Aşırılığın yayılma alanı genişliyor: Suriye yeni bir patlamanın eşiğinde mi?

img
Aşırılığın yayılma alanı genişliyor: Suriye yeni bir patlamanın eşiğinde mi? YDH

"Ülkenin yaşadığı güvenlik kırılganlığı zemininde aşırılık eğilimlerinin güç kazanması da tabloyu ağırlaştırıyor ve bu gidişatın yeni bir patlamayı tetikleyebileceği değerlendiriliyor."




Amir Ali

YDH - El-Ahbar gazetesi muhabiri Amir Ali, Suriye’de artan suç oranları ve güvenlik zafiyetinin çok katmanlı bir kriz yarattığını aktarıyor. Mezhepçi saiklerle işlenen cinayetler, savaş kalıntıları ve örgüt faaliyetleri nedeniyle sivil kayıplar hızla artıyor. IŞİD saldırılarındaki yükseliş ve radikal grupların güç kazanması tabloyu ağırlaştırıyor. BM raporu ise sistematik ihlallerin savaş suçu ve insanlığa karşı suç boyutuna ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.

Suç göstergeleri üzerine çalışan Numbeo’nun hazırladığı rapor, Suriye’yi 2026 yılı için Arap ülkeleri arasında ilk sıraya, dünya genelinde ise suç oranlarının en yüksek olduğu ilk on ülke arasına yerleştirirken, sahadan gelen veriler cinayetlerin sürmesinde belirleyici rol oynayan çok katmanlı bir krize işaret ediyor.

Bu cinayetlerin bir bölümü mezhepçi arka planla, bir bölümü ise doğrudan kriminal nedenlerle bağlantılı. Ülkenin yaşadığı güvenlik kırılganlığı zemininde aşırılık eğilimlerinin güç kazanması da tabloyu ağırlaştırıyor ve bu gidişatın yeni bir patlamayı tetikleyebileceği değerlendiriliyor.

Güvenlik krizinin temelinde, eşi benzeri görülmemiş bir etki alanına ulaşan radikal grupların yükselişi yer alıyor. Buna ek olarak, IŞİD örgütünden yüzlerce militanın kaçması ve bir kısmının, geçiş dönemi Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şaraa’nın IŞİD’e karşı uluslararası koalisyona katılma yönündeki politikasını benimsemeyen, iktidar saflarındaki unsurlarla kaynaşması dikkat çekiyor.

Son dönemde cinayet vakaları Suriye geneline yayılırken, en ağır tablo ülkenin orta kesimlerinde ortaya çıktı. Özellikle mezhepsel saikli cinayetlerde artış gözlendi ve yalnızca mart ayının başından bu yana altı kişi hayatını kaybetti.

Bu çerçevede Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, mart ayının başı ile 15’i arasında 73 kişinin öldürüldüğünü kayda geçirdi. Bu ölümlerin 36’sı kriminal nedenlerle, 7’si mezhepsel gerekçelerle gerçekleşti. Üç kişi hükümet güçlerinin açtığı ateş sonucu, bir kişi ise İsrail’in saldırıları nedeniyle hayatını kaybetti.

Diğer ölümler kabile anlaşmazlıkları, savaş kalıntıları ve rastgele açılan ateş gibi çeşitli nedenlerden kaynaklandı. Gözlemevi ayrıca yılın ilk 12 haftasında ülkenin farklı bölgelerinde en az 80 çocuk ve 51 kadının öldürüldüğünü bildirdi. Yalnızca ocak ayında 33 kadın ve 39 çocuk yaşamını yitirdi.

Bu ölümler rastgele ateş açılması, savaş kalıntılarının patlaması, mezhepsel infazlar, hükümet güçlerinin açtığı ateş, Türk insansız hava araçlarının saldırıları, mayın ve patlayıcı düzenekler gibi farklı olaylarla bağlantılı. Geçiş yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrolündeki bölgelerde ve kimliği belirsiz faillerin eylemleri sonucu yaşanan ölümler de tabloya eklendi.

