmüz Boğazı’nın batısında bulunan ve 611 denizciyi barındıran diğer 22 geminin güvenliğinin sağlandığını vurgulayan Sinha, son 24 saat içinde bölgede herhangi bir olumsuz gelişme kaydedilmediğini belirtti.
Hint medyası, bu geçiş izninin iki ülke yetkilileri arasında son günlerde gerçekleştirilen yoğun istişare mekanizmalarının bir sonucu olduğunu bildirirken; İran’ın Hindistan Büyükelçisi Muhammed Fatihalı da Hint gemilerine güvenli geçiş imkânı tanınacağını teyit etti.
Bölgedeki askeri gerilime rağmen deniz trafiğinin kontrollü şekilde sürdüğüne işaret eden bir diğer gelişme ise, Afrika’ya gitmek üzere yola çıkan bir yakıt tankerinin Hürmüz’ün doğusundaki bölgeden ayrılması oldu.
Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Siyasi Danışmanı Muhammed Ekberzade ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın İran’ın stratejik kudretiyle güvenli kalacağını ve bölgede emperyal güçlerin gövde gösterisi yapmasına izin verilmeyeceğini vurguladı.
Dünya enerji ticaretinin %20’sinin geçtiği bu kritik su yolundaki hareketlilik, İran’ın 28 Şubat’tan bu yana sivil yerleşimleri ve temel altyapıyı hedef alan ABD-İsrail saldırganlığına karşı yürüttüğü savunma operasyonları gölgesinde devam ediyor.
Tahran, kendi egemenlik haklarını ve stratejik üstünlüğünü korurken, diplomatik rasyonalite çerçevesinde bölgesel aktörlerle olan deniz trafiği dengesini gözetmeyi sürdürüyor.