Şubat ayında 15 kadın ve 28 çocuk öldürüldü. Ölümlerin büyük bölümü geçiş yönetiminin kontrolündeki alanlarda patlayan savaş kalıntılarından kaynaklandı.

Bunun yanı sıra rastgele ateş, cinayet ve infazlar ile SDG kontrolündeki bölgelerde meydana gelen patlamalar ve mayın olayları da kaydedildi.

Mart ayında ise üç kadın ve 13 çocuk hayatını kaybetti; ölümlerin çoğu yine savaş kalıntılarının patlamasıyla bağlantılı, diğerleri ise kriminal cinayetler ve doğal afetlerle ilişkili.

IŞİD’in faaliyetleri açısından bakıldığında, mart ayında örgüt yanlılarının düzenlediği saldırıların sayısında artış gözlendi ve bu saldırılar Deyr ez-Zor, Halep, Rakka ve İdlib olmak üzere dört vilayete yayıldı.

Bu bölgelerin tamamı, SDG ile Şam arasında imzalanan anlaşma sonrasında geçiş yönetiminin kontrolüne geçti; Kürt güçlerinin kontrolü ise Haseke vilayeti ve Ayn el-Arab (Kobani) ile sınırlı kaldı. Bu süreçte dört vilayette toplam 14 saldırı gerçekleşti. Saldırılarda Savunma Bakanlığına bağlı gruplardan altı unsur ve İçişleri Bakanlığına bağlı bir kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.

Birleşmiş Milletler Suriye Araştırma Komisyonu, geçen cuma yayımladığı raporda yargısız infazlar, işkence ve kötü muamele, gözaltında ölümler, zorla kaybetmeler ve kaçırma vakalarını belgelediğini açıkladı.

Raporda ayrıca barınma, arazi ve mülkiyet haklarına yönelik ihlallere de dikkat çekildi. Komisyon, bu ihlallerin özellikle önceki hükümeti desteklediği düşünülen toplulukları hedef aldığını belirtti.

Geçiş yönetimine bağlı silahlı gruplar ve onlarla birlikte hareket eden unsurların Lazkiye, Tartus, Humus ve Hama vilayetlerinde çoğu Alevi sivillerden oluşan 1400’den fazla kişiyi öldürdüğü ifade edildi.

Komisyon, dini aidiyet, etnik köken, yaş ve cinsiyet temelinde sistematik hedef alma kalıplarının bulunduğunu tespit etti. Bu ihlallerin uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini, koşulların doğrulanması halinde savaş suçu ve hatta insanlığa karşı suç kapsamına girebileceğini belirtti.

Ayrıca mart katliamlarından dört ay sonra, temmuz ortasında Süveyda vilayetinde çoğu Dürzi ve Bedevi sivillerden oluşan 1500’den fazla kişinin hükümet güçleri, Dürzi silahlı gruplar ve aşiret savaşçıları tarafından öldürüldüğü kaydedildi.

Komisyon, Süveyda’daki şiddete ilişkin özel raporun bu ay içinde yayımlanacağını açıkladı. Bununla birlikte ülkenin kuzeydoğusunda yaşanan ihlaller ile Suriye’deki İsrail askeri operasyonları da inceleniyor. Bu operasyonların siviller üzerinde ağır hasara yol açtığı, kitlesel yerinden edilmelere ve geniş çaplı yıkıma neden olduğu vurgulandı.

Komisyon, hükümetin şiddet olaylarına karıştığı iddia edilen 14 kişi hakkında gözaltı ve yargılama süreci başlatmasına rağmen güvenlik personeline yönelik eğitim, denetim ve tasfiye mekanizmalarının yetersiz kaldığını, üst düzey komutanların sorumluluğunun ise hâlâ ele alınmadığını ifade etti.

Çeviri: YDH